YÜKLENİYOR ...

























EVRENİN SONSUZLUĞUNDAN BUGÜNE: TAŞLAR
2001 / KASIM

Kızgın bir kor halinde bulunan dünya soğumaya başladığında oluştular. Her şeyden ve herkesten önce yeryüzünün kalıcı varlıkları oldu taşlar. Dünya yok oluncaya kadar da var olacaklar. Milyar yılla anılacak denli uzak olan yaşamların izlerini taşıdılar bizlere. Gün oldu dünyadaki yaşamların sona ermesine neden oldular. 65 milyon yıl önce evrenin sonsuzluğundan kopup gelerek dünyaya çarpan ve başta dinozorlar olmak üzere canlı türlerinin büyük bir çoğunluğunun yok olmasına neden olan meteor da bir taştı. Gökyüzünde bir fener gibi asılı duran ve insanoğlunun romantizmini güzelliğiyle besleyen ay da milyonlarca yıl önce dünyadan kopmuş bir taş parçası! Dünyanın oluşumundan 4.6 milyar yıl sonra ortaya çıkarak kendini yeryüzünün sahibi ilan eden insan, önce taşları oyup tanrılar yarattı, sonra da korkarak taptı onlara. Bazen sanatçı yönü ağır bastı, taş taş üstüne koyarak saraylar, tapınaklar yarattı. Taşı kullanarak korunaklı duvarların arkasına hapsetti kendini. Sonra insan, bazı taşların içindeki gizemi, güzelliği keşfetti.

Sayfa 1/5


























EVRENİN SONSUZLUĞUNDAN BUGÜNE: TAŞLAR
2001 / KASIM

En az bulunan türleri en değerli ilan etti. Sultanların zenginliği onlarla ölçülür oldu. Doğada bilinen 2000 adet mineral olmasına rağmen, kaliteli süs taşı olarak kullanılanların sayısı ancak elli civarında. İnsanların gözünü kamaştırıp, kadınların boyunlarına, bileklerine, kulaklarına süs olan bu minerallerin en gözdeleri amber, elmas, yakut, zümrüt, akuamarin, safir, topaz, labradorit, ametist, opal, agat (akik), oniks, granat, turmaline ve turkuvaz. Modern çağ insanı taşlara olan bu yoğun ilgiyi fark edip laboratuvarlarda bu kez yapay süs taşlarını üretti. Diğerleri kadar parlak ve güzel olan bu taşların en büyük dezavantajı ise doğal olmamaları. Bu nedenle de fiyatları her zaman daha düşük oldu. Doğal süs taşlarını bulmak da, işlemek de hayli zahmetli. Yeryüzündeki diğer madenlerden farklı olarak süs taşları bir-iki yatak dışında gelişigüzel bir dağılım gösterir.

Sayfa 2/5


























EVRENİN SONSUZLUĞUNDAN BUGÜNE: TAŞLAR
2001 / KASIM

Milyonlarca yıl içinde aşınarak sıradan taşlar gibi görünen elmas, zümrüt, yakut ve safirler tüm güzelliklerini iç yapılarında saklar. Ametist, beril, turmalin gibi bazı süs taşları, mükemmel kristalli yapılarıyla hemen göze çarpar. Süs taşı aramak bir uzmanlık işi olmasına rağmen, her doğasever biraz çaba harcayarak süs taşı bulabilir. Zaten birçok önemli süs taşı kazayla bulunmuştur. Kuru nehir yataklarının yüzeyinde, magmatik sokulumlara bağlı olarak gelişen kaya çatlaklarında, cevherli hidrotermal bacalarda, birikinti konilerinde, açık maden işletmelerinde ve akarsu taraçalarında süs taşı bulma olasılığı fazla. Ancak taşı bulmak işin ilk ve en kolay aşamalarında biri. Asıl zorluk bunların kesilerek işlenmesinde. Taşların elmas uçlu testere veya kumlama yöntemiyle kesilmesi ve şekillendirilmesi büyük dikkat ve ustalık gerektirir. Takı olarak işlenince büyük değer kazanan bu taşları, kimileri yalnızca doğanın doğrudan sunduğu bir hediye olarak, bulduğu şekliyle saklar, koleksiyonunu yapar.

Sayfa 3/5


























EVRENİN SONSUZLUĞUNDAN BUGÜNE: TAŞLAR
2001 / KASIM

Kimileriyse asırlar öncesinden günümüze dek insanoğlunda var olan mistisizmle yaklaşır taşlara. İlk çağlardan beri bazı taşların belli güçleri olduğu söylenir. Uzun ömür ve mutluluğun sembolü olarak kabul edilen agatın strese, turkuvazınsa nazara karşı iyi geldiğine ve olumsuzu olumlu yaptığına inanılır. Pahalı bir süs taşı olan zümrüt ise üretkenliği artırdığı için tembellere önerilir. Uğur ve bereket taşı olarak bilinen kırmızı akiğin bu özelliğinden olsa gerek erkeklik bezini ve yumurtalıkları da koruduğu düşünülür. Topaz da, kan dolaşımını düzenlediği gibi telepatik güç de sağlar. Zebercetin nedeni belirsiz korkulara iyi geldiğine, opalin ise bu mistik dünyada sevgi ve şefkatin sembolü olduğuna inanılır. Dünyanın neresinde olursanız olun. Bulunduğunuz bölgede ilginizi çeken bir taş bulursanız hiç üşenmeyin, alın onu yerden. Sonra yıkayarak temizleyin. Çamurun altından belki de sizin için çok değerli sayılabilecek bir süs taşı çıkabilir.

Sayfa 4/5


























EVRENİN SONSUZLUĞUNDAN BUGÜNE: TAŞLAR
2001 / KASIM

Onu olduğu gibi evinizin bir köşesine yerleştirin. Doğal süs taşları arttıkça evinizin görünümünün de değiştiğini, daha doğallaştığını fark edeceksiniz. Süs taşlarını kullanmaya başladıktan sonra doğal olana ne kadar da yakın olduğunuzu fark edecek, doğal olanı korumak için içinizde zaptedemediğiniz bir duygunun geliştiğini göreceksiniz.
Kimbilir, belki de taşlar dünyadaki yaşamın izlerini taşıyacak başka gezegenlere, galaksilere.

* Yıldırım Güngör, jeolog.


Sayfa 5/5


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı