YÜKLENİYOR ...

























BİR KÜLTÜR CÜMBÜŞÜ : BEYPAZARI
2002 / OCAK

"Şehir iki dere içinde olup 20 mahallede 3060 adet ikişer katlı, duvarları kerpiçten üzerleri tahta kaplı evler vardır. 70 adet okul, 7 han, hamamlar ve 600 adet de dükkân bulunur. Haftada bir gün kurulan güzel ve süslü pazarında bütün kıymetli eşyalar bulunur." Evliya Çelebi, Anadolu'nun her yerini adım adım anlattığı 'Seyahatnamesi'nde böyle aktarıyor Beypazarı'nı. Ne yazık ki 1884'te çıkan büyük yangın, tarihe tanıklık eden binlerce ahşap evi yok ediyor. Yangından sonra Safranbolulu ve Beypazarlı ustaların maharetiyle bugünkü evler yapılıyor. Günümüzde Beypazarı yeşillikler içinde, 3000'i aşkın sivil mimarlık örneği ahşap evleri, 200 yıllık çarşısı, Selçuklu ve Osmanlı mimari tarzını günümüze taşıyan eserleriyle Anadolu'nun dokusu bozulmamış sayılı yerleşimlerinden biri. Türk kültürünün miarî özelliklerini ve Türk insanının yaşam tarzını bugünlere taşıyan taihîy Türk evleri, dış görünümleri ile eskiye uygun olarak yenileniyor. Dış cephelerinin giydirilmesi tamamlanan 320 evin sunduğu görsel zenginlik görülmeye değer. Diğer evlerin de yenilenmesi için çabalar sürüyor.

Sayfa 1/5


























BİR KÜLTÜR CÜMBÜŞÜ : BEYPAZARI
2002 / OCAK

Tarihî İpek Yolu üzerinde yer alan Beypazarı ve çevresine Hititler, Frigler, Galatlar, Romalılar, Selçuklu ve Osmanlılar egemen oluyor. Tarihî eser ve kalıntılardan, Beypazarı'nın Romalılar zamanında İstanbul-Bağdat arasındaki büyük taihîı geçit yolu üzerindeki Lagania olduğu, daha sonra Bizans İmparatoru Anastasios'un ziyareti ile adının Anastasiopolis olarak değiştirildiği anlaşılıyor. Ve daha sonra yine güçlü bir devlet adamının, Kütahya Beyi Germiyanoğlu Yakup Şah'ın veziri Dinar Hezar, kenti Rumlardan alıyor, şimdiki Beytepe Mahallesi'nde bir mahalle ve büyük bir pazar yeri kuruyor. Tahminlere göre, Hezar zamanla 'pazar' kelimesine dönüşüyor. 'Bey' kelimesi ile de birleşerek, Beypazarı oluyor.
Beypazarı'nın taihîa ahşap evleri, 19. yüzyılın ince zevkini günümüze taşıyan örneklerle dolu. Evler, genellikle üç katlı, temel duvarları taş, üst katlar ahşap, çatılar alaturka kiremitle kaplı, saçakların alt kısmı açık bırakılıyor.

Sayfa 2/5


























BİR KÜLTÜR CÜMBÜŞÜ : BEYPAZARI
2002 / OCAK

Evlerin tavan arası bölümünün yükselerek çatılı bir ya da iki odacık oluşturması yapıya farklı bir görünüm ve estetik güzellik kazandırıyor, yerel dilde buna 'guşgana' deniliyor. Bahçeli evlerin bir özelliği olan bu mekân depo vazifesi görüyor. Evlerin planı yerel özellikler taşıyor; alt katlar, öncelikle halkın toprağa bağlı yaşam biçiminin gereği olarak ahır, samanlık ve hizmtkârk bölümü olarak kullanılıyor, şimdiyse farklı kullanımlara açılıyor. Üst katlar asıl yaşam katlarını oluşturuyor, büyük evlerde esas katın üstüne ayrıca yapılan katla selamlık, haremlik bölümlerine mekân yaratılıyor. Sofa etrafında yer alan odalarda, küçüklü büyüklü rafların yanı sıra aile yaşamında temizliğin simgesi olan banyo görevi gören ahşap kapılı dolaplara ve bu katlarda mutfak gibi servis mekânlarına da yer verildiği görülüyor. Evlerin dışa dönüklüğü, üst katlara alan kazandıran, sokak boyunca çift yönlü görüşe imkân yaratan, konumlarına göre çeşitli tiplerden oluşan çıkmalarla sağlanıyor. Dikdörtgen veya kemerli, dörtlü veya altılı bölmeli, giyotin veya iki kanatlı pencereler, cumbalı, kafesli, kepenkli örnekleriyle özgün yapı tipini

Sayfa 3/5


























BİR KÜLTÜR CÜMBÜŞÜ : BEYPAZARI
2002 / OCAK

yansıtıyor. Çift ya da tek kanatlı, üstü ahşap kafesli, özel tokmaklı ahşap kapılar evlerin güzelliğini bütünlüyor. Geleneğe göre Beypazarlılar evlerinin üst katlarının dış cephesinin belirli bir kısmını tamamen bitirmeden bırakıyor. Buraya yerel dilde 'çantı' deniliyor.
Bu yarım bırakışın anlamı ise evsahibinin Azrail'e bir mesajı: "Dünyada yarım kalmış işlerim var."
Beypazarı evleri, ahşabın incelikli doğallığının çatma ve geçmelerle, oyma ya da kabartmalarla veya kafes teknikleriyle işlendiği birer mini saray gibi farklı çarpıcılığa sahip giz dolu yapılar olarak tarihe tanıklık ediyor. Geleneksel aile yapısının ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik eşsiz mekânlar olan bu evler, Beypazarı Belediyesi tarafından restore edilerek Türk kültürünün inceliğini, zevkini ve güzelliğini gelecek kuşaklara aktarmaya hazırlanıyor.

Sayfa 4/5


























BİR KÜLTÜR CÜMBÜŞÜ : BEYPAZARI
2002 / OCAK

Ankara'nın 98 kilometre kuzeybatısında yer alan ve Türkiye'nin en fazla havuç yetiştiren ilçesi olan Beypazarı'nda, ahşap evler ve taihîa yapılarının yanı sıra 'telkâri' diye adlandırılan otantik gümüş takılar olmak üzere gümüş işlemecilik, bakırcılık, yerel dokumacılık gibi el sanatlarına sahip çıkılıyor ve yaşatılıyor.
Ayrıca, yine maharetli Beypazarlı kadınların pişirdiği nefis yaprak sarması, güveç, kapama, höşmerim gibi Türk Mutfağı'nın seçme yemekleri ve havuç lokumu ile de öne çıkıyor. Ankara'ya yolunuz düşerse, günübirlik bir gezi yapın, bir kültür cümbüşü olan Beypazarı'nda geçmişte yaşamanın keyfini çıkarın.

* Sevim Koyunoğlu, Turizm Bakanlığı Uzmanı.

Sayfa 5/5
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı