YÜKLENİYOR ...

























SESSİZ VE SEVECEN İNSANLARIN YURDU: ESTONYA
2001 / ARALIK

En tanınmış ve sevilen Estonya efsanelerinden birinde dilsiz doğan bir köylü çocuktan bahsedilir. Çocuk hiç konuşmaksızın ve kimsenin gözüne batmadan bir köşede büyüyüverir. Neden sonra babası artık kocaman olmuş oğlunu ağaç kesmeye götürür. İlk baltaladığı ağaç devrilmeye başladığında ise oğul var gücüyle bağırır; "Dikkaaatt, devriliyooor!!". Babasının hayretler içindeki "Neden şimdiye kadar bir şey söylemedin?" sorusuna oğlanın yanıtı "Şimdiye kadar konuşmamı gerektirecek bir şey yoktu ki" olur. Benzer pek çok hikaye Estonyalıların alçakgönüllü ve sessiz kişiliklerini yansıtır.
Baltık Denizi'nin kuzeydoğu kıyısında, Finlandiya Körfezi'nin güneyi ve Letonya'nın kuzeyinde, 10-15 bin yıl ile Avrupa'da belki en uzun süredir yerleşik halde yaşayan halk olan Estonyalılar, özgürlüğü ilk kez 1. ve 2. Dünya Savaşları arasındaki kısacık sürede tatmış. O zamana kadar çoğunlukla Alman toprak sahipleri tarafından yönetilmiş ve daha sonra da İsveçlilerin boyunduruğu altında yaşamışlar.

Sayfa 1/6


























SESSİZ VE SEVECEN İNSANLARIN YURDU: ESTONYA
2001 / ARALIK

1710'da ise yakın tarihlerini belirleyecek olan Ruslar ülkeyi ele geçirmiş, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ise Sovyetler Birliği'ne katılmak zorunda kalmışlar. 1.5 milyon nüfusun, savaş ve hastalıklar nedeniyle kimi zaman 100 binin dahi altına düştüğü olmuş.
Günler süren yağmurlardan sonra havaların düzelmesi çok iyi bir zamana denk geliyor. Başkentteyim ve taihît 'Tallinn Günleri Festivali' son hızıyla devam ediyor. 10. yıldönümü nedeniyle bu yıl şenlikler daha coşkulu ve ilk defa Ruslar ve Ukraynalılar da festivale dahil ediliyor. Bütün gün şehir surları içinde farklı bölgelere yayılmış etkinliklerde bazen balta atıp, en çok bira içme yarışmasına katılıp, 360 derece dönen Estonya salıncağında seyredenleri eğlendirdikten sonra 'kiek in die kök' kulesinin dibinde gün boyunca devam eden halk oyunları gösterilerini seyreder gibi yapıp dinleniyorum.

Sayfa 2/6


























SESSİZ VE SEVECEN İNSANLARIN YURDU: ESTONYA
2001 / ARALIK

Tallinn bana Prag'ı hatırlatan çok güzel bir şehir. Çok fazla turistin olmaması da ortamı daha 'gerçekçi' kılıyor. Bu şehirde tüm Estonya tarihini binalardan okuyarak öğrenmeniz mümkün. 1219'da Kuzey Estonya'yı ele geçiren Vikingler tarafından, kireç taşlarının yükseldiği bu noktada kurulmuş. Tallinn, önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelip gelişmiş ve bu özelliğini 1703'te Rusların St. Petersburg'u kurmasıyla yitirmiş. Estonya'da sanayi devrimine kadar pek bir değişiklik olmamasına karşın Sovyetler Birliği döneminde inşa edilen devasa fabrikalar ve bu ideolojinin yarattığı yüksek binalarla dolu toplu konut projeleri, düzenli de olsa, şehrin dış kısımlarındaki görüntüyü değiştirmiş.
Haapsalu ise renkli ahşap evleri, tertemiz sokakları ve tek trafik lambasıyla çok keyifli, sakin küçük bir sahil ve tatil kenti. İnsanların trafik lambasına aldırmamaları beni nedense keyiflendiriyor, fazla yabancılık hissetmiyorum.

Sayfa 3/6


























SESSİZ VE SEVECEN İNSANLARIN YURDU: ESTONYA
2001 / ARALIK

'Aafrika Plajı'nda denize bile giriyorum. Deniz, başta inanmamış olsam da sıcak. Oysa, kışın bu denizin üstünde yürümüştüm (tabii buz tuttuğu için).
Vormsi Adası'na doğru tekneyle yol alırken sohbete daldığım Estonyalı kız bana karşılık olarak aynı şekilde kışın denizde otostop yaptıklarını anlatıyor. Normalde tekne ile birkaç saat sürebilen bir adaya kışın buz tutmuş deniz üzerinden arabayla birkaç dakikada ulaşabiliyormuşsunuz. Baltıkların Yunanistan'ı sayılabilecek kadar çok adası olan Estonya'da kışın işleyemeyen teknelere oldukça pratik bir alternatif doğrusu.
Vormsi Adası, İsveç kültürünün Estonya'da en uzun süre devam ettiği yer. Yol tabelaları ise hâlâ İsveççe. Adaları gezmenin en güzel yolu bisiklet, ben de öyle yapıyorum. Bir başka ada olan Kihnu'da ise durum oldukça farklı. Nüfusu daha yoğun, daha eğlenceli.

Sayfa 4/6


























SESSİZ VE SEVECEN İNSANLARIN YURDU: ESTONYA
2001 / ARALIK

Bu arada Estonya'nın güneyinde 'Sanatçılar Kenti' olarak tanınan ve benim en sevdiğim şehirlerden biri olan Viljandi'de karşılaştığım bir yaratıcılık dehasından da bahsetmeden geçemeyeceğim. Sabahın erken bir saatinde şehrin bir parkında gezerken geceden kalma küçük bir gruba rastlıyorum. Etrafa müzik sesi yayılıyor, ama ellerinde bir ütüden başka bir şey de göremiyorum. Yaklaştığımda gördüğümse içinden radyo sesi gelen bir ütü!
Estonya'nın Türkiye ile ilginç bağlantıları bulunuyor. Herkesçe çok sevilen Cumhurbaşkanı Lennart Meri'yi Türkiye'nin Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterdiği haberi geçen yıl Estonya gazetelerinde yer almış. Lennart Meri, Estonya'yı bağımsızlığa götürmedeki başarıları ile tanınıyor ve seviliyor.
Estonya'nın ağaç sektöründe, bir Türk firması oldukça önemli bir yere sahip. Pek çok kişinin altında Türkiye'de üretilen bisikletler ve hatta iki küçük çocuğun üzerinde ay yıldızlı halis Beşiktaş forması görüyorum.

Sayfa 5/6


























SESSİZ VE SEVECEN İNSANLARIN YURDU: ESTONYA
2001 / ARALIK

Estonya, 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki yüzde 98'lik okuma-yazma oranı ile Sovyetler Birliği'nin ekonomik olarak en gelişmiş parçasıydı. Estonyalı gençler dünyayı gezmeye ve farklı kültürleri tanımaya uğraşıyor ve aynı şekilde ülkelerini tanımaya, görmeye gelen yabancılara yardımcı oluyor ve çok sıcak davranıyor. Yeter ki onlara "Sizin oralarda Fince (ya da Rusça) konuşuluyor değil mi?" demeyin.

* Sinan Çakmak, fotoğrafçı.



Sayfa 6/6
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı