YÜKLENİYOR ...

























KARADENIZ'DE BIR KALE SİNOP
2001 / MAYIS
İlk bir gravürde tanıdım Sinop şehrini. Yarımadası ve görkemli kalesiyle "Size bir şeyler anımsatıyor muyum?" diye soruyordu sanki. İçinde nice gizler, nice insan maceraları sakladığını hiç zorlanmadan hissettiriyordu anlayan gözlere. Sonrası, bir gün ve bir deniz yolculuğu... Şu ünlü Ege vapuruyla yolum düştü, Karadeniz'in en eski kentine. Egeli Miletosluların ilk koloni kurdukları yerleşim yerine bilerek Ege vapuruyla gitmiş değildim, öyle rastladı. O Ege vapuru ki, Şile'den Trabzon'a kadar Karadeniz'in bütün kıyılarını, sığlıklarını, derinliklerini, yunuslarını, kendini selamlayan körfezlerini kaptansız yol alacak kadar ezbere bilir. Karadenizli denizcilerin de boş durmayıp üzerine türkü yaktığı vapurdan limanda inince gravürdeki sıcaklığı bulamayacağımdan korkmuştum. Oysa, Sinop her ne kadar yenilenmişse de o taihîl kent sıcaklığını koruyor. Şu güzelim yarımadayı yok edecek değildik ya. İşte kale, hâlâ ayaktayım dercesine direniyor. Balıkçılar ağlarını temizliyor, yoldan geçenler meraklı gözlerle acaba dönüşte hangi balığı alsak diye bakıyorlardı.
Sayfa 1/5


























KARADENIZ'DE BIR KALE SİNOP
2001 / MAYIS
Tarih bize Karadeniz'deki ilk koloni hareketinin üs noktasının Sinop olduğunu öğretiyor. Miletoslular kıyı şeridindeki Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon'dan önce Sinop'u kolonileştirip bir ticaret merkezi haline getirmişler. Anlayacağınız bu büyük maceranın ilk ayağı Sinop. Asurlular ve Hititler Karadeniz'in bu doğal limanında ve topraklarında uzun yıllar geçirmişler. Sinop adının ise Miletoslular zamanında verildiği ve bu adın eski Yunan'da Irmak Tanrısı Asopos'un "su perisi" kızlarından biri olan Sinope'den kaynaklandığı söyleniyor.

Sinop'a indiğinizde adı birçok olaya ve fetihlere karışmış kaleyi gezmeden edemezsiniz. Uzunluğu 3 kilometre, sur kalınlığı 3 metre, yüksekliği ise yer yer 25-30 metreyi bulan surlarıyla Sinop Kalesi, turizme hizmet vermesi amacıyla günümüzde yeniden düzenleniyor. Şehri korumak amacıyla MÖ 8. yüzyılda Miletoslular tarafından yapılan, sonraları Pontoslular, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından onarılan ve yeni bölümler eklenen kale, bugün de sağlamlığını koruyor.
Sayfa 2/5


























KARADENIZ'DE BIR KALE SİNOP
2001 / MAYIS
Yavuz Selim bir şiirinde Sinop'u "en mühim kal'aları" arasında sayar. İşte bu kale Sinop tarihinin en canlı tanığıdır. Cumhuriyetimizin valilerinden ve aynı zamanda felsefe profesörlerinden olan Mehmet Ali Ayni, 1899 yılında mektupçu göreviyle gittiği Sinop'ta kaleiçindeki zindanda gördüğü manzarayı şöyle kaydeder: "...koğuşun kapısında Laz bir hoca remil döküyordu. Onun yanında Bektaşi bir Arnavut oturmaktaydı. Önüne bir mangal çekmiş yemek pişirmekle meşguldü. Karşılarında birkaç Aynaroz papazı vardı. Daha ötede ise bir sarıklı hoca bulunuyordu. Adamcağız yanındaki küpten gusül abdesti almaktaydı. Hocanın sağı solu birçok Rum ve Bulgar eşkıyası ile çevrilmişti. Hülasa bu koğuş Nuh gemisinden hiç farklı değildi." Bu anıdan değil yalnız kentin, zindanlarının bile ne kadar kozmopolit olduğu anlaşılıyor.

Sinop kıyılarına indiğinizde kendinizi Akdeniz'de bir plajda sanırsınız.
Sayfa 3/5


























KARADENIZ'DE BIR KALE SİNOP
2001 / MAYIS
Bu plajlardan Hamsaros, Akliman'ın bir kilometre ilerisinde deniz ve ormanın kucaklaştığı ve aynı zamanda sualtı balık avcılığına elverişli eşsiz güzellikte bir fiyort. Akliman ise kilometrelerce uzunlukta kumsalı, ince beyaz kumu, ormanı ve sualtı avcılığına uygunluğuyla Hamsaros'la yarışmakta. Sarıkum plajı ve gölü yine Sinop'a 15 kilometre uzaklıkta. Yabani kuşların göç ve konaklama güzergâhı olduğu için bu bölge 1987 yılında koruma altına alınmış. Orman, deniz, güneş, kum, göl ve çölün aynı anda görülebildiği bir yer. Biraz sanal fotoğraf gibi gelecek size, ama gidip gözlerinizle görebilirsiniz. Müthiş bir doğa koleksiyonu.
Sinoplular, MÖ 412-320 tarihleri arasında yaşayan çileci düşünür Diogenes ile ne kadar övünseler azdır. Rahatına düşkün bir Sinoplu olan Diogenes, tüm dünyanın bildiği bir filozof. Büyük İskender kendisinden bir dileği olup olmadığını sorduğunda, içinde yaşadığı fıçısından başını çevirmeden "Gölge etme başka ihsan istemem" diyerek posta atacak kadar güçlü bir kişiliğe sahipmiş.
Sayfa 4/5


























KARADENIZ'DE BIR KALE SİNOP
2001 / MAYIS

Ayrıca bir çocuğun avcuyla çeşmeden su içtiğini görünce, "Bu çocuk bana hâlâ gereksiz eşyalar bulundurduğumu öğretti" diyerek su içmekte kullandığı tek eşyası olan çanağı kıracak kadar da alçakgönüllü. Diogenes'e göre "erdem" bir insanın en önemli varlığı. O yüzden bazen Atina sokaklarında güpegündüz elinde feneriyle "adam" aramaya çıkarak, insanlara birşeyler anlatmaya çalıştığı söylenir.
Son zamanlarda deniz arkeologlarının Sinop kıyılarında bulduğu batık kent, yörenin binlerce yıllık bir yerleşim olduğunu kanıtlıyor. İlçeleri, köyleri, dağları ve deniziyle tadına doyulmaz bir armoni yaratan Sinop, herkesin mutlaka bir süre konaklaması gereken bir coğrafya parçası.

 

* Ömer Asan, araştırmacı-yazar.

Sayfa 5/5

























































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı