YÜKLENİYOR ...

























GÜMÜŞ TELLİ: BARTIN
2001 / ARALIK

Teknemiz durgun suyu yararak ağır ağır ilerlerken kıyıdaki akbalıkçıllar havalanıyor. Bartın Irmağı'nın Karadeniz'e döküldüğü yerden kente doğru yaklaşırken, bu yeşil suyun geçmişteki adını fısıldıyoruz salkımsöğütlerin yapraklarına: "Parthenios... Parthenios". Sıçrayan kefallerin yeniden suya düşerken çıkarttığı şıpırtıdan başka bir ses gelmiyor karşılık olarak. Peki, kim dillendirecek bize Bartın'ı? Tekne omurgaları arasında çalışan ustalar mı, 'Garıla Pazarı'nda tezgâh kuran kadınlar mı, ahşap merdivenlerini çıkarken çocukluğumuzu anımsadığımız eski evler mi, yoksa cam kenarında telkırma yazmaları yaratan genç kızlar mı?
Teknemizin karşısına birden çıkıveren yaşlı bir çektirme söyleniyor kendi kendine: "Benden başka kim anlatabilir Bartın'ı? Hem denizin, hem ırmağın, hem karanın, hem de insanın kahrını çektim ben!" Haklı ama, biz Orduyeri Köprüsü'ne kadar gitmek ve oradan insanların arasına, sokaklara dalmak istiyoruz.

Sayfa 1/5


























GÜMÜŞ TELLİ: BARTIN
2001 / ARALIK

O sokaklarda çiçekli bahçeler, yufka açan kadınlar, damlarda uyuyan kediler, ayakta kalmayı inatla sürdüren ahşap evler ve anılar var.
Bartın evleri, Osmanlı dönemi sivil mimarisinin son temsilcilerinden. Pencerelerinde oyalı perdeler... Odalarındaki sandıklarda çatkı yazmalar, göynekler, uskufa yelekler birer hazine gibi saklanıyor. Telkırma işleri yöreye özgü bir el sanatı olarak hâlâ yaşatılıyor. İşleme sırasında kullanılan gümüş telin elle kırılarak koparılması işin temelini oluşturuyor.
Ahşap, bir dönem Bartınlıların oyuncağı olmuş. Ihlamurla, şimşirle, cevizle haşır neşir olan eller tekneler, gemiler, ağaç oymalar yapmış. Evliya Çelebi 'Seyahatnamesi'nde Bartın ve Amasra'da kalyonların yapıldığını yazıyor. Osmanlı gemi yapımcılarının torunları bugün de Kurucaşile, Tekkeönü, Kapısuyu ve Amasra'da ağacı öpe koklaya tuz kokulu elleriyle işlerine devam ediyor.

Sayfa 2/5
 


























GÜMÜŞ TELLİ: BARTIN
2001 / ARALIK

Onlar deniz kıyılarında çalışırken, Bartın çarşısı da her günkü hareketliliğini yaşıyor. Kimi, şadırvan çeşmesinden ünlü 'kavşak suyu'nu içerken, 1912 yılında çeşmeyi yaptıran Karakaşoğlu Hacı Arif Kaptan'a dua ediyor. Kimi, güneş batarken İnkumu'nda olmak için arkadaşlarıyla sözleşiyor. Günlerden salı ya da cuma ise, kimileri 'Garıla Pazarı'ndan haftalık erzağını alıyor. Pazar adını, bahçesinden ve hayvanlarından elde ettiği sütü, yoğurdu, çileği, biberi, marulu burada satan kadınlardan alıyor. Taşhan dediniz mi, Bartın'da bilmeyen yoktur. 18 odalı, iki katlı ve dikdörtgen planlı bu yapı eski bir ticaret merkezi. Daha sonra yapılan, 1897 tarihli Dervişoğlu Hanı ise kırmızıya boyalı, elden geçirilmiş yeni haliyle oldukça güzel. Her iki handa, lokantalar da var. Kültür Bakanlığı ve İl Kültür Müdürlüğü, Bartın'daki eski yapıları restore ederek koruma bilincinin yerleşmesine yardımcı oluyor. Şadırvan'ın restorasyonu ve Ulukaya Şelalesi'nin ışık düzenlemeleri tamamlanırken, Amasra'da kale surları ve kilise onarımı, müze düzenlemesi sürüyor.

Sayfa 3/5
 


























GÜMÜŞ TELLİ: BARTIN
2001 / ARALIK

Bartın'ın Karadeniz kıyısındaki ilçeleri, en az kendisi kadar ünlü. Adını bir prensesten alan Amasra, hafta sonları büyük kalabalıkları konuk ediyor. Küçük limanı, Kuşkayası Anıtı, Bakacak Tepesi, ışıklandırılan kalesi yanında, her mevsim bulunan balığı ve lezzetli salatasıyla hizmet veren lokantalarıyla ünlü. Amasra-Kurucaşile arasındaki Çakraz, Akkonak, Göçkün ve Cambu koylarıyla, Bartın'dan Zonguldak'a uzanan sahil şeridindeki İnkumu, Güzelcehisar, Mogada ve Kızılkum plajları yazın gözdeleri. Bartın'ın yarısından fazlasını kaplayan ormanlar özellikle Ulus'ta lirik görüntüler yaratıyor. Sonbaharda pencere yanlarında kurutulan biberlerin, yağmur sonraları dört yanı dolduran mantarların yerini, baharda çiçeklerin üzerlerinde dinlenen böcekler ve kuşlara ıslıklarıyla karşılık veren sığırtmaçların sesleri alıyor. Kışın dalgalarıyla mendirekleri aşan Karadeniz, yaz güneşinde kayaların altına altına sokuluyor. Amasra'daki çay bahçesi akşamüstü altın bir top gibi ufukta yitip giden güneşi seyredenlerle doluyor. Bahar günlerinde Arıt ve Uluyayla yaşamı kelebek kanatlarıyla, derelerle ve yayla

Sayfa 4/5
 


























GÜMÜŞ TELLİ: BARTIN
2001 / ARALIK

evleriyle kucaklıyor. Mağara meraklıları ise, yerkabuğunun gizlerini çözmek için Amasra'nın Karakaçak köyündeki Gürcüoluk'un yolunu tutuyorlar.
Bartınlıların sıkça yineledikleri bir söz var: "Kavşak suyundan bir kere içtin mi, gitmezsin bir daha buralardan!" Bu sözün doğruluğunu kanıtlayan birçok durum olsa da, zaman yine de bir şeyleri alıp götürüyor kentten. Kalansa, telkırmalardaki gümüş tellerin pırıltıları...
Biz de Bartın'dan ayrılırken, yaşlı çektirmeye bir uğrayalım dedik. Baktık ki, bir türkü mırıldanıyor, ilişmedik. Ama, kulak vermeden de edemedik türküsüne: "Boğazdan yol aşmaz mı? / Sandallar dolaşmaz mı? / Sil gözünün yaşını / Bağ olan kavuşmaz mı?"

* Nezahat Turkan, yazar.

Sayfa 5/5
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı