YÜKLENİYOR ...

























SENİ BEKLERİM UÇTUĞUM YERDE!
2001 / AĞUSTOS

İçimde bir ürpertiyle koşuyorum! Herkesin beyaz travertenleri görmek için geldiği Pamukkale'de, ben ilk yamaç paraşütü uçuşumu yapmak için koşuyorum. Heyecanlı değilim dersem yalan söylemiş olurum! Ama bu heyecan korkudan çok, öykülerini ezbere bildiğim Hezarfen Ahmet Çelebi ve Wright Kardeşler'in gökyüzünde yaşadıklarını hissedecek olmamdan kaynaklanıyor. Bir de, çocukluğumdan beri kanatlarına öykündüğüm kuşlar gibi uçacağımdan...
Ben İkaros'un güneşe doğru çırptığı, balmumuyla tutturulmuş kanatlarını düşünürken, tandem pilotum sesleniyor: "Daha hızlı! Daha hızlı!" Adımlarımız hızlandıkça şişen paraşüt bizi gerilere çekse de, yerdeki taşlar ayağımı burksa da, boşluğa birkaç adım kalsa da, hızımı kesmeden koşuyorum. Çünkü yamaç paraşütüyle uçmanın ilk sözcüğü, 'koşmak'. Koşmadan uçmak yok! Uçuş pisti ayaklarımın altından çekildiğinde, pilotumun uyarısıyla kuşağa oturuyorum. Paraşüt tanıdık rüzgârlarla dolarken, içimde bir coşku da yükseliyor.

Sayfa 1/5


























SENİ BEKLERİM UÇTUĞUM YERDE!
2001 / AĞUSTOS

Altımda antik Hierapolis'in kalıntıları, bugünün yerleşimleri olan kasabalar, ötelerde kireçli sıcak suların çökmesiyle oluşan Pamukkale'nin beyaz merdivenleri... Çantamdan fotoğraf makinemi çıkartmaya çalışırken, yavru bir kartal gibi manzaraya bakıyorum. "Her şeyi gör, tek başına dikilen şu servi ağacını da, küçük bir yılan gibi görünen karayolunu da, karınca gibi duran insanları da. Hepsini belleğine yaşamın güzelliği adına mıhla," diyorum kendi kendime. "Birazdan yeniden yeryüzüne ineceksin. Bulutlara ve gökyüzüne aşağıdan bakmaya başlayacaksın yine." Yamaç paraşütü, rüzgârla fısıldaşanların, bulutlarla tanışmak isteyenlerin, kuşlarla gökyüzünde selamlaşanların işi. Çoğu insanın korku nedeniyle sadece seyretmekle yetindiği, gerçekte kurallarına titizlikle uyulduğunda uçağa binmek kadar güvenli bir tutku. Yamaç paraşütü için, Fransız dağcıların marifeti demek doğru olur. 1980'lerin başında Fransız ve İsviçre Alpleri'nde bir grup pilotun, paraşütleriyle dik yamaçlardan koşarak kalkış yapmasıyla başlayan macera, bugün dünyanın birçok dağ ve tepesinde sürüyor

Sayfa 2/5


























SENİ BEKLERİM UÇTUĞUM YERDE!
2001 / AĞUSTOS

Coğrafi yapısı yamaç paraşütüne çok uygun olan Türkiye'de ilk uçuş denemeleri 1985'te serbest atlayış paraşütleri ile yapıldı, 1988'ten sonra da yamaç paraşütleri ile uçulmaya başlandı. O yıllarda yurtdışından getirilen malzemeler hayli pahalıya mal olurken, kursları yalnızca Türk Hava Kurumu veriyordu. Bugün başta üniversite kulüpleri olmak üzere, birçok kurum ve ticari kuruluş uçuş yapıyor. Malzeme çeşitlendi, kiralama seçenekleri de doğdu. Türkiye'de her yıl yaklaşık 25 bin uçuş yapılıyor. İlk uçuşlarda eğitmenler, pilot adaylarıyla telsiz aracılığıyla sürekli görüşüyorlar. Yaklaşık on uçuştan sonra amatör pilot eğitimi tamamlanıyor. Tamamlanıyor ama, deneyimin yamaç paraşütü için 'kılavuz kaptan' olduğu hiç mi hiç unutulmuyor. Bir de, kullanılacak malzemelerin test edilmiş ve uçuş ömrünü tamamlamamış olmasının; kasksız ve yedeksiz uçulmamasının; pilotların kalkış ve inişlerinin takip edilmesinin; hava şartlarının sürekli gözlenmesinin önemi...

Sayfa 3/5


























SENİ BEKLERİM UÇTUĞUM YERDE!
2001 / AĞUSTOS

Uçuş noktalarına gelince... Eskişehir-İnönü'deki C Tepesi (230 metre), Adana-Kabasakal'daki Kabasakal Tepesi (280 metre), Mersin Gelincik Tepesi (260 metre) özellikle yeni başlayanların eğitim uçuşları için kullanılıyor. Kayseri'deki Alidağı (600 metre) ve Denizli-Pamukkale'deki Ören Tepesi usta pilotlar için. Marmaris'deki Sakar (930 metre), Alanya'daki Akçalı (380 metre), Bursa'daki Uludağ (2000 metre), Muğla'daki Ören (600 metre) ve Ödemiş'teki Bozdağ (1200 metre) da acemiler için riskli. Denizli'deki Çökelez ve Honaz dağları deneyimli pilotlar için mükemmel hava akımları ve rüzgârlar yaratıyor. Ankara'daki Eymir ve Gölbaşı, Isparta Eğirdir, İstanbul Çatalca, İzmir Güzelbahçe, Bolu Abant, Erzincan Keşiş ve Munzur, Antalya Kaş'taki uçuş noktaları da paraşütlerin neşeyle dolduğu yerlerden!
Yamaç paraşütçülerinin cenneti, Fethiye'deki Ölüdeniz. Mayıs ve kasım ayları arasında Babadağ'dan havalananlar turkuvaz renkli denizin üzerinde süzülürken, şarkılar söyleyip sevinç çığlıkları atıyor.

Sayfa 4/5


























SENİ BEKLERİM UÇTUĞUM YERDE!
2001 / AĞUSTOS

3500 metreye kadar yükselinen bu uçuş alanı, dünyadaki en büyüleyici coğrafyalardan birini sunuyor konuklarına. Babadağ'a jiple kırk beş dakikada tırmanırken, kimi zaman bulutları aşağıda bırakıyorsunuz. Pistlerin en yükseği 1900 metrede. "Gittiğimiz yere kadar gideriz" deyip yükselmeye uygun bir hava akımı yakalayanlar beş saate kadar gökyüzünde kalıp gözbebekleriyle Ölüdeniz'in haritasını çıkarıyorlar. Ama, "İndiğimiz yerde kalırız" düşüncesinde olup Kelebekler Vadisi'nde paraşüt toplayanlar da yok değil! Nereye inerseniz inin, yere basar basmaz yeniden havalanmayı diliyor ayaklarınız.Ben ise Babadağ'dan havalanıp Akdeniz'i gözlerimle öperken,iplerine asıldığım paraşüte mırıldanıyorum:"Yamaç paraşütüm benim, Pegasus'um, kanatlı atım. Seninle uçulmadık dağ bırakmayalım!"

Yazı AKGÜN AKOVA* Fotoğraflar HAKAN AKÇALAR
* Akgün Akova, yazar.

Sayfa 5/5


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı