YÜKLENİYOR ...

























YILDIRIM BEYAZID' IN ADAĞI : BURSA ULU CAMİİ
2001 / ARALIK

Ulu bir dağın gölgesi olup ovaya düşen, eski Osmanlı başkentlerinden biridir Bursa. Kalabalık caddeleriyle karşılar insanı. Sonra, tarihin inatla zamana asıldığı hanların avlularına, hamamların buharlı kurna başlarına, kapalıçarşının ipek, baharat ve mensucat kokan kuytuluklarına ve eski camilerin sessizce şırıldayan şadırvan başlarına alır götürür usulca. Muradiye'den gelip Tophane'den kıvrılarak inen yol, Osmanlı'nın ilk sultanlarını selamlayıp, 'Yeşil'e doğru uzanırken bir büyük caminin yüksek duvarlarına dayanıp, bir süre soluklanır sanki. Burası, Evliya Çelebi'nin Mekke, Medine, Kudüs ve Şam'dan sonra beşinci makam saydığı Bursa'yı simgeleyen Ulu Camii'dir. Arka sokaklarına aldığı kapalıçarşı ve Emir, İpek, Fidan, Koza hanlarının arasında kaybolup gitmek, bir kentin 600 yıllık tarihiyle ansızın yüzleşmek gibi bir şeydir de aynı zamanda.

Sayfa 1/6


























YILDIRIM BEYAZID' IN ADAĞI : BURSA ULU CAMİİ
2001 / ARALIK

Buradan biraz aşağıya, kapalıçarşıya doğru yürüyenler, İpek Han'ın kuzeye bakan sahanlığına çıkıp, arkalarına baktıklarında, birbirini kucaklayan Bursa'nın iki 'ulu'sunu hayranlıkla izler. Yukarılardan esip gelen serin rüzgâr, Uludağ'ın ta mitolojiden gelen serüvenini bitirip, Ulu Camii'nin hikâyesine başlamaktadır.
Rivayet olduğu üzere, Yıldırım Bayezid'in bir adağıdır, camiyi yaratan. Niğbolu Savaşı'nın bir gece öncesi, kendisine zafer bağışlaması için tanrıya yakarırken, sene 1396'dır. Dileğinin gerçekleşmesi halinde, ele geçireceği ganimetlerle Bursa'yı yirmi camiyle donatmak üzere adakta bulunan padişah, savaşı kazanınca hemen harekete geçer. Ancak, peygamber torunu Emir Sultan, yirmi cami yerine yirmi kubbeli büyük, 'ulu' bir caminin yapılmasının daha uygun olacağını tavsiye eder. Ve Bursa'nın en büyük camisinin yapımı dört yıl içinde bitirilir.
Erken Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerinden, 55 metre eninde 69 metre boyundaki caminin, kalın duvarlı dış yüzü tümüyle kesme taştan.

Sayfa 2/6


























YILDIRIM BEYAZID' IN ADAĞI : BURSA ULU CAMİİ
2001 / ARALIK

Yapının kuzey yüzü dışındakiler, sivri kemerli nişlerle hareketlendirilerek içlerine altlı üstlü ikişer pencere yerleştirilmiş. Taç kapının yer aldığı kuzey yüzünün farklılığı hemen dikkati çekiyor. Altlı üstlü pencereler, tepede ikizli kemerler halinde düzenlenen nişlere yerleştirilerek, alt sıradaki pencerelerin bazıları küçük birer kapı gibi süslenmiş. Caminin iki büyük minaresi de bu yüzde. Batıdakinin camiyle birlikte yapıldığı, kitabesinden anlaşılıyor. Doğudaki minarenin ise daha sonraları Çelebi Mehmet tarafından yaptırıldığı sanılıyor. Ortada yükselen ve bir Selçuklu portalı gibi ön yüze hâkim taç kapı, büyük yangın sırasında çok zarar görmüş ve daha sonra geçirdiği onarımlar nedeniyle orijinalliğini yitirmiş. Buna karşın doğu ve batıya açılan iki kapı oldukça sade.
Çapları 10 metreden biraz fazla olan yirmi kubbenin ortadan ikincisinin üstü açık. 16 kenarlı mermerden yapılmış şadırvanın üstü havuz, çevresi ise ahşap parmaklıklarla çevrili bir sofa.

Sayfa 3/6


























YILDIRIM BEYAZID' IN ADAĞI : BURSA ULU CAMİİ
2001 / ARALIK

Havuzun büyüsünü yavaş yavaş üzerinden atanları, bu kez sütunlar ve duvarları donatan, sanki birbirlerine caka satmakta olan yazıların bilmecesi sarmakta. Mustafa İzzet ve Abdülfettah Efendi'nin celi sülüsleri (uzaktan okunabilecek şekilde dizilmiş iri Arapça yazı), Şefik'in taliki (Arapça yatık yazı) ilk anda göze çarpanlar. Burada kırk hattatın eseri, 192 adet levha yer alır. Hattat Şefik, İslimyeli İffet Hatun ile Hatice Huriye Hanım da levhalarıyla ilgi çekiyor. Bu yazıların çoğu 19. yüzyıldan kalma. Sultan Mahmud, Hoca Ali ve Kâtipzade Hasan'ın olduğu bilinen birkaç levhanın ise 1855 depreminden hemen önce yazıldığı sanılıyor. Bu deprem sırasında caminin kubbeleri, kasnak ve kemerleri çatlamışsa da bir ikisinin dışında herhangi bir çökme meydana gelmemiş. Abdülmecid'in buyruğu ile depremin yarattığı izler ortadan kaldırılmış. Ama Ulu Camii, tarihindeki en büyük tahribatı 15. yüzyıl başlarında yaşamış. 1402'de Yıldırım Bayezid'i yenilgiye uğratan Timur ordularının ve bu tarihten sonra yeniden canlanan beyliklerden Karamanoğullarının Bursa'yı işgalleri sırasında

Sayfa 4/6


























YILDIRIM BEYAZID' IN ADAĞI : BURSA ULU CAMİİ
2001 / ARALIK

Ulu Camii'nin duvarlarına odun yığılarak yakılması, hatta bir ara Timur'un askerlerince at ahırı olarak kullanılması, caminin acı anıları arasında. Mihraplar, camilerin en göz önündeki yerlerinden olsa gerek, özenle yapılıp, titizlikle süsleniyor. Ulu Camii'nin sekiz sıra mukarnasla tamamlanan, köşeleri kum saatli sütunlarla desteklenmiş mihrabı, depremden sonra abartılı bir onarımdan geçirilmişse de 1904'de Mehmet Usta tarafından elden geçirilerek yazılar, süslemeler, boyalar ve yaldızlarla yeniden zenginleştirilmeye çalışılmış. Ustalığını, daha önce Manisa Ulu Camii'de kanıtlamış olan Antepli Muhammed bin Abdülaziz'in el emeği göz nuru olan ahşap minber, mermer işçiliğine geçişten önce, türünün en mükemmel örneklerinden. Doğu tarafındaki aynada yer alan 9 gezegenli güneş sistemi kompozisyonu da minberi farklı kılan süslemelerden. Minberin karşısında kendini gösteren müezzin mahfili ise 1549'da camiye eklenmiş. Mahfille yüz yüze bakan mermer vaaz kürsüsünün kitabesinden de 1815 tarihinde yapıldığı anlaşılıyor.

Sayfa 5/6


























YILDIRIM BEYAZID' IN ADAĞI : BURSA ULU CAMİİ
2001 / ARALIK

Ulu Camii'den sonra, ulu bir dağın gölgesinde, geçmişe uzanıp giden Bursa'da, zamanı inatla saklayan hanların avlularına, hamamların kurnalarına, kapalıçarşının gizemli kokusuna geliyor sıra...

* Ersin Toker, yazar.



Sayfa 6/6


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı