|
Bir
süre sonra skiler ayaklara takılır, yüzlere
güneş kremleri sürülür ve antrenörün denetiminde
yola çıkılır. On iki buçuk kilometre boyunca
ve üç buçuk saat süren bu tırmanıştan sonra
kayma vakti gelmiştir. Sonunda oldukça yorgun,
otele (yani ımdat Evi'ne) geri dönülür. "Çorbadan,
taze yumurtadan, nefis bir kompostodan sonra
sigaraları dumanladık" diye anlatmayı sürdürür
Naci Sadullah. Buz gibi Uludağ suyunu şifa niyetine
içerler hepsinin üstüne... Röportaj, dağı, kayak
kayan insanları anlatarak sürer: "Hepsinin
vücutları, aylarca kızgın güneş altında banyo
yapmış gibi yanık... Parafinli kayakları üzerinde,
saçları dalgalanarak aşağılara doğru süzülen
genç kızlar, bu kılıkları, bu halleri, bu tabii
edalarıyla balolarda dekolte gece elbiseleriyle
vals oynadıkları zamanlardan çok daha sempatik..."
Bu röportajdan öğrendiğimiz bir olgu da, tüm
kayakçıların birbirlerini "Kayak aydın"
diye selamlamayı gelenek edindikleri oldu.
* Garo Miloşyan, fotoğraf sanatçısı.
|