YÜKLENİYOR ...

























DÜŞLERİN GERÇEKLEŞTİĞİ TOPRAKLAR TROYA
2001 / HAZİRAN
Önce bir kitap vardı: 'İlyada'. Yaklaşık 2720 yıl önce yazılan bu destanda bir savaş ve kaçınılmaz bir yazgı, bir kentin yıkılışı ve trajik yenilgisi anlatılıyordu. Dardanel'in güneydoğusunda iki deniz arasında ihtişamı ile göz kamaştıran bu kente o zamanlar Wilusa, Taruisa, (W)İlios ya da Troia (Troya) deniliyordu. Tüm zamanların ozanı olarak kabul edilen Homeros, Akhalar diye adlandırdığı Yunan orduları ile Troyalılar arasında on yıl süren bu savaşın şiirini yazmaya koyulduğunda aynı zamanda Avrupa edebiyatının başlangıcını da yaratıyordu.

Bundan böyle o ve efsane, tüm Avrupa tarihinin düşünsel ve kültürel sürecinde hep merkezde olacak, Avrupa halkları ve soyluları köklerini Troya ve kahramanlarına bağlayacaktı. Roma, kuruluşunu Aeneas'la Troya'ya dayandırırken, 12. ve 13. Şövalye öykülerinde de Britanyalılar, Franklar, Normandialılar ve hatta Troya'dan kaçanlar arasındaki Turcus ya da Turkoy'dan gelen Turci, yani Türkler bile bir dönem için Troya ile ilişkilendirileceklerdi.
Sayfa 1/6


























DÜŞLERİN GERÇEKLEŞTİĞİ TOPRAKLAR TROYA
2001 / HAZİRAN
Yunan ve Roma'dan günümüze Troya efsanesi ile beslenen düşler ise pek çok tarihî kimliği buraya çekecekti; Büyük İskender, Caesar, Augustus, Hadrianus ve hatta Fatih Sultan Mehmed. 1462'de eski İlios'u bulmak üzere Çanakkale'ye gelen Sultan II.

Mehmed'e göre, İstanbul'un fethi ile Troyalıların öcü alınmıştı. Ama, öykü elbette burada bitmiyordu. Bu kayıp ülkenin peşinde bölgeye gelen pek çok ortaçağ ve yakınçağ gezgini, tarihçi ve maceraperestlerle birlikte Troya düşü sürekli tazelenecek ve nihayetinde, Heinrich Schliemann'ın 1871 yılında Hisarlık mevkiinde başlattığı ilk resmî kazıyla da bir düş gerçeğe dönüşecekti.

Alman Tübingen Üniversitesi öğretim üyesi arkeolog Prof. Dr. Manfred Korfmann'ın bir bilim ordusu ile 1988'de başlattığı kazı ve araştırmalardan elde edilen bulgular ise Troya ve efsanesine yeni bir pencere açacaktı.
Sayfa 2/6


























DÜŞLERİN GERÇEKLEŞTİĞİ TOPRAKLAR TROYA
2001 / HAZİRAN

Troya düşleri ve gerçekleri arasında gidip gelen ve henüz sonlanmamış olan bu yolculuk şimdi eşi benzeri görülmemiş bir sergiyle Almanya'nın Stuttgart kentideki Archaologisches Landesmuseum'da tanıtılıyor. Serginin adı ise, 'Troya: Düş ve Gerçek'.

Serginin arkeolojik kazılara ayrılan bölümlerinin en çarpıcı yanını ise, Troya'nın, Anadolu'ya ait bir kültürü temsil ettiğini gösteren kanıtlar oluşturuyor. Binlerce yıl Yunan Myken uygarlığının bir parçası ve bugünkü Avrupa kültürlerinin kökeni olarak algılanan Troya'nın, aksine, Anadolulu bir halk olan Luvilere, kentin adının da Hitit resmi yazışmalarında geçen Wilusa ya da (W)İlios olduğuna ilişkin güçlü ipuçları, Korfmann ve ekibi tarafından son dönemlerde gözler önüne serilmiş yüzyılın en önemli arkeolojik keşiflerinden biri sayılıyor.

Kazılarda ele geçen bir tunç mühür üzerindeki Luvi hiyeroglif yazısı, Anadolu ve Troya ilişkisi açısından son derece önemli bir buluntu niteliğinde değerlendiriliyor.

Sayfa 3/6


























DÜŞLERİN GERÇEKLEŞTİĞİ TOPRAKLAR TROYA
2001 / HAZİRAN
Troya'nın Anadolulu olduğuna ilişkin varsayımlar, 1988'den beri gerçekleştirilen kazıların sonucunda, Yüksek Troya Kültürü olarak tanımlanan MÖ 17.-13. yüzyıllara ait bir aşağı şehrin bulunması ile güçlendi ilk kez.
Troya VI-VIIa olarak tabakalandırılan bu kent, aynı zamanda Homeros Troya'sını temsil ediyordu. Özellikle Anadolu kültürlerine özgü insan biçimli (antropomorphik) keramik vazolar ve 'depas' adı verilen içki kapları gibi çeşitli buluntu grupları, yine aynı şekilde Ege ve Yunanistan'a yabancı olan kent ve surların mimarisi Troya I-II geleneğinin devamı niteliğinde önemli bulgular olarak kabul ediliyor.

Anadolu ve Doğu kökenli bir tanrıyı simgelediği düşünülen bir tunç heykelciğin yanı sıra, Anadolu gelenekli küp mezarlar, ölü yakma adeti, Hitit dönemi ve sonrasında revaçta olan paye ve steller, megaron adı verilen kutsal bir yapı da Troya'nın Luvi ya da Hitit-Luvi dil yerleşim alanı içinde olduğu yönündeki tezleri destekliyor.
Sayfa 4/6
br>
























DÜŞLERİN GERÇEKLEŞTİĞİ TOPRAKLAR TROYA
2001 / HAZİRAN
İlyada'da tasvir edilen Troya ile kazı bulguları arasındaki şaşırtıcı bazı benzerlikler ise Homeros'un destanı hiçten var etmediği yönündeki tartışmalara yeni bir boyut kazandırmış bulunuyor. Kazılar doğrultusunda özellikle Troya VI ve VIIa'nın sonuna doğru saptanan yangın tabakaları, çok önemli bir şeyi, 'kaybedilmiş bir savaş'ı gösteriyordu. Homeros'tan önce, MÖ 13. yüzyıl sonlarında yaşandığı varsayılan savaşa ilişkin yangın tabakaları tam da bu tarihlere dayanıyordu. Kaybedilmiş bir savaştı, çünkü felaket alanında gömülmeden bırakılmış ya da alelacele gömülmüş ölülere ait iskeletler, kenti savunmaya fırsat bulamadan bir yana terk edilen mancınık ve sopalar açığa çıkarılmıştı.

1871'de buraya ilk kazmayı vuran Schliemann'ın, 1873-1890 yılları boyunca gerek paylaşım anlaşması çerçevesindeki izinle, gerekse kaçırarak (A ve L hazineleri) Avrupa'ya götürdüğü buluntular, bugün dünyanın dört bir yanına, 45'in üzerindeki müze, enstitü ve özel koleksiyonlara dağılmış bulunuyor.
Sayfa 5/6


























DÜŞLERİN GERÇEKLEŞTİĞİ TOPRAKLAR TROYA
2001 / HAZİRAN

Serginin bilim danışma kurulu ve planlamasında yer alan Korfmann'ın ise yeni bir düşü var. Bu düş, evrensel kültür varlığı niteliğindeki Troya buluntularının çıktığı topraklara geri dönmesine ilişkin. Ama ona göre öncelik, Troya alanında yapılması kararı alınan müze projesinin yaşama geçirilmesinde. l

 

 

 

* Nermin Bayçın, arkeolog.
Fotograf:Mehmet Gülbiz

Sayfa 6/6

























































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı