YÜKLENİYOR ...

























BİR ZAMANLAR MEŞİN VALİZLER VE ETİKETLERİ VARDI
2000 / MART

İkisi de Fransızca birer kelime: "valiz" ve "etiket". Tuhafı, Türkçeleri de aynı. Çünkü ülkeye 1870'de tren gelirken, bir katar dolusu Fransızca sözcük de beraber girmiş: Tren, gar, peron, şef, lokomotif, ray, kompartıman, vagon, bilet, valiz, hepsi Fransızca. Bu böyle. Benim suçum yok.
Gelelim konumuza: 1960'lı yıllarda hukukçuluk ederken, turizm ekonomisi ve hukuku üstüne ilk bilimsel etüdleri yayımlıyordum. Yabancı kaynaklara dayanan bilimsel ve kuru bahisler arasında, otelcilik tarihinde, ara sıra karşıma epeyce renkli ve ilgi çekici bir konu çıkar dururdu: Bavullara yapıştırılan otel etiketleri, otel amblemleri.
Önce tariflerinden başlayalım. Bu valiz dekorasyonlarının bir yüzü resim, öbür yüzü ise boş ve çoğu kez zamklı olan kâğıtlardı. Bugünkü çıkartmalar gibi arkası sıyrılıp ayrılarak kuru halde tatbik edilen teknikte olmadıklarından, ya çoklukla cam olan bir hokkanın içinden fırça ile tutkal alınıp sürülerek ya da yüzü kuru zamklı ise, su ile ıslatılarak valize yapıştırılıyorlardı.

Sayfa 1/9


























BİR ZAMANLAR MEŞİN VALİZLER VE ETİKETLERİ VARDI
2000 / MART

Boyları, üç parmak ile bir karış arasında değişken. Kimisi yuvarlak. Daha çoğu, dikdörtgen. Kare yok gibi. Resimli tarafında tabii, otelin adı yazılı. Ama otelin resminin bulunması her zaman şart değil. Otelin bulunduğu şehir ya da tabiat köşesinin (göl, dağ, kıyı) deseni de yer alabiliyor.Fotoğraflısına rastlamadım. Hemen hepsi ressam elinden çıkmış, grafik ve afiş üslubunda bir desen

Bu özelliklerinden yapılış ve yayılış tarihleri hakkında sonuçlar çıkaracağız. Bugün artık kalmamış durumdalar. Yaşayabilen en lüks eski otellerde bile bu fanteziye pek rastlanmıyor. Otellerin masraf etmek istemeyişlerinden mi? Sanmıyorum. Çünkü lüks oteller adres kartı, otel prospektüsü, kartpostal, antetli ve markalı mektup zarfı ve kâğıdı, lokanta ve kahvaltı salonları için ayrı ayrı mönüler bastırmaya ve bunları müşterilerine parasız dağıtmaya devam ediyorlar. Adet devam etse, bir de valiz etiketi yaparlardı. Yapmayışları ekonomi arzusundan değil, etiketler moda olmaktan çıktığı için.

Sayfa 2/9


























BİR ZAMANLAR MEŞİN VALİZLER VE ETİKETLERİ VARDI
2000 / MART

Benim çocukluğumda, yani 1930'lu yıllarda, o moda altın çağını yaşıyordu denebilir. En pahalı valiz olan domuz derisinden, kalın, açık sarı ya da açık tütün rengi lüks bavulların ve aynı malzemeden yapılma şapka kutularının üstünde sık sık yer alırdı etiketler.

Günümüzde bu meşin bavullar en aristokrat yolcularda bile artık görülmüyor. Fazla fazla bir evrak çantasına rastlıyorsunuz, bu kalın meşinden. Onun da fiyatı, eh, epeyce... Bu durumda, çantaların şimdiki sahipleri belki bu kadar değerli hale gelen eşyalarının üstüne kâğıt yapıştırmayı içlerine sindiremiyorlardır diye de düşünebiliriz. 20. yüzyıl başında, hatta ortalarına kadar İstanbul'un (sayıları üç beş kalemi geçmeyen) lüks otellerinde de bu cins valizlere rastlanırdı. Orta ve ucuz otel yolcularının etiketli bavulu olması, normal bir iş değildi. Etiketli valizli yolcu, yabancı turist değil de Türk ise bu, "Avrupa görmüş adam" demekti.

Sayfa 3/9


























BİR ZAMANLAR MEŞİN VALİZLER VE ETİKETLERİ VARDI
2000 / MART

Gazetelerdeki resim ve karikatürlerde yolcu tipi verilmek istendiği zaman, golf pantolonla beraber, mutlaka etiketli bir valiz resmi de çizilmiş olurdu. Konaklarda ve büyük evlerde de tabii bu cins bavullara rastlanırdı.
Özellikle her zaman "Evropa"ya gitme imkânı bulamayan, hatta ömründe nasılsa bir kez kapağı dışarı atıp bir süre sonra dönmüş olan, 1900'lerin "münevver" kişisi için de üzeri etiketle dolu bir valiz, konforlu, cafcaflı, medeni Batı'yı temsil eder, odasının baş köşesinde dururdu. Ama otel etiketlerinin ilk kapitalist palazlanma ile hemen ortaya çıktığını da söyleyemeyiz. Çünkü bu konu baskı tekniği ve uygulamalı resim tarihi ile de ilgilidir.Bu yeni imkân, yani "renkli baskı", afiş sanatının doğup ilerlemesinde en büyük faktör olmuş ve grafik sanatlar bu yeni gelişmeye paralel olarak parlayıp yayılmıştı. Toulouse Lautrec gibi ünlü resim ustaları bile eserlerinin pek sınırlı çevreler yerine onbinlerce, yüzbinlerce kişi tarafından görülebileceğini anlayınca, yağlıboya tablodan çok afiş desenlerine yönelmişler ve bu vadide afiş şaheserleri doğmuştu.

Sayfa 4/9


























BİR ZAMANLAR MEŞİN VALİZLER VE ETİKETLERİ VARDI
2000 / MART

Etiket konusu ile doğrudan ilgili olmamakla beraber, meşin valizlerin neden dolayı ortalıktan çekilmiş olduğunu da soruşturdum. Dostlarım Baron ve Barones von Slavik'in verdikleri bilgiler önemli. Çünkü bu soylu çift hem 19. yüzyıl tipinde ve o dünya görüşüne sahip olan, hem de 20. yüzyılın en hızlı turistleri gibi seyahat eden iki ilginç ve değerli kişi. Söyledikleri şöyle: Önce, bu tip valizler çok pahalılanmış ve artık sıradan değil, "olağanüstü" bir eşya olmuşlar. Hem günümüz trenlerinde artık hamal yok. Otomobilden inince perondan kompartımana kadar taşımak gerek ki ağır olduğu için güç. Uçakta fazla kilo tutuyor. Zamlı tarife gereğince, hafif valizler tercih ediliyor. Peki, bu etiketlerin eni boyu, müşterisi, meraklısı, böyle de, tarihçeleri nedir? Ne zaman meydana çıkmış, ne zaman ortadan kalkmışlar? Başlarda dediğim gibi çok kesin bir bilgi verilemiyor. Yazıp sorduğum Uluslararası Otelcilik Birliği'nden de yeterli bir cevap gelmedi.

Sayfa 5/9


























BİR ZAMANLAR MEŞİN VALİZLER VE ETİKETLERİ VARDI
2000 / MART

Kitaplarda da yok. Ama, yine başta değindiğim gibi yan bilgilerden bir şeyler çıkarabiliyoruz. Önce biliyoruz ki Batı'da otelciliğin tarihi Doğu'nun ve Türkiye'nin aksine, Roma İmparatorluğu'na kadar uzansa da asıl ve çağdaş anlamı ile gelişmesi, yani konforlu otelcilik, ancak kapitalizmin ve endüstrileşmenin bir ürünüdür. Böylece, konumuz olan valiz etiketlerine bir yaşam çizgisi çekmek için 1890'lar ile 1939 yılının arasını verirsek, sahnenin pek uzağına düşmüş sayılmayız. Batı'nın ve özellikle Fransa'nın tam tadını alarak yaşadığı "Belle Epoque" dönemi, yani bu yüzyılın başı, birçok tatlı, keyifli, zevkli konu arasında, yani kristal aynalı lüks oteller, restoranlar, bakımlı ve orkestralı parklar, balolar, buz pateni salonları, müzikholler, operalar, garden party'ler, "popüler resim" için de bir altın çağı başlatıyordu. Tiyatro ve opera afişleri, tren ve yataklı vagon pankartları, büyük mağaza reklamları gibi "tiarîm resim" konuları arasında, lüks otel etiketleri de geniş bir yayılma ve zenginlik dönemine erişiyordu.

Sayfa 6/9


























BİR ZAMANLAR MEŞİN VALİZLER VE ETİKETLERİ VARDI
2000 / MART

Bu moda 40-50 yıl sürmüş, demek ki. Ne kadar mı sürmüş: Cihan savaşlarının 2 numaralısına kadar, yani: Tik-tak giden faytonlar gün gelip yolları otomobil ordularına, en çok dört-beş katlı romantik yapılar arsalarını gökdelenlere, frak'lar blucin'lere, kemanlar elektronik aygıtlara yerlerini bırakıncaya kadar.
Savaş sırasında, çoğu kapılarını kapatan ya da önce Alman, sonra Amerikan ve Rus işgal kuvvetleri kumandanlıklarına merkez olan lüks otellerin, etiket bastırması bahis konusu değildi. Savaş bittiğinde ise meşin valizlere otel resmi yapıştırma modasını herkes unutmuş bulunuyordu.

Yine bir pekiy daha: Pekiy, bu kırk-elli yıl yaşamış olan renkli etiketlerde, neler görülüyor? Havaları, stilleri, üslupları nasıldır? Cevap kısadır. Değişik konular ve resimler, bunlar. Hepsi bir yandan boyandığı, çizildiği dönemin karakterini, öbür yandan, içinde yer aldığı kentin atmosferini, bir de tabii yapan ressamın fırçasını yansıtıyor.

Sayfa 7/9
 


























BİR ZAMANLAR MEŞİN VALİZLER VE ETİKETLERİ VARDI
2000 / MART

Şehrin havasını veren etikete bir örnek, Venedik Lido'suna ait olandır. Otelin adı ve resmi geri planda kalmış. Başrolde yangın gibi bir gurup deseni. Eh, akşamları gün batarken orada görünüm böyledir ve Venedik'e damgasını basan gün kesimi de, güneşin kanallarda aygın-baygın gezindiği gündüz saatleri değil, bu "zeval" vaktidir.

Biraz da mehtabın parladığı ve orkestraların coştuğu gecelerdir. Her eşya, her ürün, yapıldığı çağın, dönemin özelliklerini ve karakterlerini yansıtır. Bu valiz etiketlerinde de böyle. Hangi resmi taşırsa taşısınlar hepsinde, iki büyük savaş öncesinin, yani 1914 ve 1939 yıllarında geriye doğru uzanan 20-30 yılın, barış, sükûnet, gamsızlık ve eğlence dolu, olaysız ve belasız, huzurla geçen mevsimlerin lezzeti yayılıyor. Kış otellerinde, beyazlıklar ortasında kepenkli, dik çatılı içi ısıtan yapılar. Yazlık yerler için, üstünde kotralar kayan uçsuz bucaksız mavilikler kenarında tutunmuş, çiçekli, panjurlu, tenteli, küçük saraylar görülüyor.

Sayfa 8/9
 


























BİR ZAMANLAR MEŞİN VALİZLER VE ETİKETLERİ VARDI
2000 / MART

Önlerinde kıvrıla dolana uzanan parke yollarda o yılların moda arabaları, golf pantalonlu turistler, yeşil önlüklü valiz taşıyıcılar resmedilmiş. Yolu, ağacı, binası hepsi, bir uyumun içinde. Hiçbirinde göğü yırtan sivrilikler, dört sıra tıkanmış autobahn'lar, şehirlerde itişler kakışlar yok. Zaten bunlardan da seyahat anılarını valiz üstünde yaşatacak tatlı bir resim çıkmazdı diye düşünüyorum.

Resme ve grafiğe her şeyden konu çıkar tabii. Ama bunların hepsini koynunuza almazsınız ve karşınıza asmazsınız. Bavulların etiketleri de öyle. Onlar da, sadece güzellikleri seçmişler kendilerine...

Sayfa 9/9
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı