YÜKLENİYOR ...

























YAŞAMIN ÖZÜ SU
2001 / MAYIS
En basit yapılı organizmalardan insana kadar bütün canlıların yaşam kaynağı olan su, dünyadaki hayatın sürmesini sağlayan en temel madde. Milyonlarca yıl önce su içinde ve su ile yaşamsal ilişki temelinde başlayan hayat, bugün sayısız çeşitliliğe ulaşmış durumda. Su, canlının bazen farklı evrim geçirmesine, bazen önemli göçlere, bazen de türünün yok olmasına neden olduğundan canlılar için yaşamsal önemi var. İnsanlık tarihine de bakıldığında, ilk mağaralardan en büyük şehirlere kadar tüm yerleşimlerin suyun varlığına göre seçildiği görülür. İnsanlık tarihinin en önemli başlangıç yerlerinden biri olan Mezopotamya, Fırat ve Dicle nehirlerinin aktığı bölgeydi. Nil tek başına Mısır medeniyetinin doğmasına neden olup devamını sağlıyordu. Aynı şekilde insanlık tarihindeki diğer tüm büyük kentlere baktığımızda da tatlısu kaynaklarının bol olduğunu görürüz. Bu yaşamsal birliktelik insan ile su arasında tarih boyunca saygı ve duygu temeline dayalı bir ilişki yaratır.
Sayfa 1/5


























YAŞAMIN ÖZÜ SU
2001 / MAYIS
Birçok uygarlıkta suya duyulan saygı ve ihtiyaçtan doğan pek çok efsane de vardır. Yunan mitolojisinde Poseidon deniz ve yeraltı ırmaklarının, Okeanos ırmakların tanrısıyken, naiadlar ise dereler, kaynaklar ve çeşmelerde yaşayan su perileriydi.

Dünyamızın şekillenmesinde ve bugünkü görünümünü almasında en önemli etmenlerden biri yine sudur. Su okyanuslarla dünyamızın dörtte üçünü kaplar. Soğuk kuşaklar ve kutuplar buz ve kar olarak tümüyle katı haldeki suyla kaplıdır. Karalarda ise sulak alanlar göller, nehirler ve yeraltı su sistemleri olarak bulunur. Isı ile buharlaşan su, bulut ve sis olarak her an karşımızdadır. Daha sonra yağmur ve kar olarak denize ve karaya geri döner. Isı ile buharlaşıp atmosfere karışarak dolaşıma giren su, soluduğumuz havanın içindedir. Su dolaşımı hem dünyamız üzerindeki hayatın devamını, hem de dünyamızın şekillenmesinin sürekliliğini sağlar.
Sayfa 2/5


























YAŞAMIN ÖZÜ SU
2001 / MAYIS
Türkiye'de su dolaşımının her şekli görülebilir. Buharlaşan su Doğu Karadeniz dağlarında kesif sis tabakaları oluşturur ve bol yağış düşmesine neden olur. Türkiye'nin en çok yağış alan bu bölgesinde binlerce metre yüksekliğindeki sıradağlar yazın bile bol çiçekli ve yemyeşildir. Zirvelerden başlayarak vadilerden aşağıya sürekli başka kaynaklarla birleşerek akan sular, sayısız dereler meydana getirir. Debileri yüksek bu dereler bol yağışlarla birlikte Karadeniz'e ulaşana kadar büyük doğal ormanlar oluşturur.

Su buharı kış mevsiminde yüksek yerlerde soğuk hava nedeni ile kar yağışı olarak geri döner. Kışın Türkiye'nin dağları karlarla kaplanır. Akdeniz'e paralel olarak uzanan Toros Dağları'nda karlar ilkbaharla birlikte erimeye başlar.
Sayfa 3/5


























YAŞAMIN ÖZÜ SU
2001 / MAYIS
Eriyen karların oluşturdukları sular ile Toroslar'ın karstik yapısının eşsiz bir ilişkisi vardır. Sular Toros Dağları'nın ana taşı olan kalkeri kolayca eritip akışı sırasında aşındırabildiğinden bu dağlar sayısız derin kanyonlarla doludur. Kalker taşının suyu geçirme özelliğinden dolayı suların büyük bir kısmı yeraltına kolaylıkla sızar veya büyük çatlaklardan yeraltına iner. Bu sular yeraltında, yerüstündeki büyük nehirler gibi akar, çağlayanlar ve büyük göller oluşturur. Antalya'daki Dumanlı Mağaraları'ndaki yeraltı nehri dünyanın en büyük yeraltı nehirlerinden biridir. Dağların altından geçen nehirler, büyük göller oluşturan sular, uzun yollar aldıktan sonra bazen kaya çatlaklarından fışkırarak, bazen de bir mağaranın ağzından büyük dereler halinde çıkar. Aladağlar'ın Yedigöller platosundan yeraltına inen sular büyük bir yeraltı nehri ve gölü oluşturduktan sonra kilometrelerce uzaklıkta, Kapuzbaşı'nda, yalçın bir kaya bloğunu delip birbirinden büyük beş şelale oluşturarak gün ışığına ulaşır. Zamantı Nehri'nin ana kaynaklarını oluşturan bu sular şelalelerden tüm yıl boyunca akar.
Sayfa 4/5


























YAŞAMIN ÖZÜ SU
2001 / MAYIS

Yeraltına inen sular mekanik aşınmalar ve kimyasal erimeler yaparak büyüleyici güzellikte sarkıtların, dikitlerin, göl ve galerilerin olduğu mağaraların meydana gelmesini sağlar. Mağaralardan, şelalelerden, kaynaklardan çıkan, vadilerden inen sular sürekli birleşerek dereleri oluşturur; dereler ormanlardan, ovalardan, vadilerden geçerek birleşip nehirlere ulaşır. Nehirler de göllere veya denizlere akarak dolaşımını tamamlar. Su, dağların zirvelerindeki karlarla başlayan, deniz veya göllerde son bulan dolaşımı esnasında geçtiği her yere hayat verirken, mavi ve yeşilin bütün tonlarıyla dünyamızı sararak güzelleştirir.

 

* Ali İhsan Gökçen, fotoğrafçı.

Sayfa 5/5

























































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı