YÜKLENİYOR ...

























TÜRK HAVACILIĞINDA BİR İLK - 1932 TÜRKİYE TURU
2001 / HAZİRAN
Genç Türkiye Cumhuriyeti 1930'larda kendi imkânlarını kullanarak her alanda gelişimini sürdürüyor, bu amaç uğruna akıl almaz gayretler sarf ediyordu. Toplumun her kesimi bu varoluş savaşında elinden geleni yapıyordu. İleri görüşlü bir lider olan Atatürk, havacılığın bir ulus için önemini biliyor ve bu alanda da milletine hedefler gösteriyordu. Bu amaçla, 19 Şubat 1925 tarihinde kurulan Türk Tayyare Cemiyeti hızla çalışmalara başladı. Amacı Türk gençliğine havacılığı sevdirmek ve havacılar yetiştirmek olan cemiyet, yurdun her köşesinde teşkilatlanarak milletinin yardımını istedi.

Kadirşinas Türk insanı havacılığa sahip çıkarak onu yaşatmak ve yüceltmek için varını yoğunu bu amaç uğruna sarf etmekten çekinmedi; evini, tarlasını satıp düğün parasına varıncaya kadar cemiyete bağışladı. Atatürk'ün himayesinde güçlenen cemiyet, kısa sürede yüzlerce havacı genç yetiştirdi ve 350 uçak satın alarak Türk Hava Kuvvetleri'ne hediye etti. Artık, havacılık heyecanı bütün yurdu sarmıştı.
Sayfa 1/6


























TÜRK HAVACILIĞINDA BİR İLK - 1932 TÜRKİYE TURU
2001 / HAZİRAN
Her kent topladığı paralarla kendi adını taşıyan bir uçak sahibi olmaya çalışıyordu. Sonunda, satın alınan uçak ve bunları kullanan tayyarecileri görmek, bağrına basmak arzusu bütün benlikleri sardı.

Bu istek karşısında Atatürk, çok sevdiği tayyareci evlatlarına, ay yıldızlı kanatlarıyla tüm yurdu kapsayan bir gezi tertip edip edemeyeceklerini sordu. Atatürk'ün isteği zamanın Hava Kuvvetleri Komutanı Muzaffer Ergüder tarafından emir kabul edildi ve yurt gezisi için Eskişehir'de üslenen ve halk arasında Gök Şövalyeleri olarak ün salan I. Tayyare Alayı görevlendirildi.

Alay komutanı Yarbay Celal Yakal Bey, gezi emrini alır almaz hazırlıklara başladı. Meslek hayatına kara subayı olarak başlayan Yakal, en büyük hayali olan havacılığa sınav sonucu gelmişti. I. Dünya Savaşı'nda bacağından sakatlandığı halde sporla aktif olarak ilgileniyordu.
Sayfa 2/6


























TÜRK HAVACILIĞINDA BİR İLK - 1932 TÜRKİYE TURU
2001 / HAZİRAN
Zamanın en iyi keşif uçağı kabul edilen Breguet19 ile donatılan I. Tayyare Alayı, bu gezi için hummalı bir çalışmaya girmişti. Her ne kadar o zamanın en iyi uçaklarına sahip olsalar da başarılması istenen iş, çok zor ve eşi görülmemiş büyüklükteydi. Filodaki bütün personel bu gezide bulunmayı istiyordu, ama yalnızca beş uçak ile yapılacak gezi için personel sayısı on kişi ile sınırlıydı. Beş pilot ve üç seyrüsefer subayının bulunduğu ekipte mutlaka bir marangoz ve bir uçak makinisti de olmalıydı.

Çünkü, kanatlarının üstü ince keten kumaşla kaplı olan Breguet19'ların birçok bölümü ahşaptan imal edilmişti. Üç gün süren harita başı çalışması ile rota çıkarıldı. Buna göre Eskişehir'den kalkan uçaklar aynı gün Samsun üzerinden Erzurum'a ulaşacak, buradan ertesi gün Diyarbakır'a geçilecekti. Bir gece dinlenen personel ertesi gün Diyarbakır'dan Adana'ya gideceki. Sonra da Antalya üzerinden İzmir'e varılacak, buradan da İstanbul ziyaret edildikten sonra Eskişehir'e dönülecekti.
Sayfa 3/6


























TÜRK HAVACILIĞINDA BİR İLK - 1932 TÜRKİYE TURU
2001 / HAZİRAN
Bu rota üzerindeki 42 şehir havadan ziyaret edilecek ve ay yıldızlı kanatlar aziz millete gösterilecekti. Kat edilecek mesafe 5470 kilometre olarak hesap edilmişti.

Fransız imalatı olan Breguet19'lar iki kişilikti. Önde pilot oturur, arkadaki yardımcı pilot ise uçulan rotayı haritadan takip ederek uçuş emniyetini sağlardı. Personel oturduğu yerden bacakları arasındaki boşluktan yeri görür ve vücudunun üst kısmı da açıkta kalırdı. Telsiz bulunmayan uçakta uçuş aleti olarak bir yükseklik saati, uçağın ufka göre düz olup olmadığını anlamaya yarayan basit bir gereç ve bir de pusula bulunuyordu. Fakat, günümüz teknolojisine sahip olmayan bu pusulanın bir kusuru vardı: Kuzeydeki manyetik alanlardan kolayca etkilendiğinden, kuzey yönüne doğru gidilirken pek de sağlıklı bilgiler vermiyordu. Motor hakkında bilgi veren cihazların yetersiz kaldığı uçakta, her şey pilotun ustalığına kalıyordu. Motor ısısının yükselip yükselmediğini anlamak için pilotun eldivenini çıkarıp motor kaputuna eliyle ulaşması gerekiyordu.
Sayfa 4/6


























TÜRK HAVACILIĞINDA BİR İLK - 1932 TÜRKİYE TURU
2001 / HAZİRAN

Bu uzun mesafeli uçuş için uçaklara ilave yakıt depoları takılmıştı. Böylece daha çok yol kat edebileceklerdi. 22 Ağustos 1932 tarihinde daha güneş doğmadan hazırlıkları son kez gözden geçiren Celal Bey, görev arkadaşlarını uçakların önünde toplayıp son konuşmasını yaptı ve onları yüreklendirdi.

Uçaklar Eskişehir'deki yuvalarını toz bulutları arasında bırakarak havalandılar ve ilk gün Çankırı, Samsun, Erbaa ve Erzincan üzerinden uçarak Erzurum'a ulaştılar. Geceyi burada geçiren ekip, ertesi sabah Erzurum'dan kalkarak Diyarbakır'a uçtu. 24 Ağustos 1932 günü Diyarbakır'dan kalkan uçaklar aynı gün Adana'ya vardılar.
Adana'nın ayrı bir önemi vardı çünkü Tayyare Cemiyeti'ne ilk uçağı hediye eden Ceyhan, Adana'ya bağlı bir kasabaydı. 25 Ağustos 1932 de havalanan filo aynı gün Antalya üzerinden İzmir'e vardı. 26 Ağustos günü Kırklareli üzerinden İstanbul'a gelen uçaklar şimdiki Atatürk Havalimanı'nın olduğu Yeşilköy çayırına indiler.

Sayfa 5/6


























TÜRK HAVACILIĞINDA BİR İLK - 1932 TÜRKİYE TURU
2001 / HAZİRAN

Ertesi gün Yeşilköy'den havalanan havacılar Zonguldak, Kastamonu ve Ankara'yı da havadan selamlayarak Eskişehir'e hiçbir aksilikle karşılaşmadan ulaştılar. Kahraman havacıları gittikleri her şehir ve kasaba bağrına basıyor, onları bando mızıka ile karşılıyordu. Radyo ve gazeteler pilotların başarılarını dakika dakika halka bildiriyordu. Bu büyük etkinlik ülke dışında da dikkatle izlenmiş ve basında yer almıştı. Breguet uçaklarının yapıldığı fabrikanın çıkardığı aylık mecmuada konuya geniş yer verilmişti.

Genç Cumhuriyet'in havacılarının başarısı yurtta büyük bir sevinç yaratmış, başarılarından dolayı bizzat Atatürk tarafından kabul edilerek her birine altın kol saati hediye edilmişti. Bu başarıdan dolayı filoya bir de gümüş hatıra kupası hediye edilmişti.... l



* M. Hakan Bingöl, fotoğrafçı.

Sayfa 6/6
 

























































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı