|
Söylencelere
göre, MÖ 2. yüzyılda Bergama Kralı II. Attalos'un
"Bana bir yeryüzü cenneti bulun,"
buyruğuyla kurulan ve adını kurucusundan alan
Attaleia, yani günümüz Antalya'sı, Anadolu'nun
en bereketli coğrafyasında, antik Pamphylia,
Pisidia ve Lykia bölgelerinin kesiştiği bir
noktadadır. Bereketli coğrafyalara, renkli ve
bin çiçekli kültürlere ev sahipliği yapan Antalya,
tarih boyunca içinde hep kültürü, sanatı, mimariyi
ve mitolojiyi dorukta yaşatmıştır. Çünkü onun
mayası, lacivert denizlerin, kekik kokulu görkemli
Torosların, coşkun çağlayanların, renk renk
gelinduvakları ve hüsnüyusufların harmanıdır
Ozan Mehmet Emin Yurdakul'un benzetmesiyle o
tarihinin her döneminde, "Akdeniz'in berrak
aynasında kendi güzelliğini seyreden şirin bir
kızdır." Ve hep cezbeder.Bu cazibeye kendilerini
kaptıran gezginlerin tümünü tanımıyoruz. Bildiklerimizin
ilki Anadolu'da beyliklerin egemen olduğu bir
dönemde, 1335-1340 tarihleri arasında Antalya'ya
gelen Arap seyyah İbn Battuta'dır. İşte, onun
anlatımından birkaç satırla Antalya:
|