YÜKLENİYOR ...

























DÜNÜN ONE MAN SHOW' U : MEDDAH
2001 / EKİM

Dünkü yaşamın popüler bir tipi, omuzunda mendili, elinde bastonuyla simgeleşmiş, öyküler, masallar, menkıbeler, kıssalar, letâifler anlatan, arada destanlar, maniler okuyan meddahlardı. Bugün yaşasa 'şovmen' olarak niteleyebileceğimiz bir meddahın yapamayacağı taklit, çıkaramayacağı ses, canlandıramayacağı 'vak'a' söz konusu değildi. Gerçi 'meddah' sözcüğü, 'öven, övücü' anlamına gelse de, kendi üstün yeteneklerini keşfedip bu işe soyunanlar, toplumu rahatsız eden olayları, beceriksiz yöneticileri, sahtekârları... şakayla karışık tarzda eleştirip hicvetmekten de geri kalmazlardı.
Kimi zaman sarayda, padişahın katında da hünerlerini sergilemelerine karşılık meddahların asıl mekânları kahvehanelerdi. Hatta, saray divanhanelerini andıran, ocaklı, havuzlu selâtin kahvehanelerde meddahlar için hazırlanmış köşeler vardı. Diyar diyar gezen; hanlarda, kervansaraylarda, çemenzarlarda, çayhanelerde, bahçelerde, ama çoğunlukla kahvehanelerde, köşedeki peykeye veya bir iskemleye oturup 'icra-yı sanat' eden meddahlara, anlatım tarzlarına, değindikleri

Sayfa 1/6


























DÜNÜN ONE MAN SHOW' U : MEDDAH
2001 / EKİM

konulara göre mudhik, kıssahan, muarrif, mukallit; büyük ustalarına da 'pehlivan', 'üstad-ı kâmil' denilir; bunlar musahip olarak saraya alınırlardı. Okur-yazar meddahlar yanlarında 'kıssa', 'menakıp', 'letaif', 'destan', 'gazavat' kitapçıkları bulundurur; en az altmış-yetmiş anlatılık repertuvarlarını, bunlardan güncel konulara uyarlamalar yaparak zenginleştirirlerdi. Binbir Gece Masalları, Hamzanâme, Battalnâme, Bahtiyarnâme, Şehnâme, Tutinâme, Heft Peyker, Ebu Ali Sina gibi Doğu öyküleri, İstanbul'a özgü Hançerli Hanım, Tayyarzade, Tıflî öyküleri, Köroğlu kolları, her meddahın dağarcığında mevcuttu. Bir meddah omzundaki mendil, elindeki değnekle her türlü canlandırmayı yapabilirdi. Yaşlı bir kadın için sesini ayarlar, yüzünü buruşturur, mendili başörtüsü yapıverir, bastona da dayanırdı. Genç hanımlara öykünürken mendili yaşmak, bastonu şemsiye yapardı. Yerine göre bu mendil, bayrak, yelken, atın yelesi; baston da at, kaval, kılıç veya tüfek olurdu.

Sayfa 2/6


























DÜNÜN ONE MAN SHOW' U : MEDDAH
2001 / EKİM

Meddahın geldiği duyulunca meraklıları çevresini sarar; yerine oturan sanatkâr, kimileriyle selamlaşır, sonra; "Edeyim meclise bir kıssa beyan / Kıssadan hisse ala ârif olan!" dizeleriyle veya bir dörtlük okuyarak adeta sahne perdesini açar; "Râviyan-ı ahbar ve nakilânı âsâr şöyle rivayet ve bu gûnâ hikâyet ederler ki..." dedikten sonra, topluluğun kavrayış düzeyini de dikkate alarak öyküye geçerdi. Dinleyicilerin, benzerlikler bulup alınmamaları için de "İsim isime, meslek mesleğe, semt semte benzer. Geçmiş zaman söylenir, yalan gerçek dinlenir," der; öyküsünü "Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola. İnşaallah gelecek defa daha güzel bir hikâye söyleriz!" diyerek noktalardı. Osmanlı dünyasında iz bırakan ünlü meddahların ilkleri olarak Fatih'in (1451-1481) sarayındaki bir Kıssahan ile Balaban Lâl ve Ömer adlı iki nedim saptanıyor. 16. yüzyılın en meşhur meddahları ise Lâlin Kaba diye ünlenen Bursalı Mustafa Baba, Meddah Eğlence ve Derviş Hasan imiş...

Sayfa 3/6


























DÜNÜN ONE MAN SHOW' U : MEDDAH
2001 / EKİM

Meddah Eğlence ve Cenanî Efendi, III. Murad'ı (1574-1595) kahkahaya boğar; Nakkaş Hasan ile Çokyedi Reis ise ölüyü güldürecek taklitler yaparlarmış. 1601'de Bursa'da ölen Lâlin Kaba'yı, tipik meddah kıyafetiyle gösteren bir minyatür günümüze ulaşmıştır. 17. yüzyılın ünlü meddahları Kurbanî Ali Hamza, Şerif Çelebi ve Tıflî'dir. IV. Murad'ın nedimlerinden olan 'Sansar Mustafa' adlı meddah öyküsünde Tıflî Çelebi şöyle tanıtılıyor: "Sultan Murad hazretlerinin Tıflî Efendi namında bir akıllı musahibi vardı. Padişah her daim onunla işret eder; tebdile çıkmak istediklerinde beraber tebdile giderdi. Anlattığı sergüzeştlerden Sultan Murad ferah ve şad olurdu." Tıflî'yi bütün zamanların en mahir meddahı gösteren, serüven anlatmada çağdaşı Kırımî'nin de Tıflî'den geri kalmadığını yazan kaynaklar vardır. Osmanlı meddahları ve bunların hüner sergileyişleri konusunda, Evliya Çelebi'nin, 17. yüzyıl ortalarında yazdığı 'Seyahatname' önemli bilgiler içermektedir.

Sayfa 4/6


























DÜNÜN ONE MAN SHOW' U : MEDDAH
2001 / EKİM

"Esnaf-ı hoşsohbet mukallitler" bahsinde, Kör Hasanzade Mehmed Çelebi'yi, Şebek Çelebi'yi, Şengül Çelebi'yi, kardeşi Surnâ Çelebi'yi, oğlu Ablak Çelebi'yi tanıtarak, bunların köpeğin köpekle, kedinin kediyle, sıçanın gelincikle kavgalarını, horozun, kazın, turnanın, ördeğin, tavuğun, serçenin, bülbülün ötüşlerini, cümle yaratıkların seslerini kusursuz taklit ettiklerini; Çakırcızade Süleyman Çelebi'nin, kadı huzurunda bir davayı canlandırırken on bir kişiye ayrı ayrı öykündüğünü, izleyenlerinse gülmekten burunlarının kanadığını anlatır. 18. yüzyılda Şermî, Sandalcı Halil, Şekerci Salih, Zülüflü İbrahim Çelebi, nükteli menkıbeler anlatarak meclisleri eğlendirmişlerdir. 19. yüzyılın unutulmayan meddahları Kör Osman, Aşık Hasan, Piç Emin, Nazif, Sadık Efendi, Emin Efendi, Kız Ahmed, Camcı İsmail, Sürurî, Aşkî, İsmet, Lüleci Mehmed, Tevfik Bey olmuştur.

Sayfa 5/6


























DÜNÜN ONE MAN SHOW' U : MEDDAH
2001 / EKİM

Kör Hafızlar denen iki meddah 'Alâ sergüzeşt nakleder, münasip beyitler okurlarmış'. Hacı Müezzin, Arap, Laz, Arnavut, Frenk, Rum, Ermeni, Yahudi taklitlerinden başka Türk şivelerinin her türlüsüne, Rumeli çıtaklarına, Boşnaklara da öykünürmüş. Ayvazoğlu'nu dinleyenler, yanlarında değirmen döndüğünü zannedermiş. Bu sanatı, 20. yüzyıl başına kadar taşıyan son meddahlardan 'Yağcı İzzet'in Galata Köprüsü'nü, üzerinden geçenleri, dilencileri, memurları, satıcıları, sırık hamallarını, tramvayları, iskelelerine yanaşan kalkan vapurları sesleri, gürültüleri, düdükleri ile canlandırışı meşhurmuş.

* Necdet Sakaoğlu, yazar.

Sayfa 6/6


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı