YÜKLENİYOR ...

























NATIONAL GEOGRAPHIC'İN OBJEKTİFİNDEN İSTANBUL
2001 / OCAK
Bebek sırtlarından Boğaziçi'nin güzelliğini tam on beş yıl seyrederek büyüdüm. Eğer bugün doğaya âşıksam ve mesleğimdeki başarıyı da bu aşka borçluysam, bunda İstanbul ve Boğaziçi'nin mutlaka büyük rolü vardır..." "Bütün Dünya" dergisinden alıntıladığımız bu sözler, dünyanın hemen her ülkesinde keyifle okunan ünlü coğrafya dergisi National Geographic Magazine'in 55 yıl boyunca editörlüğünü üstlenen, doğma büyüme İstanbullu bir Amerikalı'ya, Dr. Gilbert H. Grosvenor'a ait.
Grosvenor, 1950'de gazeteci Haluk Durukal ile yaptığı görüşmede İstanbul özlemini bu sözlerle ifade ederken, o tarihten tam 50 yıl sonra, National Geographic Magazine'in İstanbul fotoğraflarının tarihi Darphane-i Amire Binaları'nda düzenlenen dev bir sergiye dönüşeceğinden habersizdi kuşkusuz. Grosvenor, o yıllarda derginin fotoğraf arşivlerinde iki milyona yakın fotoğrafın bulunduğunu söylüyor ve "Bunlar arasında en zengin koleksiyon, doğduğum ülkenin ve büyüdüğüm İstanbul'un fotoğraf koleksiyonudur," diyordu.
Sayfa 1/5


























NATIONAL GEOGRAPHIC'İN OBJEKTİFİNDEN İSTANBUL
2001 / OCAK
Cumhuriyet'in 77. yıldönümünün kutlandığı geçtiğimiz Ekim ayında Türkiye İş Bankası'nca düzenlenen "Bak Bir Varmış Bir Yokmuş/ İmparatorluk'tan Cumhuriyet'e İstanbul" başlıklı fotoğraf sergisi izleyiciyi, dünyanın en ünlü yayın kuruluşları arasında sayılan National Geographic Magazine'in arşivinden derlenen, bir bölümü dergide yayımlanmış, önemli bir bölümü ise derginin arşivinden ilk kez gün yüzüne çıkarılan İstanbul fotoğraflarıyla buluşturdu.
Bunların arasında Grosvenor Ailesi'nin objektifinden yansıyan İstanbul görüntüleri de vardı. 13 Ocak 1888. Coğrafya bilgisinin yaygınlaşması amacıyla biliminsanları, arkeologlar, öğretmenler ve daha pek çok meslek grubundan 33 kişinin toplanmasıyla National Geographic Society kurulur. Aynı yılın Ekim ayında, sonradan ünlü National Geographic Magazine'e dönüşecek olan bülten çıkarılmaya başlanır. 1898'de ünlü mucit Alexander Graham Bell başkan olarak göreve başlar. 23 yaşındaki Gilbert ve Edwin Grosvenor kardeşler ise 1896 yılında, yaz aylarında çalışmak üzere derneğe başvururlar.
Sayfa 2/5


























NATIONAL GEOGRAPHIC'İN OBJEKTİFİNDEN İSTANBUL
2001 / OCAK
Birlikte çalıştıkları yıllarda ABD vatandaşı oldukları halde çok uzak bir coğrafyadan, Türkiye'den gelmeleri Bell'in ilgisini çeker. İki kardeş imparatorluklar başkenti İstanbul'da doğmuş, tarih öğretmeni olan babaları Edwin Grosvenor'ın Robert Kolej'deki görevi nedeniyle de çocukluk ve ilk gençlik yılları İstanbul'da geçmiştir.

Gilbert Grosvenor, yıllar sonra İstanbul'daki yıllarına duyduğu özlemi "Bütün Dünya" dergisinde şöyle anlatıyor: "Babamla sık sık gittiğimiz Galata Köprüsü hiç aklımdan çıkmaz. Arnavutlar, Rumlar, Bulgarlar, Araplar... Doğulu ve Batılılar... Sanki dünyanın tüm uluslarından insanlar, bu masal kentinde bir araya gelmiş, kendi gelenek ve kültürleriyle birlikte yaşıyorlardı. Acaba diyordum, yeryüzünde böyle ikinci bir kent daha var mıdır?" Yardımcı editör olarak National Geographic Magazine'de göreve başlayan Gilbert Grosvenor 1899'da derneğin başkanı, 1900'de ise derginin yayın yönetmeni olur.
Sayfa 3/5


























NATIONAL GEOGRAPHIC'İN OBJEKTİFİNDEN İSTANBUL
2001 / OCAK
Dergi, Grosvenor'un başkanlığında yepyeni bir döneme girer. 1901'de derginin üye sayısı binden 74 bine yükselir; 1915'te ise 424 bin okura ulaşır. 1955'te Grosvenor, "Artık yoruldum," dediğinde, National Geographic Magazine, 2.200.000 basılan bir dergi olmuştur. Başkanlık babadan oğula geçer. Melville Bell Grosvenor, emekli olacağı 1967'ye kadar derneği yönetir. O da yerini oğluna, Gilbert Melville Grosvenor'a bırakır. G. M. Grosvenor, şu anda National Geographic Society Mütevelli Heyeti Başkanı olarak görevini sürdürüyor.

Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişimizdeki başrollerden birini üstlenen İş Bankası ile yüz yılı aşkın süredir dünyanın dönüşümüne tanıklık etmiş olan National Geographic'i bir araya getiren, "Bak Bir Varmış Bir Yokmuş'' sergisini Murat Belge şöyle değerlendiriyor: "... 'Kendi gözüyle görmek', bilinen birçok dilde kullanılan bir deyimdir
Sayfa 4/5


























NATIONAL GEOGRAPHIC'İN OBJEKTİFİNDEN İSTANBUL
2001 / OCAK

Fotoğraf sonuçta başka bir gözün görmüş olduğunu bize gösterir... Sergide, başkalarının algılaması için üretilmiş, ama bizim baş kahramanı olduğumuz bir şeyi temaşa ediyoruz. Bir zamanlar konusu olduğumuz bir şeyin 'seyircisi'yiz şimdi. 'Aa, bu benim!' diyoruz. Bir başkasının, gene bir başkasına göstermek için ürettiği 'ben', ama sonuçta, evet, 'ben'!'' . Osmanlı Devleti'nin son döneminden Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk elli yılına uzanan bir zaman diliminde İstanbul'u, yapıları, anıtları, savaşlardan yorgun düşen bir toplumun yüz çizgilerini, Anadolu'dan, Balkanlar'dan, Kafkasya'dan gelen göçlerle renklenen İstanbul sokaklarını, kıyafet devriminin sokaklara yansımasını, yeni harfleri öğrenme çabasını, Boğaz'ın buz tutması gibi gerçekle efsane arasında kalmış öyküleri fotoğraflar eşliğinde sergide bir kez daha hatırladık ve Murat Belge'nin deyişiyle, "Lunaparklardaki o komik aynalara baktığımız zamanki gibi, "Aa, bu benim!' dedik," bir kez daha.

* Özgür D. Durgun, gazeteci.

Sayfa 5/5
 































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı