YÜKLENİYOR ...

























EKREM HAKKI AYVERDİ KOLLEKSİYONU
2001 / OCAK
Ünlü sanat tarihçisi Profesör Semavi Eyice, Ekrem Hakkı Ayverdi (1899-1984) için "Osmanlı devri Türk mimarisini meçhul olmaktan kurtaran adam" diyor. Eyice'nin bu sözle kastettiği; merhum Ayverdi'nin başta İstanbul olmak üzere Bursa ve Edirne'de restore ettiği onlarca tarihi eser olmasa gerek. Asıl kastedilen Ayverdi'nin Türk kültürüne armağan ettiği sekiz ciltlik mimarlık şaheseri olmalı. İlk dört cildi Ertuğrul Gazi'den Fatih Sultan Mehmed döneminin sonuna kadarki eserleri, son dört cildi ise Avrupa'daki Osmanlı eserlerini anlatan bu külliyat, Avrupa ve Anadolu'daki Türk mirasının tapu senetleri olarak adlandırılıyor. Türk sanatı tarihine damgasını vurmuş bir biliminsanı olarak öne çıkan Ekrem Hakkı Ayverdi, sadece eski eserlere hayat veren bir restoratör değil, aynı zamanda geleneksel sanatlara tutkulu bir koleksiyonerdi de.
Sayfa 1/6


























EKREM HAKKI AYVERDİ KOLLEKSİYONU
2001 / OCAK

Ayverdi'nin uzun bir sürede oluşturduğu, en ünlü hattatların elinden çıkmış hat levhaları, usta ressamların tabloları, tombaklar, laledanlar, çeşm-i bülbüller, vazolar, gülabdanlar, Edirnekâri sehpalar, padişah tuğralı gümüş eşyanın bulunduğu koleksiyon, Fatih Fevzipaşa Caddesi'ndeki evinde muhafaza ediliyor. Yakın bir zamanda Sadberk Hanım Müzesi'nde de sergilenen koleksiyonda, hat levhalarından başka, hattatların ellerini güçlendirmek için yaptıkları ok ve yaylar ile her biri sanat eseri niteliğindeki kalemtıraş, makta, makas, kalem kutusu ve hokkadan oluşan yazı takımları; 16. yüzyıl İznik seramik sanatının mavi-beyaz dönemine ait eşsiz birkaç örnek ve duvar çinileri; 18. yüzyıl Kütahya seramiklerinden örnekler de göz kamaştırıyor. Yine 19. yüzyıl Beykoz camları ve Tophane lüleleri ile fincanları, zarif yemek kaşıkları ile çatma, kemha gibi 16. yüzyılın değerli ipekli dokumalarından parçalar ve Türk insanının ince beğenisini yansıtan işlemeler doyumsuz bir seyir sunuyor.

Sayfa 2/6


























EKREM HAKKI AYVERDİ KOLLEKSİYONU
2001 / OCAK

Bir söz vardır; "Kuranıkerim Hicaz'da indi, Mısır'da okundu, İstanbul'da yazıldı," diye. İşte, yüzyıllar boyunca bütün Osmanlı coğrafyasında dilden dile dolaşan bu söz, Ayverdi'nin koleksiyonunda somut bir örneğe dönüşüyor. Bu koleksiyonda kimlerin eserleri yok ki? Fatih döneminden geçtiğimiz yüzyılın başına kadar uzanan geniş bir dönemde hat sanatına yön veren Şeyh Hamdullah, Ahmed Karahisari, Derviş Ali, Hafız Osman, Ağakapılı İsmail, Mustafa Rakım, M. Esad Yesari, Kazasker Mustafa İzzet, Abdullah Zühdi Efendi, Şevki Efendi, Hacı Arif, Sami Efendi, Hasan Rıza, Hulusi Efendi, Hamid Aytaç, Kemal Batanay ve kayınpederi Aziz Efendi'nin çeşitli yazı üsluplarında yazılmış eserlerini görmek mümkün.

Nesih ve sülüs yazı türünde bir çığır açan Şeyh Hamdullah'a (1429-1519) ait sülüs ve nesih Koltuklu Kıt'a, sadece koleksiyonun en eski eserlerinden biri olarak değil, aynı zamanda tezhip ve lake cildiyle de öne çıkan altın cetvelli bir levha.

Sayfa 3/6


























EKREM HAKKI AYVERDİ KOLLEKSİYONU
2001 / OCAK

Yine Anadolu'da yetişen ve kendine has üslubuyla hemen tanınan Ahmed Karahisari'nin sülüs ve nesih Temrin'i de, koleksiyonun en önemli eserleri arasında. Hat sanatında yeni arayışlarıyla tanınan Karahisari'nin bu eseri hem hattatın üslubu, hem de kompozisyon güzelliği bakımından fikir veriyor.

Hat sanatında en güzel eserlerin meydana gelmesinde büyük önemi olan divit ve yazı takımları da Ayverdi'nin koleksiyonunu süslüyor. Fildişi, kemik, abanoz, yeşim, sedef, mercan, akik, ödağacı, hünnap, pelesenkten yapılmış çeşit çeşit kalem ve kalemtıraşlar... Kiminin üzerinde "Abdüllatif" damgası, kiminin üzerinde "Rıza Usta" mührü, kiminde ise "Fikri" imzası bulunuyor. Üzerinde kalem uçları kesilen maktalar, içine mürekkep konulan porselen hokkalar ve zarif makaslar...

Sayfa 4/6


























EKREM HAKKI AYVERDİ KOLLEKSİYONU
2001 / OCAK

Ekrem Hakkı Ayverdi'nin koleksiyonunda Türk kadınının ustalık, zarafet ve hayal gücünü yansıtan işleme ve dokumalar da önemli bir yer tutuyor. 16. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan üç yüz yılda işlenmiş on beş adet bohça, iki adet kavuk örtüsü, on beş adet yağlık, iki adet yağlık kenarı, on adet peşkir, yedi adet çevre, kuşaklar, uçkurlar, örtüler, cüz keseleri, keseler, ayna örtüleri ve yorgan yüzleri ilmek ilmek işlenen göz nurlarını bugüne taşıyor.

Ayverdi'nin koleksiyonunda, Türk sanatının en eski çini örneklerinden biri olan 14. veya 15. yüzyıla ait, Çin porseleni etkisinde yapıldığı belirtilen bir vazo dikkat çekiyor. Koleksiyonda bulunan diğer bir ilginç eser ise mavi-beyaz, üzeri ince spiral kıvrımlar ile bezenmiş büyük kâse. "Haliç işi" olduğu belirtilen bu eser döneminin nadir örneklerden biri. İznik çini atölyelerinde üretilen 16. ve 17. yüzyıllara ait lale, karanfil, gül, sümbül, nar çiçeği, servi ağacı desenli klasik Osmanlı çinileri ile Kütahya'ya ait mavi, beyaz ve turkuvaz çiniler koleksiyonun kıymetli eserleri.

Sayfa 5/6
 


























EKREM HAKKI AYVERDİ KOLLEKSİYONU
2001 / OCAK

Ekrem Hakkı Ayverdi Koleksiyonu'nun ilgi çeken diğer eserleri ise; Osmanlı mühürleri, tombaklar, usta ağaç işçiliği ile dikkat çeken sedef kakmalar ve Edirnekâri sehpalar. Osmanlı sedef işçiliğinin en görkemli örneklerini yansıtan bu koleksiyonda ağızlık, kalem kutusu ve mücevher kutuları ayrı bir yer tutuyor.

 

 

 

* Abdullah Kılıç, gazeteci.

Sayfa 6/6
 































Bir önceki konu başlığı