|
Dünyayla
öyle barışıktı ki pencere, önündeki sedirde
saatlerce hiç sıkılmadan oturabilirdim. Ucu
dantelli kar beyazı perdeyi araladığımda, önce
kadim ceviz ağaçları çarptı gözüme. Az ötedeki
küçük bostan, mavi göğün altında bir avuç cıvıltılı
yeşillik! Taştan örme bir duvarla çevrili ve
mevsimine göre çeşit çeşit taze sebze yetiştiriliyor
içinde: Mısır, domates, biber, salatalık...
Yukarı doğru tırmanan taş döşeli, daracık sokağın
geleni geçeni, eşi dostu eksik olmuyor. Belli
ki hep bu köyde yaşasa, bir de sokağa bakan,
kanaviçe işlemeli yastıklarla süslü şu rahat
sedire kuruluverse, hiç yalnızlık çekmez insan.
Safranbolu Yörük Köyü'nde, Sipahioğlu Konağı'nın
duvarları masif ahşap dolaplar ve kök boya ile
yapılmış kalemişleriyle bezeli 'baş oda'sındaydım...
Konak, 1999 yılından beri köye gelen ziyaretçilerin
de gezebildiği bir müze ev. Pencereden bakılınca
gözüken evler, Osmanlı döneminde Anadolu ve
Balkanlar'da görülen altı kâgir, üst katları
ahşap çatkılı 'Geleneksel Türk Evleri'yle aynı
özellikleri taşıyor. Alaturka kiremitleri, geniş
saçaklı çatıları, kara kapaklı, ahşap korkuluklu,
bol ışık alan göz göz pencereleri,
|