YÜKLENİYOR ...

























ÜÇ BİN YILLIK SERÜVENİYLE: SEFERİHİSAR
2001 / KASIM

Bir yanında Anadolu'nun bereketli toprakları, diğer yanında Ege'nin mavi güzelliği. Seferihisar'ın üç bin yıllık öyküsü, hem toprakla denizin, hem de küçük Asya'da yeşeren kültürlerin izlerini taşıyor. Önünüze bazen, 15. yüzyıldan kalma bir medrese, bazen bir Roma veya Türk hamamının yorgun kalıntıları, bazen de İon'ların eşsiz tapınaklarından biri çıkıveriyor. Zeytinlikler ve üzüm bağlarıyla bezenmiş topraklar, kıyıda uzun kumsallara, yatların Ege'nin tadını çıkardığı sessiz ve sakin koylara uzanıyor.Seferihisar, İzmir'in 35 kilometre güneybatısında, İzmir-Kuşadası yolu üzerinde, 20 bin nüfuslu bir ilçe. 40 kilometrelik sahili uzun kumsalları nedeniyle yazlıkçıların da gözdesi. Bu nedenle yazın nüfusu 50 bini aşıyor. Bahar aylarında ve kışın doğaseverlerin, yürüyüşçülerin, bisikletlilerin gözdesi haline geliyor. Deniz kıyısındaki küçük limanı, yeni yapılan baraj gölü, çam ormanlarıyla bezenmiş tepeleri, hafta sonları kent yorgunlarına sığınak oluyor.Seferihisar'ın köyleri çamların, çınarların, meşelerin ve tabii sincapların ülkesi olmuş.

Sayfa 1/5


























ÜÇ BİN YILLIK SERÜVENİYLE: SEFERİHİSAR
2001 / KASIM

Asırlık zeytin ağaçları ve sonbaharda renklerin yangınını sunan bağlar yamaçları bezemiş. Köy pazarlarında, yol kenarındaki tezgâhlarda satılan, kehribar renkli, kocaman taneli üzümlerin tadını unutamazsınız. Seferihisar'ın verimli toprakları, Türkiye mandalina üretiminin yüzde 35'ini karşılıyor. 35 yıllık bir geçmişi olan satsuma türü mandalina üretimi, 400 bin ağaçla 20 bin tona ulaşmış. Gödence ve Beyler köylerini çevreleyen tepelerde, köy yollarında yapılacak yürüyüşlerde, her adımda devingen Anadolu kültürünün bir parçası olduğunuzu hissediyorsunuz. Yeşilin gölgesine sığınmış taş evler, bulutların gölgesinde sundurmalar, yağız atlar... Bahçede pekmez kaynatanlara, atlı bir urgan satıcısı, kovanlardan bal toplayan arıcılar katılıyor. Özellikle at, bu inişli çıkışlı coğrafyanın vazgeçilmez ulaşım aracı olma özelliğini hâlâ koruyor. Yürüyüşte yolunuzu bazen eski bir zeytinyağı fabrikası, bazen de artık kiler olmuş bir değirmen kesiyor.

Sayfa 2/5


























ÜÇ BİN YILLIK SERÜVENİYLE: SEFERİHİSAR
2001 / KASIM

Birden gözünüze, çam ağaçlarıyla bezenmiş tepelerin ardından, güneş ışıklarıyla yıkanan Ege'nin altın renkli suları takılıyor. Anadolu'yla Ege'nin buluşmasına tanıklık ettiğinizi fark ediyorsunuz. Bu güzel belde doğadan ve tarihten yana bir gün geçirmek isteyenlere 3 bin yıllık hikâyesini anlatmakta da cömert. Seferihisar'a ilk yerleşenlerin Karialılar olduğu sanılsa da, bilinen tarihi 12 İon kentinden biri olan, Teos ile başlıyor. MÖ 1050'de kurulan Teos, kısa zamanda bir ticaret merkezi, sanat, eğitim ve bilim yuvasına dönüşüyor. Priene'li Hermogenes tarafından yapılan Dionysos Tapınağı'nın da yer aldığı, Sığacık yakınındaki Teos ören yerinde bu zengin kültürün miarî izlerini görmek olası. Daha güneyde yer alan diğer İon yerleşimlerinde yüzey bulguları bu kadar zengin değil. Doğanbey Burnu'ndaki Myonnesos ve Seferihisar'ın güney sınırındaki Lebedos'ta ancak eski kent surlarından bölümler görülebiliyor. Myonnessos veya Çıfıt Kale ya da 15. yüzyıldaki adıyla Cüneyd Kalesi'nde, sarnıç ve yapı kalıntıları Osmanlı döneminden kalma.

Sayfa 3/5


























ÜÇ BİN YILLIK SERÜVENİYLE: SEFERİHİSAR
2001 / KASIM

Roma döneminden ise, Beyler köyündeki su kemerleri ve güneyde Karakoç kaplıcaları yakınındaki hamam kalıntıları görülebiliyor. Karyalılar ve İonlarla başlayan serüven, Romalılarla devam etmiş. Seferihisar adını MÖ 30'da Romalıların Anadolu'yu işgali sırasında bölgeye gelip, çok beğenerek yerleşen Komutan Tysaferin'e borçlu. Kent 11. yüzyılda Selçukluların eline geçince adı da 'Tysaferin Hisarı' olarak devam etmiş. Osmanlı döneminde Sivrihisar olarak anılsa da Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla Seferi Hisar adını almış. Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait miarîm örnekler ilçenin her tarafına yayılmış. Kumsalı ve denizi ile ünlü Azmak Koyu yolundaki 14. yüzyıl medresesi ve hamam da bunlardan biri. Kubbeli revakları ve ocaklı odaları iyi korunmuş durumda. Düzce ya da eski adıyla Hereke köyünde, antik bir yerleşimin izleri olabilecek pek çok işlenmiş taş da bulunuyor. Bir başka Osmanlı dönemi eseri de Seferihisar ilçe merkezindeki Ulucami. Kentin eski yerleşim bölgesi Turabi Mahallesi'ndeki caminin, mihrabı ve Seferihisar'ın simgesi sayılabilecek çeşme de ilgi çekici. Dar sokakların arasında dolaşırken

Sayfa 4/5


























ÜÇ BİN YILLIK SERÜVENİYLE: SEFERİHİSAR
2001 / KASIM

karşınıza çıkıverecek küçük sünnet alayı ve çalgıcılar da bu manzarayı tamamlıyor. Yine Osmanlı döneminden önemli bir eser de Sığacık'ta. Gölgesinde küçük balıkçı teknelerinin oynaştığı kale, 15. yüzyıldan kalma. Çevresinde yer alan balık lokantalarının vitrinlerinde, Ege'nin cömertliğinin sembolü mercanlar, çipuralar, karagözler insanı bir ziyafete davet ediyor. 11 Eylül'deki Kurtuluş Günü'nde geleneksel olarak düzenlenen triatlon ve dağ bisikleti yarışları, doğa sporlarına gönül verenlerin yoğun ilgisini çekiyor. Baraj gölü çevresindeki parkur zorlu da olsa, her yaştan sporseverler yarışmanın ve keyifli bir günün tadını çıkarıyorlar. Seferihisar'da siz de hem doğadan, hem de tarihten yana bir gün geçirebilirsiniz. Bu, 3 bin yıllık serüvenin herhangi bir günü olabilir.

* Faruk Üründül, fotoğrafçı.

Sayfa 5/5


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı