|
Gövdeleri boğum boğum, görmüş geçirmiş zeytin ağaçları... Kabuklarının üstünde yüzyılların izi var. Dile kolay; hasat zamanı bereketten dalları yere varan ağaçlar yüz, yüz elli, hatta üç yüz yıllık bir yaşam deneyiminin bilgeliğini taşıyor. Güneş altında ya da gece dolunayda gümüşî parıltılar saçan küçük yaprakları geçmiş yaşamların fısıltısını ulaştırıyor bize. İzmir, Karaburun Yarımadası'nda denize doğru inen sarp kayalıklar üstünde göğe doğru yükselirken adeta asil bir duruşları var. Bölgede, ağaçlar arasında yürürken yoğun olarak hissedilen zeytin kokusu elle tutulacak denli somut. Zeytin ağaçlarının dalları arasından aşağıda bir kaybolup bir görünen turkuvaz renkli denizse gönül çelici. Ayaklarımızın altındaki kır bitkileri havayı büyüleyici, tatlı bir kokuyla dolduruyor.
Bugün Ege Bölgesi'ndeki en bozulmamış doğal alan olan Karaburun Yarımadası'nın bir bölümü Doğal ve Arkeolojik SİT alanı ilan edilmiş. Geleneksel yöntemlerle ve hiçbir kimyasal ilaç kullanmadan yapılan tarım uygulamaları, henüz yapılaşmaya kurban gitmemiş sahil kesimi bölgenin en imrenilecek
|