 |
OTAĞ-I HÜMAYUN OSMANLI ÇADIRLARI
|
 |
2001
/ OCAK
|
 |
|
 |
 |
Osmanlı
ordusunun yabancılar tarafından da gözlenen ve
hayranlık uyandıran disiplini ve organizasyonu
sayesinde seferler en küçük ayrıntısına kadar
belirlenen bir düzen içinde düşünülüp hazırlanıyordu.
Askerin sefer sırasındaki ihtiyaçları, yiyeceğinden
kullanacağı eşyanın bakım ve onarımına kadar önceden
planlanıp önlemleri alınıyordu. Sefer sırasında
pabuçlarının, çizmelerinin eskiyeceği ve onarıma
ihtiyaç duyacağı bile göz önüne alınıp ilgili
esnafın sefere katılması sağlanıyordu. İşte, böyle
bir planlama içinde çadırlardan oluşan ordugâhlar
da ayrı ve etkileyici bir düzen içindeydi.
Padişah otağı, yani "Otağ-ı Hümayun"
sarayda ihtiyaç duyulan tüm birimlere sahipti.
Adalet kulesine benzer bir kule; hazine, kutsal
emanetler, divan, halvet, mutfak, kiler, hamam,
hela ve hatta ahır çadırları bile vardı. Bütün
bu çadırlar, sarayın sur duvarları ile çevrili
oluşu gibi zokak denen bezden bir perde duvarı
ile sarılıydı. Böylece padişaha ait çadırlar,
aralarında gezinenler, girip çıkanlar gözlerden
saklanmış oluyordu. |
|
 |
|
 |
|
 |
|
|