YÜKLENİYOR ...

























ISTRANCALAR' DA BEYAZ BİR RÜYA
2001 / ARALIK

Kırklareli'nden Demirköy yoluna saptığımızda masmavi gökyüzü ve güneş, sonbahar görüntüsü altındaki kızıllaşmış ağaçlara, sapsarı otlara arkadaşlık ediyor; ilerideki tepelerdeki beyazlıklar kar peşinde olan bizleri hiç kesmeyecek gözüküyordu. Kuzeye, yani Istrancalar'a (Yıldız Dağları) yaklaştıkça beyazlık artmaya başlasa da "Bir ara buralara kar yağmış, hepsi de eriyip gitmiş" düşüncesinden başka bir şeyin akla gelmesine imkân yok. Erenler ve Evciler'den sonra dağlardan önceki son durak olan Yenice köyünün görüntüsü şaşırtıcı. Zira beş dakika önce kupkuru bir dünya bizi sarmalarken, Yenice'de bir dede, karları küreyerek bakkal dükkânının önünü açmaya çalışıyor. "Siz yukarılara çıkın, asıl manzara orada. Kar yağalı bir hafta oldu. Daha ağaçlar üzerindekileri dökmedi" diyerek iki kolunu yana açıp, belini ileri doğru kırıp karla yüklü ağaçları gösteriyor. Yenice'den Istrancalar'a çıkış fazla dik değil. Buzlu asfalt yolun kenarları karla dolu.

Sayfa 1/5


























ISTRANCALAR' DA BEYAZ BİR RÜYA
2001 / ARALIK

Belli ki birileri yolu açmak için yoğun çaba harcamış. Neredeyse bir metre yüksekliğindeki kar yığınları göz korkutucu. Istrancalar'ın 1031 metre ile en yüksek noktası olan Mahya Tepesi'nin içlerine girince kar küreyen dedenin söyledikleri çıkıyor. Her taraf bembeyaz. Belki ağaçlar kendilerini giydiren yeşil yapraklarından yoksun, ama kar onları bir başka süslemiş. Yol adeta bir köprü hatta tünel görüntüsünde. Daha yukarılarda sis nedeniyle dört bir yanımız bembeyaz. Istrancalar'ın kayın ve meşeden oluşan ormanında gürgen ve çam ağaçları da göze çarpıyor. Bunların dışında dağ kavağı, kızılağaç, karaağaç, dişbudak, baldıran, zakkum, fındık, ıhlamur, defne, muşmula, yabani elma ağaçlarıyla birlikte Karadeniz fundalarının çoğu da ormanın sakinleri arasında. Ağaçlar, kış mevsiminde yapraksız olmaları ve ince yapılarına karşın dizilişleri nedeniyle birkaç metre öteyi göstermiyor. İçeri girildi mi çıkılması gerçekten güç. Bir yerden sonra yön duygusu tamamen kaybolabilir.

Sayfa 2/5


























ISTRANCALAR' DA BEYAZ BİR RÜYA
2001 / ARALIK

Kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu Istrancalar, irili ufaklı birçok tepeden oluşuyor. Mahya Tepesi'nden kuzeybatıya doğru Fatmakaya Tepesi (901 m), Sivritepe (851 m), Kaletepe (846 m), Dalyantepe (725 m) sıralanırken; güneydoğuya doğru Kamelya (776 m), Dikilitaş (503 m) ve Pendik (393 m) tepeleri başlıca yükseltiler. Sıradağların bir diğer uzantısı da Karadeniz'e doğru yükseklikleri 690 metreden 200 metreye değişen Kayacık, Aksu, Domuzbayırı gibi tepeler.
Geçitağzı, Istrancalar'ın kuzeybatısında, Bulgaristan sınırına son derece yakın olan ve genel olarak ormancılıkla geçinen bir köy. Devletin ormancılık işletmelerinin yanı sıra kendileri için de ağaç kesimiyle uğraşıyorlar. Kesim konusunda son derece bilinçliler. Devletin belirlediği sınır ve alanlar dışında hiçbir yerde ağaçlara dokunulmuyor. Ekimde başlayan kesim sezonu nisanda noktalanıyor. Bunun da nedeni ilerideki aylarda ağacın susuz kalacak olması.

Sayfa 3/5


























ISTRANCALAR' DA BEYAZ BİR RÜYA
2001 / ARALIK

Bu basit kurallara uyan köylüler aynı ağacın, yirmi yılda bir yeniden kesimine şahit olabiliyor. Geçitağzı'nda asıl şaşırtıcı olan 'Dolmen' ismiyle bilinen büyük kaya mezarların bulunması. Köy içinde geçmişleri bilinmese de Dolmen özellikle Avrupa'da tarih öncesi dönemlerde kullanılan bir mezar yöntemi. Ölü toprağa gömüldükten sonra karşılıklı iki büyük kayanın üstüne benzer bir başkası konularak adeta bir ev yapılıyor. Bu görünüşünden dolayı Dolmen yöre halkının dilinde, 'Kapakkaya' oluvermiş.
Kula ise daha içerilerde ve yüksekte bir Trakya köyü. Geçitağzı'nın aksine hayvancılık başlıca uğraş. Birçok köydeki ahşap ve kerpiç evlerin yerini alan betonarme ve tuğlalı yapılaşma burada yok. Yirmi dört hanelik köyde neredeyse yüz yıllık evler var. Evlerin hepsi tek katlı ve beyaz. Çavdar saplarından yapılma damların bulunması Kula köylüsünün doğayla uyumlu yaşamasının bir örneği.

Sayfa 4/5


























ISTRANCALAR' DA BEYAZ BİR RÜYA
2001 / ARALIK

Saplardan yapılma dam yirmi yıl dayanıyor. Soğuğu almıyor, sıcağı vermiyor, yağmur taneleri üstünden akıp gidiyor. Köylüler yoğun kar yağışlarında yollarının kapanmasına alışmış. "Kar bu sene biraz geç geldi ama artık kolay kolay da kalkmaz." diyorlar. O zaman neler yaptıkları soruyoruz. Mavi gözlü, kır saçlı ve bıyıklı, kahverengi kalpaklı, güleç yüzlü amca cevap veriyor: "Yollar kapanınca ne yapacağız? Köyün orta yerinde Mevlana gibi dönüp duruyoruz!"

* Erdem Kabadayı, yazar.



Sayfa 5/5
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı