|
Buradan biraz aşağıya, kapalıçarşıya doğru yürüyenler,
İpek Han'ın kuzeye bakan sahanlığına çıkıp,
arkalarına baktıklarında, birbirini kucaklayan
Bursa'nın iki 'ulu'sunu hayranlıkla izler. Yukarılardan
esip gelen serin rüzgâr, Uludağ'ın ta mitolojiden
gelen serüvenini bitirip, Ulu Camii'nin hikâyesine
başlamaktadır.
Rivayet olduğu üzere, Yıldırım Bayezid'in bir
adağıdır, camiyi yaratan. Niğbolu Savaşı'nın
bir gece öncesi, kendisine zafer bağışlaması
için tanrıya yakarırken, sene 1396'dır. Dileğinin
gerçekleşmesi halinde, ele geçireceği ganimetlerle
Bursa'yı yirmi camiyle donatmak üzere adakta
bulunan padişah, savaşı kazanınca hemen harekete
geçer. Ancak, peygamber torunu Emir Sultan,
yirmi cami yerine yirmi kubbeli büyük, 'ulu'
bir caminin yapılmasının daha uygun olacağını
tavsiye eder. Ve Bursa'nın en büyük camisinin
yapımı dört yıl içinde bitirilir.
Erken Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerinden,
55 metre eninde 69 metre boyundaki caminin,
kalın duvarlı dış yüzü tümüyle kesme taştan.
|