|
Yan yana konulan her taş aslında bir harfti. Taş taş üstünde yükseldi, daracık sokaklara duvar oldu. Sır vermedi duvarlar. Yazın serin, kışın sıcak odalar, sofalar, nice yaşamların tanığı kat kat avlular gizlendi içlerinde. Evlerin pencereleri komşununkiyle göz göze gelmedi asla, öyle örüldüler. Ama, taşlar elbirliğiyle yükselirken kökleri çok eskiye dayanan bir kültürü ele veren cümleler de kuruluyordu kendiliğinden. Yumuşak başlı Midyat taşı incelikle boyun eğiyordu Süryani ustaların maharetli ellerine. Yamacın tatlı eğimine sırtını dayayan yapıların içi dışı 'Midyat işi' denilen taş işçiliğiyle bezeniyordu. Ön yüzlerindeki kapı, pencere kenarlarına, saçak altlarına, sütun ve kemerlere işlenen laleler, karanfiller, sarmaş dolaş asma dalları, içe dönük, alçakgönüllü, duyarlı yaşamların zenginliğiydi. Bereket, sabır, hüzün ve inanç dantel dantel dile geliyordu taşta. En çok kullanılan sözcükler inanç ve bereketti belki de. Çünkü tılsımı bol, bereketi bol topraklarda kuruluydu Midyat...
|