YÜKLENİYOR ...

























MİSTİK VE KUTSAL: İSTANBUL' UN SURLARI
2001 / ARALIK

Dünyaya uzaydan bakıldığında görünen tek insan eseri Çin Seddi'dir. İstanbul Surları ise savunma alanında tarihte hiçbir kalenin, şatonun, hatta Çin Seddi'nin dahi erişemediği bir başarıya ulaştı. Bu surlar Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkentini tam bin yıl, geç antik çağdaki barbar kabilelerin akınlarına olduğu kadar, nizami ve teknik yönden üstün silahlı ordulara karşı da savundu. Ve o surları ilk kez aşan, Constantinopolis'i aldığında henüz 21 yaşında olan genç sultan II. Mehmed'in (Fatih) ordularından önce, 13. yüzyıl başında bu muhteşem imparatorluk başkentini işgal eden Haçlılar oldu. Ama, Haçlıların istilası dünya başkenti Constantinopolis'in surlarının dokunulmazlığını yıkarak değil, müttefik görünerek oldu. İstanbul Surları'nın geçmişi, Doğu Roma İmparatorluğu'nun yaşına eşittir. Biz bu imparatorluğu bugün yanlış olarak Bizans diye anıyoruz. Bu tabir 16. yüzyıl Alman hümanisti Hieronymus Wolff'un, Roma İmparatorluğu'nu yanlış olarak Bizans diye adlandırmasıyla ilgilidir. Ve galiba bir siyasi misyon neticesidir. Mukaddes Roma Germen İmparatorluğu'nu

Sayfa 1/6


























MİSTİK VE KUTSAL: İSTANBUL' UN SURLARI
2001 / ARALIK

Batı'daki imparatorluğun varisi olarak tanıtma amacını taşır. 1200 yıl bu dünya başkentini savunan surlar, ihtişamı ve güzelliğiyle de şehre gelenleri etkilemiştir. Kara tarafındaki, yani batıya bakan surlar ve üzerindeki kapılar Haliç ve Marmara'ya açılan kapılara göre hem zarif ve görkemli, hem de taihîm açıdan daha önemlidir. Zira dünya tarihine yön veren kuşatmalar, savunmalar, Latin uluslarının istilaları, Paleologlar Hanedanı'nın İzmit'teki imparatorluklarının merkezinden şehre dönüşü, 1453'teki fetih hep bu cephede cereyan etmiştir. Dahası gayet zengin bir hagiyografiye (aziz menkıbeleri) sahip olan Rum-Ortodoks inancına göre şehrin her kapısında azizlerle ilgili bir mucize meydana gelmiştir. Büyük Konstantinos şehri yeniden (324-330 senelerinde) kurduğunda kara tarafında (Batı) inşa edilen surlar bugünkünden daha içerideydi. İmparator Theodosius'un (408-450) becerikli valisi Anthemius şehrin savunma alanını genişletti ve bugünkü surları inşa ettirdi.

Sayfa 2/6


























MİSTİK VE KUTSAL: İSTANBUL' UN SURLARI
2001 / ARALIK

Böylece şehrin alanı iki misli büyüdü. Studion Manastırı gibi bazı manastırlar, bahçe ve bostanlar surlar içine alındı. Osmanlı İstanbulu'nun aserîu mıntıkası olan Davudpaşa Kışlası'nın bulunduğu bölüm de Theodosius döneminde aynı fonksiyonu görüyordu. Burada Yedikule'den güneydeki uçtan başlayarak kara tarafındaki surlar ve kapılarda bir gezi yapacağız. Tabii her kapıda durmamız mümkün değil, çünkü sayıları on olup bu kısa gezi için çok fazladır. Leo I (457), Basiliseus (476), Phocas (602), Ermenistanlı Leo (813), büyük imparator Nicephorus Phocas (963) gibi imparatorlar kendilerini taht, şan ve şöhrete götüren yola Yedikule Kapısı'ndan girmişlerdi. Burası Bizans devrinde Altın Kapı (Porta Auera) da denen törensel giriştir. Birçok imparatorun, bu arada İran Sasanilerini yenip şehre zaferle giren Heraklius'un da adını taşıyan bu zafer kapısından 1204'deki istilacı ve yağmacı Latinlerin girişini ünlü tarihçi Koniates tasvir etmişti. Ünlü tarihçinin ailesiyle birlikte yine bu kapıdan şehri sessizce terk edişi, sanki Doğu Roma'nın görkemli döneminin sonunu işaret eder.

Sayfa 3/6


























MİSTİK VE KUTSAL: İSTANBUL' UN SURLARI
2001 / ARALIK

Türklerin Silivri Kapı (eskiden Mukaddes Kaynak Kapısı da denirdi, çünkü buradan bildiğimiz Balıklı Ayazma çıkardı) dedikleri kapıdan ise 1261'de Latin istilasını sona erdiren muzaffer komutan Aleksios Strategopulos'un şehre girdiği biliniyor. Kara surları iki dizi halindedir ve arada derin bir hendek vardır. Bugün toprak ve molozla dolan bu hendeklerde hâlâ en nefis sebzeler yetiştiriliyor, şanslıysanız ve bulursanız tadına bakmaya değer. Devam edelim; yeni Mevlevihane Kapısı veya bugünkü adıyla Mevlanakapı, surların dışındaki ünlü Mevlevi dergâhı Merkezefendi'nin etrafında oluşan geniş Müslüman Mezarlığı'na çıkar. Balıklı Ayazma ve Merkezefendi dergâhının gezisi Hıristiyan ve Müslüman İstanbul'un uhrevi atmosferini gösterir. Surların üstündeki en önemli kapı Topkapı'dır. 29 Mayıs 1453'te biten 53 günlük muhasara boyunca en şiddetli hücumlar burada yapılmıştı. Ünlü toplar surları en çok burada vurmuştu. Bugün bu kapıdan girerseniz, Mimar Sinan'ın eseri olan Kara Ahmet Paşa Camii'ni ziyaret edersiniz. Arada Sulukule Kapısı ise renkli bir mahalleye açılır, bugün dahi şehrin eğlence

Sayfa 4/6


























MİSTİK VE KUTSAL: İSTANBUL' UN SURLARI
2001 / ARALIK

sektörüne hizmet eden Roman nüfus burada yaşar. Osmanlı devrinde en önemli kapı, şehri ikiye bölen anayolun bittiği Edirne Kapısı idiRivayete göre 29 Mayıs 1453 günü genç padişah, fethettiği şehre bu kapıdan girmişti. İmparatorluk orduları Avrupa'daki seferlerinden zaferle dönüşte bu muhteşem kapıdan şehre girerlerdi. Halk sevdiği hükümdarın dönüşüne alkış tutar, sevmediği III. Mehmed gibi hükümdarları merhamet ve saygıyla buradan savaşa yollardı. Bu kapıda uzaktan gelen kervanları, şehrin zengin binaları ve Muhteşem Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan'ın büyük Mimar Sinan'a yaptırdığı zarif cami karşılardı.
Edirnekapı'dan Haliç'e doğru sur dışından ilerleyelim; çünkü Blaherna Sarayı-Anemas Zindanları yanından geçip surların ardında ölümsüz serviler ve camiler göreceğiz. 1453'teki kuşatmanın en şiddetlilerinden biri burada yapıldı. Surları Cenevizli komutan Giustiniani ve kuvvetleri savunuyordu. Blaherna veya Türklerin 'Tekfur Sarayı' dedikleri yerde 16. yüzyılda zürafa ve gergedan gibi hayvanlar barındırılırmış.

Sayfa 5/6


























MİSTİK VE KUTSAL: İSTANBUL' UN SURLARI
2001 / ARALIK

Yani, burası emperyal bir hayvanat bahçesiymiş. Nihayet kara tarafındaki surların gezisini Eğrikapı ile tamamlıyoruz. Burada İslam dininin büyüklerinden Toklu Dede gömülüdür.
Surların üstünde iki imparatorluğun tarihi ve dini yaşıyor. Sık sık rastladığımız 'Muzaffer İsa' simgeleri kadar, Emeviler dönemi ve nihayet 1453'deki Türk kuşatmasından kalma şehitlerin türbeleri ve kutsal mekânlar da iki bin yıllık başkentin mistik ve kutsal karakterini yansıtıyor.

* Prof. Dr. İlber Ortaylı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler
Fakültesi Öğretim Üyesi.

Sayfa 6/6
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı