YÜKLENİYOR ...

























OYUNCAKLARLA DEVR-İ-ALEM
2001 / NİSAN
19. yüzyılın ikinci yarısı Türkiye için yenilikler ve değişimler zamanıdır. Ve o günlerin mucizelerinden biri de fotoğraftır. Bu dönemde değişimin motoru konumundaki çocuklar, annelerinin ellerinden tuttukları gibi soluğu nevzuhur oyuncakların arz-ı endam eylediği fotoğraf stüdyolarında almasını bilmişlerdir. Bu anlamda, o dönemin çocuk fotoğrafları, çocukluk tarihimizin küçük ve gösterişli belgelerindendir. Çocuk fotoğraflarının vazgeçilmezlerinin başında da oyuncaklarla çekilmiş olanları gelir. Üç tekerlekli bisikletler, bebekler, tahta atlar, çemberler ilk anda adını sayabileceğimiz stüdyo oyuncaklarındandır. Yine o dönemde Abdullah Fréres, Phébus, Sébah & Joaillier gibi büyük stüdyolar oyuncaklarıyla da nam salarlar. Çocuk portreleri konusunda ün yapan Phébus'un atıysa dillere destan olmuştur. 70-80 santimetre yüksekliğindeki bu oyuncak atı, Phébus'un sahibi Bogos Tarkulyan 1890'larda, Paris'ten alır getirir.
Sayfa 1/5

























OYUNCAKLARLA DEVR-İ-ALEM
2001 / NİSAN
Saray Fotoğrafçıları namıyla bilinen Abdullah Biraderler'in üç tekerlekli bisikletle başlayan oyuncak koleksiyonu da zamanla bebekler, çemberler ve orijinal stüdyo dekorlarıyla çoğalır gider.
Su şehri olan İstanbul ve bir yarımada özelliği taşıyan ülkemizde maceralı yolculuklardan biri de hiç şüphesiz denizlere doğru olacaktır. Belki de bu yüzden oyuncaklardan sonra vazgeçilmez stüdyo dekorları arasında en çok göze çarpanı ince işlemeli, orijinal desenleriyle göz alıcı kayıklar olur. 19. yüzyılın son çeyreğinde stüdyoları süsleyen oyuncakları, daha sonraları büyük mağazalarda, özellikle Beyoğlu'nun meşhur Çocuk Bonmarşesi ve Japon Mağazası'nda bulmak mümkündür. Bu iki mağaza "oyuncak cenneti" olarak zirvede yarışırlar. Oyuncakların önce konaklara, sonra da ülkenin birçok yerine gitmesi de yine bu yıllara rastlar. Eyüp oyuncakçılarına ısmarlanan el yapımı tahta oyuncaklar da bu mağazaların vazgeçilmez oyuncaklarındandır.
Sayfa 2/5

























OYUNCAKLARLA DEVR-İ-ALEM
2001 / NİSAN
Ne var ki topaç, dönme dolap, beşik, cambaz, tef, davul, araba, testi, kaynana zırıltısı vb. adlarla anılan bu oyuncaklar gösterişten uzak olduklarından çocuk fotoğrafları içinde pek fazla bir yer bulamazlar. Bunların aksine Paris'in meşhur mağazalarından büyük bir heyecan ve şamatayla ısmarlanan oyuncaklar İstanbul, İzmir ve Selanik gibi büyük şehirlerde ayrı bir önem arzetmişlerdir.

İlk zamanlarda halk dilinde "velespid" adıyla anılan bisiklet ise ülkemizde önce büyüklerin ilgisini çeker. "Bisiklet Kitabı"nın yazarı Gökhan Akçura bakın nasıl anlatıyor bu konuyu: "Tarik gazetesinde 31 Ağustos 1885 tarihinde yer alan bir habere göre, Mösyö Tomas Stefans namında bir Amerikalı, velespid ile önce İstanbul'a gelmiş, buradan da İzmit'e geçmiştir. İzmit'ten beş günlük bir yolculuktan sonra Ankara'ya ulaşan Stefans'ı, kentte Vali Paşa Hazretleri, memurlar ve bini aşkın Ankaralı yollara çıkarak seyretmişlerdir.
Sayfa 3/5

























OYUNCAKLARLA DEVR-İ-ALEM
2001 / NİSAN
Bisikletli Amerikalı, Ankaralıların ricalarını kıramamış ve 'üç defa şose üzerinde velespid ile yürüyüp 1200 yarda mesafeyi iki dakika ile on dört saniyede kat etmiştir.' Gazete, Mr. Stefans'ın daha sonra Vali ve görevlilerle vedalaşıp, Yozgat'a doğru hareket ettiğini yazar."

Tanzimatla başlayan bisiklet yolculuğu, Meşrutiyet ve Cumhuriyet döneminde de sürer ve bisiklet fotoğraf stüdyolarının vazgeçilmez oyuncakları arasına girer. Bisikleti olmayan çocukların eğlencesi de çember olacaktır. Yine stüdyoların vazgeçilmez oyuncaklarındandır çember. Tahta atlara ise daha çok fotoğraf stüdyolarının gösterişli köşelerinde binilir. Fotoğraf çektirmekse işin bahanesi... Tahta atların atası sayabileceğimiz değnek atlar ise en az bisiklet kadar, çemberler kadar ilgi görmüştür çocuklardan.
Tayyareler ise fotoğrafçıların icad ettiği en son ve en keyifli stüdyo dekorları arasındadır.
Sayfa 4/5


























OYUNCAKLARLA DEVR-İ-ALEM
2001 / NİSAN

Keyifli bir maceraya çağıran bu tayyare dekorları, ince bir ressam işçiliğiyle hayat bulduğu için sosyal tarihimiz açısından da birer belge hükmündedir.

Tayyareler geçip gittikleri şehirlerden genel görünümler arzeder: Sanki, o şehrin üzerinde uçuyormuşsunuz gibi bir inandırıcılıkla hazırlanmışlardır.

Bisiklet, tahta at, çember, kayık veya tayyare dekorları çocukların uzak ülkelere doğru seyahate çıktıkları hayali oyuncaklar kadar büyük bir yer kaplar kalplerinde. Yalnızca ülkemiz çocukları için değil, dünyanın bütün çocuklarına sorsanız onlar da size aynı cevabı vereceklerdir. Topaç ve bebekten sonra yeryüzünün en güzel oyuncaklarıdır bunlar... Yoksa bunca çocuğun, anne ve babalarının ellerinden tutup stüdyolara koşarak bayramlık elbiseler içinde, heyecanlı pozlar vermelerinin, fotoğraflar çektirmelerinin ne anlamı olurdu?

* Yusuf Çağlar, yazar.

Sayfa 5/5
Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı






























Bir sonraki konu başlığı