YÜKLENİYOR ...

























YAPRAĞA GÖNÜL VERMEK
2001 / AĞUSTOS

Bu bir hikâye aslında, belki de masal olabilecek kadar gerçekdışı ve güzel bir hikâye. Hikâye yıllar önce evlilik hediyesi olarak gönderilen bir bitkinin yapraklarından birinin solmasıyla başlar. Sahibi, yaprağı atmaya kıyamayınca onu bir ansiklopedinin sayfaları arasında saklar. Yıllar sonra bir gün ansiklopedide bir şey ararken de ipek gibi yumuşacık bir yaprak bulur. Neredeyse çocukluğundan beri Kapalıçarşı'nın zengin kültürü içinde yaşayan Nick Merdenyan için bu yaprakla neler yapılabileceğini hayal etmek hiç de zor olmaz.
Bilirsiniz, Anadolu Selçuklu İmparatorluğu zamanından beri hükümdar saraylarının bir nakışhanesi vardır. Bu gelenek Osmanlı İmparatorluğu'nda da devam eder. Bu nakışhanelerde öğrenim amelidir ve sanata yönelik konuşmalar da kulaktan dolmadır, yani burası aynı zamanda kitabı olmayan bir okuldur. Burada her kademedeki sanatçılar ortak eserler meydana getirmişlerdir. Bazı eserlerde onların adına sadece "usta" imzayı atar. O dönemlerde yetişen usta nakkaşların eserleri günümüzde de farklı şekillerde hayat buluyor.

Sayfa 1/4


























YAPRAĞA GÖNÜL VERMEK
2001 / AĞUSTOS

Bunlar içinde en hassas çalışma gerektiren de hiç kuşkusuz kurutulmuş yapraklar üzerine olanlar.
Üzerine işlenecek yapraklar uzun süredir Nick Merdenyan tarafından Yalova'daki bir seradan seçiliyor. Bu seçimdeki en önemli kriter yaprakların ölçüleri ve gelişimdeki şekilleri. Sonra yaprak, binbir özenle ve özel yöntemlerle kendi öz suyu giderilene kadar kurutuluyor. Uzun süren bu işlemin sadece "sakla ve arada bir bak" yöntemi olduğunu düşünmeyin sakın. Belki işin en önemli kısmı onlarla sohbet etmek.


Çalışma başlayacağı zaman konuya uygun yapraklar seçiliyor. Bu konular genellikle üç büyük dinden, Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık'tan seçiliyor; bazen Anadolu Ermeni kültürünün zengin motifleri de sık sık kullanılıyor. Konuların içeriğinde geçmişten günümüze sevgi, barış ve hoşgörü mesajları olmasına dikkat ediliyor.

Sayfa 2/4


























YAPRAĞA GÖNÜL VERMEK
2001 / AĞUSTOS

Her ne kadar "meslek sırrı" ise de, boyanın dağılmaması için yaprağın üzerine pudra serpildiğini ve zamanla rengin solmaması için de özel bir "karışım" eklendiğini öğreniyoruz. Önce kâğıt üzerinde desen çalışması yapıldığını, yaprak üzerindeki çalışmaya ise konturlar belirlenerek başlandığını gözlemliyoruz. Yazı varsa önce yazı yazılıyor, sonra desenler boyanıyor ve tekrar konturlanıyor. Fırça seçimi de çok önemli, sentetik fırça kullanmamak gerekiyor. Desen tamamlandıktan sonraki çerçeve işlemi ise sadece Nick'in kontrolünde.
Nick Merdenyan, bir yıldır birlikte çalıştığı Hülya Kalaycı ve Ebru Yalkın ile birlikte ortak bir dil yaratmış. Farklı kültürlerin desenlerini çalışmak Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çini Sanatı Bölümü mezunu olan Hülya ve Ebru'nun titizliğini bir kat daha artırıyor. Onlar da bu işe en az Nick kadar gönül verdiklerinden her türlü zorluğa severek katlanıyorlar. Eski atölyelerini su basıp bir gün önce bitirdikleri çift tuğra desenli yaprağın bozulduğunu gördüklerinde, önce oturup ağlayıp

Sayfa 3/4


























YAPRAĞA GÖNÜL VERMEK
2001 / AĞUSTOS

sonra sabaha kadar benzer bir yaprağa aynı konuyu çalışıp işlemişler örneğin... Desenler önceden belirlendiği ve standart boyalar kullanıldığı için büyük bir şans eseri aralarında üslup farkı yok. Böylece ikisi aynı yaprak üzerinde çalışabiliyorlar. Bu sanatın meraklıları arasında Hillary Clinton ve İtalyan savcı Di Pietro Christiano ile doğrudan alıcı olmasa da Şvardnadze de var. Nick Merdenyan, 1991 yılında ülkemizi ziyaret eden dönemin ABD Başkanı George Bush'un heyetine de bu servisi verdiği için büyük onur duyduğunu özellikle belirtiyor. Bir bir kaybolan geleneksel sanatlarımızın arasında yeni parlayan bu yıldız, umarız ki diğer kuşaklara sevgiyle aktarılır. Ama önce siz başlayın... Şimdi arkanıza yaslanın ve dergideki fotoğraflara tekrar bakın. Belki yakında bir gün evinizin duvarına astığınız bir yaprağa da bakmak istersiniz...

By AYŞE DİDEM ÖZGER* Photos TAHSİN AYDOĞMUŞ
* Ayşe Didem Özger, sanat tarihçisi.

Sayfa 4/4
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı