YÜKLENİYOR ...

























MEZOPOTAMYA' YA AÇILAN KAPI : HARRAN
2002 / OCAK

Günümüzde de tarihteki ismiyle anılan Harran, Şanlıurfa'nın 44 kilometre güneydoğusunda, kendine özgü kubbe evlerden oluşan sivil mimarisi ile de ilgi çeken şirin bir ilçe. GAP bölgesinde yer alan ilçe, artık sonsuz bir sessizliğe bürünmüş pek çok önemli taihîl kentin aksine günümüzde de hayatla iç içe. Tahıl ekimine elverişli Harran Ovası'nda tarihin derinliklerine inen yüzlerce höyükten en önemlisi olan Harran Höyüğü'nde Kültür Bakanlığı adına gerçekleştirilen kazı, restorasyon ve yüzey çalışmaları sonucunda Harran ve yakın çevresinin, daha önce MÖ 3000 olarak bilinen yerleşim tarihinin MÖ 5000'den, MS 13. yüzyıla kadar kesintisiz sürdüğü anlaşıldı. Mezopotamya'dan Akdeniz'e, batı ve kuzeybatıya açılan yolların kavşağında yer aldığından, buraya bir zamanlar Sümerce ve Akatça'da seyahat ve kervan anlamına gelen Harran-u denilmiş. Babil devrinde ise şehrin ismi, Uru-ki-kaskal-al Harran olur. Aynı zamanda Asur ile Anadolu'yu birleştiren ticaret yolu üzerinde bulunan Harran, Anadolu ile sıkı ticari ilişkiler yürüten Asurlu tüccarların da uğrak yeriydi.

Sayfa 1/5


























MEZOPOTAMYA' YA AÇILAN KAPI : HARRAN
2002 / OCAK

Kuzey Suriye'de yapılan kazılarda ele geçen Ebla tabletlerinde de, Harran'dan sık sık söz edilmekte. Ebla tabletlerinde Harran adı, Ha-ran-an-ki şeklinde geçer. Bir kült merkezi olan Harran MÖ 2000'de Asur şehrinden sonra, ikinci önemli şehirdir. MÖ 18. yüzyıla ait Mari tabletlerinin birinde, Harran'da ay tanrısı adına yapılan E-hul-hul (Tanrının Evi) Sin Tapınağı'nda, Hitit Kralı Şuppillulima ile Mitanni Kralı Mativaza arasında uzun süren savaşlar sonucunda Ay Tanrısı Sin ile Güneş Tanrısı Şamaş adına önemli bir anlaşma imzalandığı geçer. MÖ 6. yüzyılda Geç Asur devrinde, kısa bir süre başkent olan Harran, daha sonra Carrhae adı altında MÖ 54'e dek Partların elinde kalır. Dünyada ilk kez tek tanrıya inanılması ise Harran'da, Hz. İbrahim zamanında gerçekleşir. Bir süre Harran'da kalan Hz. İbrahim'in, burada evlendiği ve adına mescit yapıldığı kaynaklarda geçiyor. Hz. Ömer zamanında (MS 640) ele geçirilen Harran'ın İslam tarihindeki önemi de büyüktür. Burada yetişen ünlü filozoflar arasında 9. yüzyılda yaşayan matematikçi Sabit Bin Kurra, fizikçi Cabir İbn-i Hayyan, gökbilimci Battani başta gelir.

Sayfa 2/5


























MEZOPOTAMYA' YA AÇILAN KAPI : HARRAN
2002 / OCAK

Harran, İslam devrinde Emeviler'in son halifesi II. Mervan zamanında ikinci kez başkent olur. En parlak devri ise Eyyubiler zamanıdır. Bu dönemde Harran, şehirciliğin, sanat ve tekniğin doruk noktasına ulaşır, 1260'da Moğollar tarafından istila edilip, yakılıp yıkıldıktan sonra eski önemine bir daha kavuşamaz. Harran ören yerinde çeşitli dönemlerden kalan birçok eser mevcuttur. Yaklaşık dört kilometre uzunluğundaki surlar, sur kapıları, şehrin güneydoğusunda yer alan, Hititlerden başlamak üzere dört yapı katına sahip olan ve iyi durumdaki iç kale, şehir merkezi yakınındaki höyük ve höyüğün kuzey eteğinde bulunan Ulu Camii ile 33.30 metre yüksekliğindeki minaresi şehrin ihtişamına tanıklık eden anıtsal kalıntılardır. Uzunluğu dört kilometreyi, yüksekliği ise beş metreyi bulan surları, Kuzey Anadolu Kapısı, Aslanlı Kapı, Bağdat Kapısı, Musul Kapısı, Rakka Kapısı ve Halep Kapısı ile dışarı açılır. Harran ve çevresinde 1983'den bu yana Kültür Bakanlığı adına gerçekleştirilen kazı, restorasyon ve yüzey araştırma çalışmalarında Halep Kapısı'nın çevresindeki sur duvarları tümüyle açığa çıkarıldı.

Sayfa 3/5


























MEZOPOTAMYA' YA AÇILAN KAPI : HARRAN
2002 / OCAK

Yine kazılar sırasında İslam devrine ait bir kent kalıntısı da bulundu. Kentin mimarisini oluşturan dar sokaklara açılan bitişik nizamlı, dikdörtgen ve kare planlı evlerin avluya açılan odaları bulunuyor. Tandır, erzak küpleri ve su kuyuları bulunan evlerin duvarları taş temel üzerine tuğla ya da kerpiçten yapılma. Tabanları ise genellikle yüksek derecede fırınlanmış sağlam tuğlalarla döşeli ya da bastırılmış kerpiçten. MS 7. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar İslam devrinin her döneminde iskân edilen Harran Höyüğü'nde açığa çıkarılan antik kentin planının mükemmelliği, yüksek derecede fırınlanmış tuğla borulardan (künk) oluşan kanalizasyon şebekesinden ve evlerdeki pis suyun atılmasına yarayan taş kanallardan anlaşılır. Yine höyükte açığa çıkarılan ve Eyyubi devrine tarihlenen, o zamanın öğütme sanayini gösteren ve insan gücüyle çalışan bazalttan yapılma değirmen kompleksleri de burada tahılın bolluğuna işaret eder. Harran, İslam çağında, Eyyubiler döneminde, seramik tekniği bakımından da en parlak devrini yaşamış ve sanatın doruğuna ulaşmıştır. Kazı çalışmaları sırasında eski Tunç Çağı'na ait pişmiş

Sayfa 4/5


























MEZOPOTAMYA' YA AÇILAN KAPI : HARRAN
2002 / OCAK

topraktan kadın figürini, eski Asur dönemine ait taştan bir silindir mühür, yeni Babil dönemine ait ve Kral Nabonid'le Sin Mabedi'nden bahseden çivi yazılı pişmiş toprak tablet ve yine Sin Mabedi'ne ait çivi yazılı adak kitabeleri, Eyyubi devrine ait renkli figürlü cam ve stilize motifli bir ahşap parçası ile sikkeler bulundu. Höyük ve çevresi tarih öncesi çağlardan beri Halaf, Ubeyd, Uruk, Tunç Çağları, Hitit, Hurri, Mitanni, Asur, Babil, Helen, Roma, Bizans ve İslam devrinde de Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Zengiler ve Eyyubiler'in hâkimiyetine girmiştir. En önemli İslam eserlerinden Ulu Cami, Harran Höyüğü'nün kuzeydoğu eteğinde yer alır. Türkiye'deki İslam mimarisine ait en eski cami olan Harran Ulu Camisi'nin Emeviler devrinde MS 744-750 yıllarında II. Mervan tarafından yaptırıldığı biliniyor. İslam devrinin en eski üniversitesi de burada. Harran'da kazılar sonucunda bulunan yüzlerce eser bugün Urfa Müzesi'nde sergileniyor.

* Dr. Nurettin Yardımcı, arkeolog, Harran Kazıları Başkanı.

Sayfa 5/5
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı