|
Önce
biri düşer sessizce, döne döne, beyaz bir büyü
gibi... Soğuk bir kelebekmişçesine yere konar,
erir ve kaybolur. Ardından bir diğeri iner yavaşça,
sonra bir başkası. Kar tanelerinin gökyüzünden
yeryüzüne yaptığı yolculuk sürdükçe, dünya beyaz
bir örtünün altında kalmaya başlar. Bilmem bilir
misiniz, kar kristallerinin her biri eşsizdir,
hiçbiri birbirinin aynı değildir. Mikroskop
altında onların geometrisini görenler, doğanın
bir buz mimarı olduğunun farkına varırlar.
Kar, beyaz bir silgi gibi ayak izlerini, damlardaki
kiremitleri, sokaklardaki kaldırımları siler.
Evlerde, camların önü sevinç çığlıkları atan
çocuklarla dolar.
Çocuklar
camın önünde, bakışlarını havadaki bir kar tanesine
sabitler ve yere düşene kadar onu izlemeye çalışırlar.
Ama beyaz yolcular o denli çoktur ki, göz onların
görsel yükünü kaldıramaz ve hepsi birbirine
karışır. Sobanın sıcaklığının camlarda yarattığı
buğunun üzerine resimler çizilir ve kardanadam
yapma hazırlıklarına başlanır.
|