YÜKLENİYOR ...

























XANTHOS 'TAN İNPINAR 'A SU ARKINDA YOLCULUK
2001 / AĞUSTOS

Anadolu'nun en eski uygarlıklarından Likya'nın uzun bir dönem başkentliğini yapmış olan Xanthos'tayız. Antik kentin yanındaki Kınık kasabasından, Eşen Çayı'nın hemen kıyısından yükselen tepeye kurulu Xanthos'a doğru ilerlerken kentin ilginç tarihini aklımızdan geçiriyoruz. Likya dilinde adı Arnna (akarsu, pınar) olarak geçen kent, Herodot'un aktardığına göre, 6. yüzyılda Harpagos komutasındaki Pers ordusu tarafından istila edilir. Özgürlüklerine düşkünlükleri ve savaşçılıklarıyla tanınan Xanthoslular, İran ordusuna kahramanca direnir, ancak yenilirler ve şehir istilacılar tarafından yakılıp yıkılır. Kentin makûs talihi, tarihi boyunca hiç değişmez; Perslilerin ardından İskender'in ordusu ve arkasından da Brutus komutasındaki Roma ordusunun işgaline uğrarlar. Son Roma işgalinde tüm çabalarına karşı kentin ele geçirileceğini anlayan halk, tüm kenti kendisiyle birlikte yakar.
19. yüzyılda bölgeye gelen ilk arkeologlardan Sir Charles Fellows'un İngiltere'ye kaçırdığı ve bugün British Museum'da

Sayfa 1/6


























XANTHOS 'TAN İNPINAR 'A SU ARKINDA YOLCULUK
2001 / AĞUSTOS

sergilenen Nereidler Anıtı ve Harpyler Sütunu gibi önemli eserlerin eksikliğine rağmen Xanthos hâlâ çok etkileyici. Tiyatronun hemen önünde yer alan çift dilli (Likya ve Helen dillerinde) yazıt; kentin Kınık yönü girişinde bulunan Vespasianus Kapısı, en önemli kalıntılar arasında sayılabilir.
Kentte gezerken dikkati çeken bir başka ilgi çekici nokta da tüm yerleşim alanına yayılmış, topraktan yapılma borulardan oluşan su şebekesi. Tiyatronun arkasındaki agora bölümünde çok net bir biçimde görülebilen bu karmaşık şebekenin su ihtiyacının, kentin hemen yanından akan Eşen Çayı'ndan sağlandığını düşünebilirsiniz ama gerçek çok daha ilginç.

Xanthoslular bugün bizim de tercih edeceğimiz gibi suyu, dağların koynundaki pınarlardan getirmeyi uygun bulmuş. Bizim yolumuz da bu antik su arkına düşüyor. Suyun çıktığı yere gideceğiz şimdi. Köylülerin 'suyun gözü' dediği İnpınar'a...

Sayfa 2/6


























XANTHOS 'TAN İNPINAR 'A SU ARKINDA YOLCULUK
2001 / AĞUSTOS

Likya'nın kutsal kenti Xanthos'a kilometrelerce uzaktan su taşıyan antik su arkının izlerini kentin içinden itibaren izlemeye başlıyoruz. Çevredeki tarlaların arasında bazen ortadan kaybolan, bazen de küçük bir tümsek halini alan su arkı, Çavdır köyüne doğru giderek belirginleşmeye başlıyor. Köy yoluna paralel giden su arkı, seraların bulunduğu bahçelerle yolu ayıran doğal bir çite dönüşmüş durumda. Köy mezarlığının yanından ilerleyen arkta binlerce yıl boyunca akan suların bıraktığı kireç çökeltileri dikkatimizi çekiyor. Zeytin ağaçlarının altından ilerleyen ark, önümüzdeki tepenin yamaçlarında daha da belirginleşiyor. Bazı yerlerde 1.5 metreye ulaşan bir derinliğe sahip olan bu su yolunda ilerlerken bir sürprizle karşılaşıyoruz. İki tepenin bitiştiği aralığı aşmak için yapılan büyük bir Roma su kemeri çıkıyor karşımıza. Alt kısımlarını zakkumların sardığı kemer hayli sağlam bir şekilde ayakta kalabilmiş. Kemerin üzerinden Patara kumsalına kadar uzanan geniş ovayı seyrediyoruz.

Sayfa 3/6


























XANTHOS 'TAN İNPINAR 'A SU ARKINDA YOLCULUK
2001 / AĞUSTOS

Eski dönemlerde denizle bağlantılı bir göl olan bu geniş ova, Eşen'in getirdiği alüvyon ve Patara kumsalından gelen kumlarla dolmuş.

Su arkı, iki tepe arasında bir küçük kemerden daha geçtikten sonra bizi zeytin ağaçlarıyla kaplı Çayköy'e doğru götürüyor. İşte, yeni bir sürpriz: Arkta binlerce yıldır olduğu gibi su akıyor. Arkın suya kavuşmasıyla birlikte çevre de canlanıyor, yeşilleniyor. Yabani gül ve nar ağaçları arkın çevresinde yeşil bir çember yaratıyor. Biraz daha ilerleyince şaşkınlığımız daha da artıyor: Antik arktan yapılan bağlantılarla bahçelerini sulayan köylülerle karşılaşıyoruz. Binlerce yıllık antik su yolu hâlâ işlevini yerine getiriyor. İnpınar'a doğru yürüyoruz. Ark, geniş bir verev çizgi çizerek iki yüksek tepenin arasında kalan vadinin içlerine doğru ilerliyor. Suyun sesi ve serinliği yolculuğumuzu daha da keyiflendiriyor. Su arkının sık bir zakkum ormanının içinde kaybolduğu noktadan sonra vadinin sol tarafına geçiyor ve aniden ortaya çıkan çam ağaçlarının gölgesinde küçük bir tırmanışa geçiyoruz.

Sayfa 4/6


























XANTHOS 'TAN İNPINAR 'A SU ARKINDA YOLCULUK
2001 / AĞUSTOS

Ayaklarımızın yorgunluktan hafifçe titremeye başladığı anda İnpınar'a varıyoruz. Kocaman kesme taşların üst üste koyulmasıyla oluşturulmuş yapı, bir su kaynağından çok, eski bir mabedi hatırlatıyor. Arkeologların bile varlığından habersiz olduğu yapının inşa tarihi hakkında hiçbir bilgi yok. Ayakkabılarımızı çıkararak mağaranın karanlık dehlizine giriyoruz. Fenerlerimizin aydınlattığı dehliz yaklaşık on metrelik bir derinliğe sahip. Sağ tarafta küçük bir dehliz daha var. Belki eskiden buradan da su kaynıyordu, kim bilir. Mağaranın en dibinde, kayaların arasından çıkan suyun asıl kaynağını görüyoruz. Küçük bir çatlaktan akan suyun, bir zamanlar bu uzun yolu kat ederek Likya'nın başkenti Xanthos'un çeşmelerinde akan su olduğunu düşünmek insanı şaşırtıyor. Buz gibi sudan kana kana içiyoruz. Yürüyüşün yorgunluğunu taşıyan ayaklarımız da soğuk suyun içinde iyice rahatlıyor.

Sayfa 5/6


























XANTHOS 'TAN İNPINAR 'A SU ARKINDA YOLCULUK
2001 / AĞUSTOS

Tatlı bir yorgunlukla İnpınar'ın gölgesinde dinlenirken, tarihin bizi her zaman şaşırtmaya devam edeceğini düşünüyoruz.

By BARIŞ DOĞRU-ERSİN DEMİREL*
* Barış Doğru ve Ersin Demirel, yazar.

Sayfa 6/6


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı