YÜKLENİYOR ...






















ADANANIN MAVİ RENGİ:SEYHAN BARAJ GÖLÜ
2001 /ŞUBAT
Adana kent merkezi ilk bakışta Türkiye'deki benzerlerinden farksız görünüyordu; aynı tarz dükkânlar, aynı bankalar, tabelalar, camiler... Türkiye'nin herhangi bir kentinde olabilirdik. Adana'da, yani farklı bir yerde olduğumuzu anlamak için çevredeki ayrıntılardan ipuçları yakalamaya çalışıyordum. Yeni buluştuğumuz dostumuzun evi merkezin hemen çevresindeki sayısız modern binadan birindeydi. Yeni Adana denilen ve Seyhan Baraj Gölü'nün yakınlarındaki bir arazide yerleşime açılmış bölgeye taşınmışlardı.
Bir virajı döner dönmez karşımdaki görüntü değişiverdi aniden. Bir yanda çok yüksek apartmanlar, diğer yanda koyu bir karanlığa bulanan yeşillikler... Eski Seyhan Baraj Gölü ise hemen sağımızdaydı. Abartılı Hollywood filmlerinden bir sahne olacak kadar güzel görünüyordu. Doğrusu hazırlıksız yakalanmış ve çok şaşırmıştım. Modern binalar, ışıklı büyük dükkânlar ve ağaçların sıralandığı yollardan birkaç gün misafir olacağımız eve gittik.
Sayfa 1/5























ADANANIN MAVİ RENGİ:SEYHAN BARAJ GÖLÜ
2001 /ŞUBAT
Sabah erkenden Seyhan Baraj Gölü kıyısına inip çevreyi gezmeye başladık.

Göğün mavisi göle yansıyordu, ışık ise kış aylarına has nazik eğimiyle geliyordu. Gözümüze ilk çarpan tepeye çıktık. Park olarak düzenlenmişti. Çok kalabalıktı. Hoparlörden duyulan Kuran sesinden kutsal bir mekâna geldiğimizi anladık. Çoban Dede Türbesi'ymiş.
Merdivenleri çıkan süslü ve özenli bir kalabalık dikkatimizi çekti. Bir düğün alayıydı. Düğün ve sünnetlerde bir tören havasında göl kıyısına gelmek, ya da yeni barajın üzerindeki yoldan karşıya geçip Balcalı'ya kadar gidip dönmek bir töre olmuş yörede, hatta su görmenin mürüvvet olduğu bile söyleniyor.
Ne nedenle olursa olsun bu masmavi su ve sahili çevredeki insanların sevinç kaynağı ve yaşamlarını olumlu yönde etkiliyor.Hemen aşağıdaki sahilden yelkenliler göle açılmaya hazırlanıyorlardı. Her şey bana doğup büyüdüğüm İstanbul'u hatırlatıyordu. Sanki Boğaz ya da Büyükçekmece kıyılarındaydık; mevsim de yazdı..
Sayfa 2/5























ADANANIN MAVİ RENGİ:SEYHAN BARAJ GÖLÜ
2001 / ŞUBAT

Artık iyice uzaklaşmış olan yelkenlilere bakmak için sahile indiğimizde, birkaç kişinin su kayağı yapmaya hazırlandıklarını gördük. İskeleye oturup hevesle "gösterinin" başlamasını bekliyordum, çünkü su kayakları ve yelkenlilerle süslenmiş gölleri pek görmemiştim. Bize göre yaz olması gereken mevsimin keyfini çıkarırken gözüm ufukta yükselen karlı zirvelere takıldı. Toroslar diye bilinen bu dağları aslında çok iyi tanıdığımı şaşırarak fark ettim. Orası benim için Aladağlar'dı, yani her yıl zirvelerine tırmanmak için gittiğim dağ yöresi. İşte 3500 metreyi aşan yüksekliğiyle Alaca zirvesi tam karşımdaydı; sağa doğru ilerleyince önce Avcı Beli'ni, ardından da Kaldı zirvesini görebiliyordum.
Sahilden eski barajın yakınlarındaki parka giderek Gençlik Köprüsü'ne yöneldim. Sadece yayalara hizmet eden upuzun bir asma köprüydü. Tam ortasında durmuş balık tutan genç, bisikletiyle gelmişti.Tuttuğu balıklara mı, yoksa bisikletine mi daha çok imrendim bilemiyorum. Etrafımı çevreleyen yeşillik ve binalar estetik ve çağdaş bir uyum içindeydi.

Sayfa 3/5























ADANANIN MAVİ RENGİ:SEYHAN BARAJ GÖLÜ
2001 / ŞUBAT
Denize kıyısı olmayan Adana'da bu kadar güzel sahiller görmek keyif vericiydi. Sahil boyunda yürürken, yanımdan koşarak ya da bisikletle geçenleri, toplu halde antrenman yapan genç kızları, suda kanosuyla giden bir genci izledim. Sonra bir başka köprüden batı kıyısına döndüm. Akşam ev sahibimin yirmili yaşlardaki oğlu eşliğinde Adana gençlerinin arasında en son moda olan şeyler hakkında bilgi alırken, sahile bir kez daha indik. Barajın küçücük bir adasının üzerine dev neon ışıklarla "Sevgi Adası" yazılmıştı, hemen yanındaki daha büyük bir ada ise doldurularak sahile bağlanmış ve üzerine yol yapılmıştı. Resmi adını hatırlayamadılar ama halk arasında "Amerikan Adası" deniyormuş. Onlarca otomobil üzerine park etmişti. Neşeli ve gürültücü gençler gruplar halinde eğleniyorlar; kimileri ise baş başa gecenin keyfini çıkartıyorlardı. Onları izlerken bu garip ismin adaya neden verildiğini sezer gibi oldum.
Sayfa 4/5























ADANANIN MAVİ RENGİ:SEYHAN BARAJ GÖLÜ
2001 / ŞUBAT

Gölün kıyısı parklarıyla, piknik alanlarıyla, gezi tekneleriyle, yüzen restoranlarıyla çevrede yaşayanlara yaşama sevinci veriyordu. Türkiye'nin herhangi bir kentinde değil, Adana'da ve Seyhan Baraj Gölü'nün kıyısındayım; bunun da iyice farkına varmaya başlamıştım.
Ertesi sabah erkenden yola çıktık. Bir ara Adnan Menderes Bulvarı'nda durduk. Havada garip bir pus vardı. Dünün canlı mavileri gitmişti. Seyhan Baraj Gölü bize üçüncü bir yüzünü daha gösteriyordu. Bunu da çok sevdik ve mutlaka gene gelmek üzere arabamıza bindik. l


* Haldun Aydıngün, fotoğrafçı.

Sayfa 5/5




















































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı






























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı