YÜKLENİYOR ...

























ÇİZGİ ROMANIN TÜRKİYE SERÜVENİ
2001 / MART
Dışarıda yağmur yağıyor... Salondaki kanepeye uzanmış keyifle, heyecan dolu çizgi roman dergisi "Conan"ın sayfalarını çeviriyorum. Son sayfanın altında, o hiç görmek istemediğim iki sözcük: "Devamı haftaya". Dergimi masaya bırakıp haftaya kadar beklemeliyim. Salondaki kitaplığım ve etrafım çizgi roman dergileri ve kitaplarıyla dolu. Çocuk yaşlarımda başladığım bu çizgi roman serüveni halen devam ediyor. Çünkü sadece okumakla yetinmeyip, bir de çiziyorum. Evet, ben bir çizgi roman çizeriyim. Hayallerimin içinde düşünüyorum...
Dışarıda hava kararmış. Sokağa bakıyorum. Saat hayli geç. Kapanmış dükkânlardan birinin ışıklı neon tabelası yanıp sönüyor. Arnavut kaldırımlı sokakta bir kadın sırılsıklam olmuş saçlarıyla hızla koşuyor... Gözlerimi açıp bir daha bakıyorum, kimse yok!.. "Al işte!" diyerek kendi kendime yine bir çizgi roman öyküsüne dalıyorum...
Sayfa 1/6


































ÇİZGİ ROMANIN TÜRKİYE SERÜVENİ
2001 / MART
Çizer hayallerinde dolaşır, okuyucularını da dolaştırır. Tarzan'ı hepiniz bilirsiniz. Çizeri Hal Foster'a sormuşlar; "Hiç Afrika'ya gittiniz mi?" Yanıt; "Hayır, maalesef gidemedim" olmuş.

Tenten'in maceralarını da bilirsiniz, Kuzey Amerika'da, Afrika'da, Tibet'te, Rusya'da ve İngiltere'de geçer. Ama yaratıcısı Herge, Hal Foster gibi kendi topraklarından dışarı çıkmamıştır. Çizgi roman, her ülkede farklı gelişimler gösteren şehir kültürüne ait bir sanat türüdür. Ve ait olduğu toplumun kültürüyle yakından ilgilidir. Toplumda yaşanan her türlü değişim, ister politik isterse ekonomik veya kültürel olsun, çizgi romanın da içeriğini ve görünümünü değiştirir. Onu, duruma göre daha sevimli, saldırgan, gerçekçi, içine kapanık veya ilerici bir düzeye getirir.
Çizgi roman, okul eğitiminin bir kural gibi benimsettiği edebiyatın tersine, zihinlerde resimli kitapla halk romanı arasında bir yer edinmiştir kendine. Eksik bir halka, melez bir türdür çizgi roman.
Sayfa 2/6


































ÇİZGİ ROMANIN TÜRKİYE SERÜVENİ
2001 / MART
Çizgi roman mağara devrinde başlayıp antik çağ Yunan vazo resimlerine, buradan da 1066'da Normandiya Dükü William'ın, İngiltere tahtını ele geçirip Fatih ünvanını almasını birbirini takip eden resimler ve yazılarla anlatan 70.4 metre uzunluğundaki "Bayeux" duvar halısına, İstanbul'daki, Bizans Dönemi'nden kalma Kariye'nin duvarlarındaki çizgi roman denemesi fresklere, ordan da İspanyol ressam Goya'ya gelir, 60'lardaki popüler art'ın (popart) ilham kaynağı olur. Türkiye'de ise çizgi romanın okuyucusuyla buluşma tarihi 30'lu yılların başlarına dayansa da ülkemizdeki altın çağı 1950-1960 yılları arasındadır.
Dışarıda yağmur devam ediyor... Ayağa kalkıp kütüphaneye şöyle bir bakıyorum. Fiyatı on kuruş olan "1001 Roman" dergisiyle birlikte yerli yabancı birçok çizgi roman dergisi raflarda içindeki düşlerle duruyorlar. 1970'de başlayan Türkçe yabancı dergilerin arasında döneminin en popüler Türk çizgi roman kahramanı olan Karaoğlan'ı elime alıyorum.
Sayfa 3/6


































ÇİZGİ ROMANIN TÜRKİYE SERÜVENİ
2001 / MART
Son derece sıcak ve usta çizgisi olan Suat Yalaz, bugün Avrupa çizgi roman ansiklopedilerinde de yerini alıyor. Maalesef Türkiye'de kendi çizerlerimizden oluşan çok az sayıda çizgi roman dergisi yayımlandı. 1991-1992 yıllarında "Rr", 1992-1993 yıllarında çıkan "Joker" gibi dergiler bunların arasında sayılabilir. Diyalog, sahne, sahneleme araçları, jest, zamanı sıkıştırma gibi uzlaşımları dram sanatıyla paylaşan çizgi roman, montaj, çarpıcı açılar, aynı sahneyi farklı açılardan gösterme, yakın gösterim, kupür, çerçeveleme gibi teknikleri sinema sanatından önce kullanır. Ama tiyatro ve sinemadan farklı olarak, genellikle tek bir sanatçının -kimi zaman da bir ressamla bir yazarın- ürünüdür. Söz sinemadan açılınca, aklıma çizgiyle haşır neşir olan yönetmenler geliyor: Marjinal yönetmen David Lynch'in Amerika'da gazetede de yayımlanan çizgi bandları olduğunu ve yine Amerika'nın genç ve çılgın yönetmeni Tim Burton'ın çizerliğini, ünlü İtalyan yönetmen Federico Fellini'nin çizdiği resimli romanların yönettiği filmlere katkılar sağladığını bilir miydiniz?

Sayfa 4/6


































ÇİZGİ ROMANIN TÜRKİYE SERÜVENİ
2001 / MART
Amerika'da çizgi roman kahramanı Dick Tracy'nin 1937-1947 yılları arasında 8 filminin çevrilmesiyle, çizgi roman kahramanlarının sinemaya uyarlanması furyası başladı. Dick Tracy, Warren Beatty ve Madonna'nın rol aldığı filmiyle yakın geçmişte son bir kez daha tarihteki yerini aldı. Ardından Tarzanlar, Batmanlar, Süpermenler yakın tarihimizde de İtalyanların ünlü çizgi romancısı Hugo Pratt'ın çizgi kahramanı Jesuit Joe, Amerikan çizgi romanı "Spawn", beyaz kâğıttan beyazperdeye uyarlandı. Ülkemizde de bu, Karaoğlan ve Tarkan gibi kahramanların sinemaya uyarlamasıyla yankılarını buldu. Malkoçoğlu, Kara Murat, Ustura Kemal, Abdülcanbaz, Utanmaz Adam ve diğerleri tabii ki çizgi romanı besleyen efsane dergi Gırgır'ın 1972'deki çıkışına destek verdi. 1976'da çizmeye başladığım Gırgır, benim serüvenimin de başlangıcıydı.
Sayfa 5/6


































ÇİZGİ ROMANIN TÜRKİYE SERÜVENİ
2001 / MART

"Acaba yağmur da koşan kız şimdi nerededir? Eee, yine daldık; zaten öyle bir şey yoktu ki..." diye düşündüm. Bir çizgi romancı işiyle hayatını iç içe yaşamaya mecburdur. Çünkü tek beslendiği yer gerçek hayattır.
"Ding!.. Dong!..." Galiba bir ses duydum. Zil sesiydi sanırım. Kapıya doğru ilerledim. Açtım. Aaa! Demin hayallerimde yarattığım kız kapıda...

 

Ergün Gündüz, illüstratör.

Sayfa 6/6


































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı