YÜKLENİYOR ...

























KIŞIN BEYAZ YORGANI:KAR
2001 /ŞUBAT

Önce biri düşer sessizce, döne döne, beyaz bir büyü gibi... Soğuk bir kelebekmişçesine yere konar, erir ve kaybolur. Ardından bir diğeri iner yavaşça, sonra bir başkası. Kar tanelerinin gökyüzünden yeryüzüne yaptığı yolculuk sürdükçe, dünya beyaz bir örtünün altında kalmaya başlar. Bilmem bilir misiniz, kar kristallerinin her biri eşsizdir, hiçbiri birbirinin aynı değildir. Mikroskop altında onların geometrisini görenler, doğanın bir buz mimarı olduğunun farkına varırlar.
Kar, beyaz bir silgi gibi ayak izlerini, damlardaki kiremitleri, sokaklardaki kaldırımları siler. Evlerde, camların önü sevinç çığlıkları atan çocuklarla dolar.

Çocuklar camın önünde, bakışlarını havadaki bir kar tanesine sabitler ve yere düşene kadar onu izlemeye çalışırlar. Ama beyaz yolcular o denli çoktur ki, göz onların görsel yükünü kaldıramaz ve hepsi birbirine karışır. Sobanın sıcaklığının camlarda yarattığı buğunun üzerine resimler çizilir ve kardanadam yapma hazırlıklarına başlanır.

Sayfa 1/6


























KIŞIN BEYAZ YORGANI:KAR
2001 /ŞUBAT
Burun için gerekli olan havuç mutfaktan, gözler ve ağız için kömür kömürlükten, şapka ve atkı için de dolapların alt gözlerinden eski giysiler temin edilir!
Süpürge içinse, kilerden bir çalı süpürgesi bulunur. Kızaklar aylardır kapalı kaldıkları arka balkonda, sabırsızlıkla göreve çağrılmayı bekler!

Soğuk ve kar sürdükçe, saçakların kenarlarında buzdan kılıçlar oluşur. Sopalarla düşürülemeyecek yükseklikte olanlar, kartopu yağmuruna tutulurlar.Doğu Anadolu'da, yağan ilk karın ardından, elde kürek kerpiç damların üzerine çıkılır. Tavandaki kar kürenmezse, çıkacak güneşle birlikte eriyecek ve tavan nem içinde kalacaktır. Köylerden geçerken, aynı damların üzerine yayılmış samanları yiyen koyunları, iplere asılı buz kesmiş çamaşırları ve karda zorlukla ilerleyen atları görürsünüz. Batı'da yaşayanlar için güzel bir düş olan insan yüksekliğindeki kar, Doğu'nun acımasız beyaz gerçeğidir. Buz tutan Çıldır Gölü'ne delik açan insanlar ağ indirip alabalık yakalamaya çalışırlar.
Sayfa 2/6


























KIŞIN BEYAZ YORGANI:KAR
2001 / ŞUBAT

Ahlat'ta Selçuklu mezartaşlarına kazınmış eski harfler rüzgârla savrulan ince karla örtülmeye başlar. Doğu'da çok kış yaşamış ve yapıtlarında insanlarla coğrafyayı büyüleyici bir dille anlatmış olan Ferit Edgü, Ağrı Dağı'na gidecek yolcuya şunları yazar: "İstanbul'dan yola çıkıp, doksan gün yürürsen Ağrı'da bulursun kendini. Dizlerinde yeterli güç, ciğerlerinde yeterince soluk varsa, yirmi bir günde Ağrı Dağı'nın karlı zirvesine tırmanırsın. Nuh'un gemisini belki görmeyebilirsin. Ama göreceklerin Nuh'un gemisinden daha az heyecan verici değildir." O bunları beyaz kâğıda düşürürken, Doğubeyazıt'taki İshak Paşa Sarayı'nın karla kaplanan kubbelerine konan güvercinlerin ayakları kayar. Kar ulaşımı engellerken kasabaları, köyleri yalnızlaştırır. Görkemli yüksekliklerin aşılmazlığı, kapanan yollarla bir kez daha kanıtlanır. Bazı günler bulutların arasından sıyrılmayı başaran güneş batarken dağlarda kırmızı toza bulanmış, mor çizgili izler bırakır. Bu görüntüyle karşılaştığınızda, paltonuzun içinde üşümenize rağmen, dağların için için yandığını düşünürsünüz.

Sayfa 3/6


























KIŞIN BEYAZ YORGANI:KAR
2001 / ŞUBAT

O sırada köylerdeki evlerin sarı ışıkları bir bir yanmaya başlar ve evlerde, babaanneler torunlarına karda yolunu kaybedenleri bulup kurtaran köpeklerin hikâyelerini anlatır.
Ay çıktığı geceler, maviye çalan karın üzerinde ürkek ürkek gezinen dağ keçilerinin gölgeleri belirir. Esen sert rüzgâr, beyaz beyaz tozutur. Çağlayanlar, gecenin ayazını yiyince buz keser; güneşi görünce de, yarattıkları derelerin üzerinde tüten buhar yükselir, suda gezen sise dönüşür. Buz kütleleri sularda sürüklenir ve kışın asi çiçeği kardelen, yamaçlarda boy gösterir. Doğa, beyaz bir aynada çiçek açmaya başlar. Bu yüzden Doğu'nun masallarında kardelen, Batı'nın masallarında lale vardır.
Soğuk ormanlarda evsahiplerinin bir bölümü uzun kış uykusundayken, ağaçlar arasında sıçrayarak gezinen tilkiler av bulabilmek için bütün kurnazlıklarını kar üstüne dökerler. Kış, vahşi hayvanlar için aç kalmakla karın doyurmak arasında kalan ince çizgidir. Karadeniz kıyılarına, göç yolundaki yorgun kuğular iner; kımıldamazlarsa eğer, onları kimsecikler görmez.

Sayfa 4/6


























KIŞIN BEYAZ YORGANI:KAR
2001 / ŞUBAT

Eskişehir'in bir dağ köyünü andıran ilçesi Mihalıççık'ta, geceleri sokak lambalarının altında kar kristalleri ışıldar ve uzaklardan keçi sürülerinin çıngıraklarıyla çoban köpeklerinin havlamaları duyulur. Bilecik'teki tren istasyonlarında, karda kaybolmuş rayların üzerinde kirli kırmızı trenler uyur. Mudurnu Saat Kulesi beyaz bir şapka giyer. Ilgaz Dağı'nda iğne yapraklı ağaçlar kar yükünü tutmaya başladığında, ormanın derinliklerinde Ahmet Muhip Dıranas'ın dizeleri duyulur: "Kardır yağan üstümüze geceden, / Yağmurlu, karanlık bir düşünceden, / Ormanın uğultusuyla birlikte / Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte / Kar yağıyor üstümüze, inceden."

Sayfa 5/6


























KIŞIN BEYAZ YORGANI:KAR
2001 / ŞUBAT

Ben, kar yağdığında bir Japon haikusunu anımsayarak, kargaların güzelleştiğini düşünürüm. Ama, kar yalnızca siyah lekeleri belirginleştiren beyazlık değildir. Başka nedir diye sorarsanız, sözü İsmail Uyaroğlu'nun dizelerine bırakıp karlı dağlara doğru yola çıkarım: "Üç şeyle birlikte yağar kar / Bir, sessizlik / İki, herkes soğuk / Dememi bekleyecek şimdi / Hayır, sessizlik / Üç, evet sessizlik / Karla birlikte gökten / Kediler, ağaçlar bile duyar / Beyaz bir sessizlik yağar." l

 

* Akgün Akova, yazar.

Sayfa 6/6
Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı






























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı