YÜKLENİYOR ...

























SAFKAN OSMANLI : ÜSKÜDAR
2001 / EKİM

Gün doğumunu tanrıların dağı Nemrut'ta karşılamak insana nasıl doyumsuz bir heyecan veriyorsa, İstanbul'un muhteşem siluetinin dekorunda, güneşin son ışıklarını uğurlamak da öylesine inanılmaz bir güzelliğe tanık olmanın keyfini yaşatır. Ancak bunun için Üsküdar'ın Harem'e, Salacak'a doğru uzanan bayırlarına, Kız Kulesi'nin süslediği, Marmara'yla İstanbul Boğazı'nın buluştuğu sulara kadar uzanmanız gerekir. Ya, o Üsküdar'ın kendisi... Arkanıza dönüp de bu gösteriye ev sahipliği yapan Üsküdar'a şöyle bir baktığınızda, karşıdaki tarihî yarımadanın ta Bizans'tan, Ceneviz'den hatta eski Mısır'dan başlayıp, günümüze kadar uzanan kozmopolit kültür mozaiğini yansıtan siluetine karşılık, orada safkan bir Osmanlı karakteriyle yüzyüze geleceksiniz. Çağlar boyu nice olaylara tanık olan, görmüş geçirmiş Üsküdar, geçmişi ile ilgili pek sır vermez. Özellikle de antik çağlardaki mütevazı yaşamına ilişkin çok şey bilmiyoruz.

Sayfa 1/5


























SAFKAN OSMANLI : ÜSKÜDAR
2001 / EKİM

İstanbul'un Avrupa yakasında, Bizans ve Roma devrinden kalma pek çok eser bulunmasına karşılık, Üsküdar'da birkaç parça sütun ve sütun başlığından başka o dönemleri aydınlatacak bir iz yoktur.Üsküdar'ın bilinen tarihi, MÖ 7. yüzyılda Yunanistan'dan gelerek Khalkedon'a (Kadıköy) yerleşen Megaralıların burada kurdukları tersanelerde teknelerini yapmalarıyla başlar. Küçük bir yerleşim alanı olan şehir, MÖ 6. yüzyılda Perslerin eline geçer. Atinalılar, Ispartalılar ve Bithynia Krallığı'ndan sonra MÖ 74 yılında Roma'ya bağlanır. Roma ve Bizans döneminde önemsiz bir sahil köyü olan Üsküdar'da birkaç küçük mabedin dışında hiçbir önemli eser yapılmamıştır. Prof. Dr. Semai Eyice, 'Bizans Döneminde Boğaziçi' adlı yapıtında Bizans döneminde Üsküdar'da büyük ve önemli sadece Khrysopolis ve Philippikos adlı manastırların bulunduğunu yazar. Bunlar da bazı küçük manastırlarla birlikte hiçbir iz bırakmayarak kısa zamanda kaybolmuştur.

Sayfa 2/5


























SAFKAN OSMANLI : ÜSKÜDAR
2001 / EKİM

Tek büyük dinî tesisin 10. yüzyılda tamamen ortadan kalktığı, ötekilerin ise 14. yüzyıla kadar peş peşe sıralanan kısa ömürlü manastırlar olduğu düşünülürse, Üsküdar, Osmanlılardan önce, giderek küçülür ve önemini büsbütün kaybeder. Üsküdar, ancak Türklerin eline geçmesiyle şehir görünümü alır.
Bizans İmparatoru Kontakuzinos'un kızı ile evlenen Orhan Gazi 1347 yılında kayınpederi ile Üsküdar'da buluşur, Venediklilere yenilen Cenevizlilerin yardım istemesi üzerine 1352 yılında Üsküdar'ı alır.
Üsküdar, İstanbul'un fethinden önceki dönemlerde Osmanlıların en önemli üssü, fetihten sonra da Anadolu'da başlayan bütün seferlerde, orduların ikmal merkezi, her seferin başlangıç noktasıdır.
Türklerin eline geçmesiyle birlikte askerî ve ticaret yollarının düğüm noktasında önemli bir iskele başı olarak gelişmeye başlar; Anadolu içlerine uzanan kervan yolunun ilk çıkış noktası ve aynı zamanda Asya'dan Avrupa yakasına açılan önemli bir iskele olur. Çamlıca etekleri ile Boğaziçi semtleri, 19. yüzyılda büyük bir gelişme gösteren Üsküdar yalı, konak, bağ

Sayfa 3/5


























SAFKAN OSMANLI : ÜSKÜDAR
2001 / EKİM

ve bahçelerin yer aldığı bir sayfiye merkezi haline gelir. Üsküdar'ın simgesi olan ve Salacak sahilinden yüz metre kadar açıkta küçük ve kayalık bir ada üzerindeki Kız Kulesi, tarih boyunca birçok efsaneye konu olur. Boğaz girişini kontrol altında tutmak isteyen Atinalı kumandan Alkhibiades'in, MÖ 410 yılında bugünkü Kız Kulesi'nin bulunduğu yerde bir karakol kurduğu biliniyor. 12. yüzyılda Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos aynı yerde yaptırdığı kule ile Sarayburnu'nda bulunan bir başka kule arasında zincir gerdirerek Boğaz'ı kapatır. Fatih Sultan Mehmed de İstanbul'u aldıktan sonra buraya bir nöbetçi yerleştirir. 1509 büyük İstanbul depreminde yıkılan kulenin yerine yapılan ve fener olarak kullanılan ahşap kule 1721'de çıkan yangından büyük hasar görür. 1763 yılında kâgir olarak yeniden yapılır. 1829 yılında karantina istasyonu olarak kullanılmaya başlanır. Kule 1832 yılında büyük bir onarımdan geçirilir. 1857 yılında Fenerler İdaresi'ne geçer. 1945 yılında Liman Müdürlüğü tarafından yeniden onarılır.

Sayfa 4/5


























SAFKAN OSMANLI : ÜSKÜDAR
2001 / EKİM

Yakın zamana kadar askerî amaçla kullanılan kule, geçirdiği restorasyondan sonra şimdi turistik hizmet veriyor. Ünlü Fransız yazarı Alphonse de Lamartine İstanbul için, "Yeryüzüne sadece bir kez bakmaya izin verselerdi, gelip onu buradan seyretmek gerekirdi" der. O güzelliğin durup, seyredileceği en uygun yer, herhalde Üsküdar olurdu...

* Yalman Özgüner, gazeteci.

Sayfa 5/5


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı