YÜKLENİYOR ...

























BİR DAMLA FERAHLIK KOLONYA
2001 / NİSAN
Tüm zamanların en yaygın kullanılan tuvalet malzemesi olan "Eau de Cologne", yani kolonya ilk geliştirildiği yıllarda günümüzden farklı olarak kozmetik değil, tıbbi amaçla kullanılıyordu. O günlerdeki formülüyle biberiye, portakal çiçeği, bergamot ile limondan oluşan ve ferahlatıcı özelliği yüzünden rağbet gören karışım, sindirim sistemi rahatsızlıklarında şeker üzerine damlatılarak alınıyor ya da şaraba karıştırılarak içiliyordu. Antiseptik özelliğinden ötürü ağız çalkalamada, yara temizliğinde kullanılıyor, kas ve eklem ağrıları için harika bir friksiyon solüsyonu oluyordu.
Uzun yıllar tedavi edici özelliğinden yararlanılan bu sıvı, tuvalet amacıyla kullanılmaya başlandıktan sonra bir devrim yüzyılı olan 18. yüzyılda adeta bir çığır açar. Sınıf savaşının en keskin biçimde yaşandığı yıllarda yükselen burjuvazi karşısında, ağır ve pahalı parfümlerle özdeşleşen aristokrasi yenik düşünce, ağır kokuların da itibarı azalır. Eau de Cologne gibi hafif ve ferahlatıcı kokular sadeliğin, saflığın simgesi haline gelir ve burjuvazinin gözdesi olur.
Sayfa 1/5

























BİR DAMLA FERAHLIK KOLONYA
2001 / NİSAN
Bilindiği üzere, "Cologne" sözcüğü, Köln kentinin Fransızlar tarafından söylenen şeklidir. Almanların 'Kölnisch wasser' adını verdikleri bu müstahzarı biz, Fransızca söylenişiyle tanıyoruz.

Kim tarafından icat edildiği konusunda yıllar sonra bile görüş birliğine varılamamış olmasına rağmen Eau de Cologne'un bulunuşuna ilişkin belli başlı iki teori var. Teorilerden ilki, Floransa'daki Santa Maria Manastırı rahibelerinin 14. yüzyıldan beri üretmekte oldukları "aqua reginae"ye dayanıyor. 17. yüzyılda Giovanni Paolo Feminis, bir gezgin olarak bulunduğu Floransa'da bu karışım ile yakından ilgilenir, kendini Köln'de çalışan bir eczacı olarak tanıtarak, başrahibeyi formülü açıklamaya ikna eder. Köln'e döndüğünde vakit kaybetmeden üretime başlar. İsmini değiştirerek önce "Eau Admirable", daha sonra da "Eau de Cologne" olarak pazarlar. Artan talep karşısında yardıma ihtiyaç duyan Feminis, İtalya'dan yeğeni Gian Maria Farina'yı çağırır.
Sayfa 2/5

























BİR DAMLA FERAHLIK KOLONYA
2001 / NİSAN
İşletme artık Farina'nın idaresindedir. Eau de Cologne o denli beğenilir ki, mucidi olduğunu iddia eden başka Farina'lar ortaya çıkmaya başlar. 1860'larda Köln'de aynı isimde kırka yakın dükkân bulunmaktadır.
İkinci teoriye göre koku tarihinin akışını değiştirecek olan şey, bir düğün hediyesidir. 1792'de Kölnlü bir bankerin oğlu olan Wilhelm Muelhens'in düğününde misafirlerden bir rahip, genç çifte eski bir el yazması kitap hediye eder. Kitapta tıbbi özellikleri olan "Aqua Mirabilis" adında bir sudan söz edilmekte ve tarifi verilmektedir. Muelhens bu suyu üretmek için evinde bir imalathane kurar. Daha sonra Napolyon, Köln'ü işgali sırasında askerlerine, şehirdeki tüm evlere numara vermelerini emreder. Muelhens'in evinin kapısına ise 4711 yazılır. Sonraki yıllarda Muelhens'in ürettiği kokunun adı işte bu numarayla anılır.
Alkollü ıtriyatın Osmanlı topraklarına girişi, II. Abdülhamid döneminin ilk yıllarına rastlar. O dönemde ithal edilen ürünler arasında Farina'nın Eau de Cologne'u da bulunmaktaydı.
Sayfa 3/5

























BİR DAMLA FERAHLIK KOLONYA
2001 / NİSAN
Ancak ilk "yerli kolonya" acaba ne zaman üretilmişti? Bu soru bizi Osmanlı topraklarında ilk ıtriyat fabrikasını 1882'de kuran Ahmet Faruki'ye götürüyor. Faruki, birçok müstahzar gibi kolonyayı da ülkemizde ilk olarak üreten kişidir. Ahmet Faruki o dönemlerde halk tarafından "odikolon" olarak adlandırılan Eau de Cologne'a "kolonya" adını verir.

Kolay imal edilebilen ve maliyetinin düşüklüğü nedeniyle satış şansı yakalayan kolonyanın tüketimi ülkemiz topraklarında hızla yaygınlaşır. Çünkü, kültürümüzde yaygın bir alışkanlık vardır: Eve gelen konukların hatırlarını, sağlıklarını sorduktan sonra ferahlatıcı ve hoş kokulu olduğu için gülsuyu sunmak... Tüm ülkede konuk ağırlama ritüelinin ilk adımı bu ikramdır. Ferahlatıcılık konusunda, gülsuyu ile yaptığı yarışı kolayca kazanan kolonya, toplum hayatımızda başköşeye oturmayı başardı. Bu alışkanlık hızla değişen toplumumuzda yerini koruyarak sürüyor.


Sayfa 4/5


























BİR DAMLA FERAHLIK KOLONYA
2001 / NİSAN

Öyle ki şehirlerarası otobüslerde yolcular "konuk" olarak görüldüğünden firma tarafından kolonya ikram edilir. Kolonya ikramı iyi ev sahibi olmanın bir işareti olduğu gibi aynı zamanda hasta ziyaretlerinde ilk akla gelen hediye, turistik bir yöreden eşe dosta alınacak en gözde hatıralıktır. Kolonya topraklarımızda, belki anavatanında olduğundan çok daha zengin ve renkli bir hayat sürmüş, yıllar içerisinde çeşitlenerek bugünlere ulaşmıştır. Neredeyse hemen her bölgenin kendine has bir kolonyası olmuştur. İzmir'in Altın Damlası, Gizli Çiçek ve İzmir Geceleri, Antalya'nın turunç çiçeği kolonyası, Rize'nin çay kolonyası, Düzce'nin ceviz yaprağı ve tütün kolonyası, Trabzon'un hamsi ve fındık kolonyaları, Amasya'nın elma kolonyası, Isparta'nın gül kolonyası, Edremit ve Ayvalık'ın zeytinçiçeği kolonyası, Sındırgı'nın çam kolonyası, Balıkesir'in beyaz zambağı ve daha niceleri Türk insanının beğenisine hitap etmiş, bayramlarını kutlamış, yolculara eşlik etmiş ve hastalara şifa dilemiştir.

* Aybala ve Nejat Yentürk, yazar.

Sayfa 5/5
Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı






























Bir sonraki konu başlığı