YÜKLENİYOR ...

























BİNİCİLİK TARİHİNDE DÖRT NALA
2002 / OCAK

Türkiye Jokey Kulübü'nün 2000 yılında açtığı ve kuruluşunun 50. yılı etkinlikleri çerçevesinde yeniden düzenlediği Türkiye Jokey Kulübü Müzesi ve Sergi Sarayı, at ve binicilik tarihi ile ilgili birbirinden ilginç obje ve belgelere ev sahipliği yapıyor. Veliefendi Hipodromu'nun içinde yer alan müzenin en önemli misyonu at ve biniciliğin Türk kültür tarihindeki önemini gözler önüne sermek. Kendinizi yanıbaşınızda yapılan yarışların ve hipodromun atmosferine bıraktığınızda, müze sizi Türk kültürünün önemli bir parçası olan atların yüzyıllardır süregelen tarihine götürüyor. Önceleri binek hayvanı olarak elverişli yerleşim alanları, otlak ve su yolları bulmak gibi amaçlarla kullanılan at, sonraları savaşta yer alır. En eski Türk topluluklarından günümüze kadar at insanla birlikte savaşa katılmış, kaderini sahibinin kaderine bağlamış bir varlık sayılır. Sınır tanımayan topraklarda devamlı hareket halinde yaşayan Türk toplulukları, atlı bozkır kültürünü yüzyıllar boyu devam ettirir.

Sayfa 1/5


























BİNİCİLİK TARİHİNDE DÖRT NALA
2002 / OCAK

Türklerdeki eski at kültürü İslamiyet'te de kaybolmaz. Osmanlılarda da at terbiyeciliği ve yetiştiriciliğine aynı derecede önem verilir. 1920'li yıllarda İstiklal Savaşı sırasında Mustafa Kemal Paşa'nın "At yarışı modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaçtır" sözleri, Ankara'da at yarışlarının hayata geçirilmesine neden olur. Cumhuriyet döneminde de at ve at yetiştiriciliği ilgi görmeye devam eder ve devlet desteğiyle düzenli olarak haralar işletilir. 1926'da Yüksek Yarış ve Islah Encümeni'nin kurulmasıyla yarışlar yeniden ivme kazanır. Başta Ankara olmak üzere İstanbul ve İzmir'de belirli tarihlerde yarışlar yapılır. 1936'da yine Atatürk'ün emriyle Ankara Şehir Hipodromu inşa edilir. Müzede sergilenen at ve binicilik takımlarını kapsayan eyerler, koşum takımları, üzengiler ve kamçılar 19. ve 20. yüzyıla ait. Koleksiyon, Orta Asya kökenli Türkmen eyer örtüsü, sırma işlemeli Osmanlı sağrı örtüsü ve İngiliz tipi bir bayan eyeri dışında genel olarak Çerkez eyeri, süvari eyeri ve Osmanlı sivil halkı tarafından kullanılan eyer ve koşum takımlarından oluşuyor.

Sayfa 2/5


























BİNİCİLİK TARİHİNDE DÖRT NALA
2002 / OCAK

Orta Asya'da kullanılan Türk eyerlerinin özelliklerini taşıyan Osmanlı eyerleri gerçekten çarpıcı görüntüler sergiliyor. Bu eyerlerde deri üzerine değerli taşların yanı sıra altın, bronz, gümüş gibi madenler de dekoratif olarak işlenmiş. İşlemeli koşum takımları, gümüş ve fildişi işlemeli kamçılar, deri tozluklar, mataralar ve gümüş üzengiler ise bu eyerleri zarafetle tamamlıyor. Kırmızı keçe zemin üzerine dekoratif motiflerle deri ve gümüş işlemeli Türkmen eyer örtüsü, gümüş işlemeli Osmanlı merasim kılıcı, lacivert çuha zemin üzerine sırma rumi motifler işlenmiş Osmanlı sağrı örtüsü, kadife kiremit rengi zemin üzerine dekoratif gümüş sırma ve payet işlemeli ve iç bölümleri deri Osmanlı eyeri, varak kabartma ve sırma işlemeli Çerkez eyeri, kazıma ve kabartma tekniğinde gümüş işlemeli koşum takımları, gümüş ve döküm üzengiler müzenin en özel objeleri arasında yer alıyor. Müzeyi gezerken kendinizi at ve binicilik takımlarının şaşırtıcı estetiğine bırakırken, atın Türk kültür tarihinde ne kadar önemli bir yeri olduğunu da keşfediyorsunuz. Çeşitli

Sayfa 3/5


























BİNİCİLİK TARİHİNDE DÖRT NALA
2002 / OCAK

materyallerden yapılma at heykelleri, atlar ve yarışçılıkla ilgili Osmanlıca ve Türkçe çeşitli yayın örnekleri, 1863 yılına ait 'Kâğıthane Yarış Programı', 1927'den yakın tarihimize uzanan yarış programları, 1940'lı yıllardan itibaren kullanılan biletler ve oyun kartları bunun en güzel örnekleri. Müzenin giriş salonunun ortasında yer alan standlar 11. ve 21. Asya Yarışçılık Konferansı hediyelerine ayrılmış. Bu standlarda cam ve seramikten yapılma at ve binicilikle ilgili heykeller, yine at ve binicilikle ilgili desenlerle işlenmiş ilginç vazolar yer alıyor. Hemen girişin yanındaki küçük salonda ise 1954 yılından itibaren Türkiye Jokey Kulübü'ne yurtiçi ve yurtdışından verilen çeşitli kupa, şilt ve plaketlerin yanı sıra pedigri (soykütüğü) örnekleri sergileniyor. Pedigri örnekleri nüfus kâğıdı, aşı belgesi gibi atlarla ilgili çeşitli belgelerden oluşuyor.Bu bölümü gezerken, bir atın iskeletinde 252 kemik olduğu, vücudunda 520 adale bulunduğu, beyninin 500 g, kalbinin ise 3.5-5 kg ağırlığında olduğu, ortalama ömrünün 20-26 yıl

Sayfa 4/5


























BİNİCİLİK TARİHİNDE DÖRT NALA
2002 / OCAK

arasında değiştiği ve gebeliğinin 320-350 gün sürdüğü gibi atlarla ilgili ilginç anatomik bilgiler edinmek de mümkün. Yine bu bölümden edindiğimiz bilgiye göre dünyanın en uzun ömürlü atı, Amerika'da 1758-1822 arasında yaşayan Old Billy imiş. Bizde ise Fikret Hicizatlı'nın Bayram'ı tam 28 yıl yaşamış. Bu salonun duvarlarını ise Türkiye Jokey Kulübü'nün fotoğraf arşivinde yer alan ve kulübün tarihine dair önemli belge niteliği taşıyan fotoğraflar süslüyor. 1971 yılında Kraliçe Elizabeth ile Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın Ankara Hipodromu'nu ziyaretleri, Atatürk'ün Ankara Hipodromu şeref locasındaki yarış heyecanı ve Sultan Abdülaziz'in at üstündeki ihtişamlı duruşu bu arşivde yer alan taihî karelerden yalnızca bazıları.Türkiye Jokey Kulübü Müze ve Sergi Salonu bünyesinde bir de kütüphane bulunuyor. Burada at, at yetiştiriciliği ve yarış dünyası hakkında çeşitli yerli ve yabancı yayınların yanı sıra süreli yayınlar ve T.J.K. yayınlarını da bulmak mümkün.

* Demet Sunar, yazar.

Sayfa 5/5
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı