YÜKLENİYOR ...

























ANADOLU 'NUN GİZLİ DİLİ
2001 / EYLÜL

İnsanoğlu doğayı anlama ve kendini anlatma çabalarının sonucu iletişimin bir alt grubu olarak imler dünyasını meydana getirdi. Sembol, arma, simge, damga, remiz, alamet, timsal... Güncel deyimleriyle amblem, marka ve logolar insanların birbiriyle iletişimlerinde kullandıkları birer işaret olarak kabul edildi. Semboller doğadan kaynaklanan, doğanın yaratıcı ve yok edici özelliklerinin yansıdığı, dini ve manevi düşüncenin ürünü olarak ortaya çıktı. Anadolu'nun merkezi sayılabilecek bir yerde, Konya'nın Çumra ilçesi yakınlarındaki Çatalhöyük yerleşimi, Neolitik Çağ'ın (Yeni Taş Çağı) yeryüzünün bilinen en gelişmiş kenti, uygarlığın başlangıç noktasıydı. Çatalhöyük insanı doğayla mücadelesini ve inançlarını resmedip, ana tanrıçalarını doğum esnasında gösteren heykelcikler yaptı. Evlerinin kutsal bölümlerinin duvarlarında, insan figürlerini gökyüzüne götürmek için gelen kartal bezemeleri dini inançların sembolik bir yansıması olarak karşımızda durur. Erzurum'da Selçukluların ulu yapılarından Yakutiye Medresesi'nin ön cephesindeki kabartmada, bir çift aslanın koruduğu

Sayfa 1/5


























ANADOLU 'NUN GİZLİ DİLİ
2001 / EYLÜL

hayat ağacı üzerinde çift başlı kartal bulunur.Orta Asya Şamanist inanç dünyasının izlerini taşıyan bu kabartmada, şamanın hayat ağacı üzerinde gökyüzüne yaptığı yolculuk ve ona yol gösteren kartal canlandırılır.
MÖ 700'lere tarihlenen Konya Ereğli yakınlarındaki İvriz Kaya Kabartması'nda, Luvi Kralı Varpalavas, Gök ve Bereket Tanrısı Tarhun'a tapınırken görülür. Tanrının sol elinde buğday başakları, sağ elinde de üzüm salkımlarının bulunduğu bir asma dalı var. Buğday, üzüm, nar gibi çok taneli meyveler Anadolu'da hemen bütün çağlarda bereketi simgeleyen sembollerdir. Mısır, Mezopotamya ve Ön Asya uygarlıklarında olduğu gibi, Anadolu'da Neolitik Çağ'dan başlayarak bütün uygarlıklarda, Hititlerde, Truvalılarda, Urartularda ve Ankara civarında bir devlet kuran Galatlarda sembol ve armaların kullanıldığı günümüze gelen eserlerden anlaşılıyor.
Akdeniz çevresindeki uygarlıklarda deniz ticaretinin gelişmesiyle de tanıtıcı işaret ve simgelerin yaygınlaştığı biliniyor.

Sayfa 2/5


























ANADOLU 'NUN GİZLİ DİLİ
2001 / EYLÜL

Sembollerin en yaygın kullanıldığı yerlerden biri de sikkeler. MÖ 600'lerde Anadolu'nun batısında, İç Ege'de tarihin ilk sikkelerini basan Lydialılar, krallarının sembolü olarak aslan figürü kullandılar. Hitit başkenti Hattuşa'da (Boğazköy) Aslanlı Kapı'daki aslan heykelleri kentin koruyucusu olduğu kadar, Hititlerin gücünün de bir sembolüydü.Kommagene Kralı I. Antiokhos'un Nemrut Dağı üzerindeki tümülüsünün doğu terasında aslan ve kartal heykelleri bulunuyor. Her iki heykel de birer koruyucu görevi üstleniyordu. Anadolu Selçuklu kabartmalarında görülen ve mutlak gücü temsil eden aslan figürü kervansaray, kale, saray gibi askerî ve sivil yapılarda kullanılıyordu. Lydia'dan Anadolu'nun diğer kent devletlerine yayılan para basma işlemi, bu kentlerin de çeşitli sembol ve armalar kullanmalarına yol açtı. Sikkelerde görülen bu sembol ve armalar aynı zamanda kentlerin yazıtlarında, kap kacağın üzerinde, amfora ve ağırlıklarda, hatta kölelerin vücutlarında dövme şeklinde de yer alıyordu. Bazı kentlerde kentin koruyucusu veya onun adına yapılan tapınakların birer sembol olduğu görülür.

Sayfa 3/5


























ANADOLU 'NUN GİZLİ DİLİ
2001 / EYLÜL

Birtakım semboller kente adını bile veriyordu: Nar bereket sembolü olarak Side'ye, keçi yine bereket boynuzuna dayanan bir mitolojik hikâyeden dolayı Aigai'ye adını vermişti. Miletos'ta aslan, Ephesos'ta geyik ve arı, Foça'da fok balığı, Abydos'ta kartal, Dardanelles'te horoz, Khios'ta sfenks, Lampsakos'ta kanatlı at, Priene'de tanrıça Athena başı kentlerin sembolü olmuşlardı. Bizans ve Roma'da da kartal bir sembol olarak kullanılıyordu. Hıristiyanlığın yaygınlaşması ile Anadolu'da, bu dinden kaynaklanan bir sembolizm ortaya çıktı. Zambak Hz. Meryem'i, balık ve kuzu Hz. İsa'yı, üçgen kutsal üçlüyü (Allah, kutsal ruh, Hz. İsa) temsil ediyordu. Kapadokya'daki ilk dönem Hıristiyanlığa ait olan kaya kiliselerinde bu semboller yoğun olarak görülür. Haçlı seferleri sırasında, Bizans'ın gelişmiş sembolizminden etkilenen Latinler ve diğer Batılı uluslar haçı Bizans'tan aldılar. 1096 yılında Bizans İmparatoriçesi Anna Komnenos, önünden geçen Haçlı ordularının kalkanları üzerinde herhangi bir sembolün bulunmadığını belirtiyordu.

Sayfa 4/5


























ANADOLU 'NUN GİZLİ DİLİ
2001 / EYLÜL

Haçlıları Anadolu'da karşılayan Selçuklu ordularının kalkanlarında ve bayraklarında İslamiyet'in sembolü haline gelmiş hilal ve kılıç, kûfi hatla yazılmış Allah yazısı, hükümranlık işareti olarak kartal, aslan ve dikey bantlardan oluşmuş geometrik semboller bulunuyordu. Bu sembollerin çoğu Haçlı seferlerinden sonra Avrupa'da yaygın olarak kalkan ve sancaklarda kullanılmaya başlandı. Enez, Amasra, Bodrum Kalesi ve İzmir Arkeoloji Müzesi'nde görülen Latin armaları ve İstanbul Galata'da Eski Bankalar Caddesi'ndeki Saint Pierre Hanı üzerindeki Fransız armaları, ortaçağ tarihinin birer anısı olarak varlıklarını koruyorlar.Anadolu'da sembolizm bugün bütün canlılığıyla el yapımı halılarda hayat buluyor. Anadolu'nun usta dokuyucuları eski kültürlerden kalan sembolleri halı ve kilimlere rengârenk ilmiklerle dokuyorlar. Böylece, geçmiş çağların bu gizemli işaretleri, günlük yaşamın yansımalarıyla buluşarak motiflere dönüşüyor.

* Kemal Özdemir, araştırmacı-yazar.

Sayfa 5/5
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı