|
her
bölüğün usta, saka, mütevelli, odabaşı gibi
amirleri önde, baklava sinileri ve taşıyanlar
arkada, açılan kapıdan dışarı çıkarlar, baklava
alayı gulgule ve nümayiş ile Divanyolu'ndan
karşılıklı sıralanmış halkın arasından alkış
ile kışlalara yürürdü. Sini ve futalar ise ertesi
gün iade edilirdi." Son dönemlerinde bozulup,
kuru gürültü haline gelen Baklava Alayı törenlerinde,
sini ve futalar iade edilmez olmuş, buna gerekçe
olarak da "Baklava o kadar lezzetliydi
ki tatlıyla birlikte sini ve futaları da yedik"
gibi sözler sarf edilerek laubalilikler yapılmış.
Baklava Alayı nasıl son bulursa bulsun, hep
o eski İstanbul hayatının özgün törenlerinden
biri olarak kalacak.
Baklavaya ait başka bir kayda ise "Melceü't-Tabbahin"de
rastlanıyor.
Mehmet Kâmil tarafından 1844 yılında kaleme
alınan, ilk basılı Türkçe yemek kitabı olan
Melceü't-Tabbahin'in (Aşçıların Sığınağı) altıncı
bölümünde beş çeşit baklavadan söz ediliyor
ve tarifi veriliyor. Bunlar; Adi Baklava, Kaymak
Baklavası, Musanna (süslü) Kaymak Baklavası,
Kavun Baklavası ve Pirinç Baklavası.
|