|
Altımda antik Hierapolis'in kalıntıları, bugünün yerleşimleri olan kasabalar, ötelerde kireçli sıcak suların çökmesiyle oluşan Pamukkale'nin beyaz merdivenleri... Çantamdan fotoğraf makinemi çıkartmaya çalışırken, yavru bir kartal gibi manzaraya bakıyorum. "Her şeyi gör, tek başına dikilen şu servi ağacını da, küçük bir yılan gibi görünen karayolunu da, karınca gibi duran insanları da. Hepsini belleğine yaşamın güzelliği adına mıhla," diyorum kendi kendime. "Birazdan yeniden yeryüzüne ineceksin. Bulutlara ve gökyüzüne aşağıdan bakmaya başlayacaksın yine." Yamaç paraşütü, rüzgârla fısıldaşanların, bulutlarla tanışmak isteyenlerin, kuşlarla gökyüzünde selamlaşanların işi. Çoğu insanın korku nedeniyle sadece seyretmekle yetindiği, gerçekte kurallarına titizlikle uyulduğunda uçağa binmek kadar güvenli bir tutku. Yamaç paraşütü için, Fransız dağcıların marifeti demek doğru olur. 1980'lerin başında Fransız ve İsviçre Alpleri'nde bir grup pilotun, paraşütleriyle dik yamaçlardan koşarak kalkış yapmasıyla başlayan macera, bugün dünyanın birçok dağ ve tepesinde sürüyor
|