YÜKLENİYOR ...

























ÖMER PAŞA'NIN ZEVCESİ
2000 / ŞUBAT

Sonsuzluğa çakılı bir yıldız olarak nitelendirilen Boğaziçi’ne hayran olmayanımız yoktur. Bu yazıda, çağlar boyunca birçok kavmin iç geçirdikleri Boğaziçi’nin bir başka yüzüne dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Türkler ile Avrupalılar arasındaki müzik münasebetlerinin asırlara dayanan bir geçmişi bulunur. Osmanlılar’ın mehter bandoları, Haydn, Mozart ve Beethoven gibi pek çok Avrupalı besteciye ilham kaynağı olurken, - ki Askeri Senfoni, Mozart’ın Saray’dan Kız Kaçırma Operası ve Türk Marşı bu alanda verilebilecek en güzel örneklerdendir - 18. yüzyıldan itibaren Avrupa askeri bandolarının çoğu da Türkler’den etkilenerek alınan vurmalı çalgı aletlerini bünyelerine katmışlar ve bunları çalan askerleri ise Türk kıyafetlerine göre giydirmişlerdir. Buna benzer karşıt bir etkileşimin Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanması ise, orduda yapılan reformlar sırasında kurulan Avrupai bandolar ile 19. yüzyılda olur. Meşhur İtalyan bestecisi Gaetano Donizetti’nin kardeşi Giuseppe Donizetti’nin, 1827 senesinde İstanbul’a Sultan II.

Sayfa 1/7


























ÖMER PAŞA'NIN ZEVCESİ
2000 / ŞUBAT

Mahmud’un ordularının müzik direktörü olarak gelmesi, Osmanlı İmparatorluğu’nda resmi anlamda Batı müziği geleneğinin başlangıcı olarak kabul edilebilir. Bu gelenek çerçevesinde yetişen ve eserler veren padişah besteciler arasında Sultan Abdülaziz ve daha da önemlisi piyano için yüzlerce dans parçasıı besteleyen Sultan V. Murad yer alır.

Bu makalede kişiliği çok yakın bir geçmişte ortaya çıkan, ancak bestelediği marşlar, 19. yüzyılda İngiliz gazetelerinde ve Fransa’da yayımlanmış olan Osmanlı İmparatorluğu’ndan bir hanım bestecinin hayatını bulacaksınız. Ekselansları Ömer Paşa’nın zevcesi olarak tanıtılan bu bestecinin varlığını ilk olarak, 13 Ocak 1855 tarihli The Illustrated London News adlı haftalık gazetede yayımlanan bir marşının orijinal notasını, bundan yaklaşık on sene önce Londra’da George Jeffery isimli meşhur bir sahafın tezgahında tesadüfen bulup satın alarak öğrenmiştim. Ancak ne yazık ki gazetede bu hanımın kişiliği hakkında başka hiçbir haber bulunmamaktaydı.

Sayfa 2/7


























ÖMER PAŞA'NIN ZEVCESİ
2000 / ŞUBAT

Dikkat edilecek olursa bestecinin kendi adı dahi verilmemişti; ondan sadece Ömer Paşa’nın zevcesi olarak bahsedilmekteydi. Ömer Paşa o dönemin meşhur başkumandanı idi. Esasen Macar ve Hırvat bir aileden gelen ve Osmanlı tebasına geçmeden önce adı Mahalya Lattas olan Ömer Paşa, İngiliz ve Fransızlarla beraber Ruslara karşı müttefik olduğumuz Kırım Savaşı sırasında büyük kahramanlıklar göstermişti. Bu yüzden kendisi Avrupa’da da tanınmakta idi. Yine bu konuda yazmış olduğum bir makale sonucu dikkatime getirilen Ivo Andric’in Omer Pacha-Latas isimli biyografik romanı ve araştırmalarım sırasında bazı Avrupa dergilerinde rastladığım ipuçları, nihayet bu hanımın kişiliği ve ismi hakkında bazı somut bilgiler oluşturdu.

Bunlara göre Ömer Paşa’nın bu bestekar hanım Macar asıllı bir aileden gelmekte idi; ilk olarak Ömer Paşa’nın çocuklarına müzik dersi vermek için Türkiye’ye gelmiş ve burada kalarak Ömer Paşa ile evlenmiş, haremine girmişti.

Sayfa 3/7


























ÖMER PAŞA'NIN ZEVCESİ
2000 / ŞUBAT

Esas adı İda olan bu hanım, daha sonra Ömer Paşa gibi Türk adetlerini benimseyerek Saide adını almıştı. İyi bir aileden gelen İda piyanoda son derece kabiliyetli bir icracı idi; hatta yine Andric’in bildirdiğine göre zamanın meşhur piyano öğretmeni, bugün dahi piyano egzersizleri pek çok piyanist tarafından çalışılan ve aynı zamanda Franz Liszt’e de ders veren Karl Czerny’nin Viyana’da bir süre öğrencisi olmuştu.

Onu bu marşları yazmaya iten de şüphesiz eşinin bir başkumandan oluşuydu.

İda hakkında bir diğer önemli kaynak da İngiliz The Musical Gazette dergisinde 5 Aralık 1857 Aralık tarihinde çıkan bir haber olmuştur. Burada hem hayatı, hem de müzik kariyeri açısından verilen ve bugüne kadar hakkında rastladığımız en geniş kapsamlı bilgi olma özelliğini taşıyan bu haber aynen şöyledir:

Sayfa 4/7


























ÖMER PAŞA'NIN ZEVCESİ
2000 / ŞUBAT

“Birkaç Fransız dergisi Ömer Paşa’dan ayrılan eşinin Paris’e geldiğini haber vermektedirler; Patrie tarafından mesleğine ait şu bilgiler verilmiştir: Transilvanya’da doğdu ve 11 yaşındayken Bükreş’teki en iyi yatılı okullardan bir tanesine yollandı. Piyanoda aldığı birkaç ders, şahane müzik kabiliyeti şeklinde.

kendisini gösterdi ve on beş yaşına ulaştığında bu alette son derece dikkate değer bir kabiliyet sergiledi. Bu zaman içerisinde Wallachia’da askeri kumandan olan Ömer Paşa bir akşam davetinde bu genç hanım ile tanıştı ve müziği de çok sevdiği için ona aşık oldu ve bunu takiben kendisi ile evlendi. Kendisi daha sonra Müslüman adetlerini kabul ettti; bir Osmanlı Hanımı’na dönüştü ve evden peçesiz hiç çıkmadı, ancak doğulu adetlerin tersine eşine bütün savaş meydanlarında eşlik etti. Askerlerinin muhteşemliği karşısında özellikle çok etkilenmiş ve Türk ordularının savaş meydanlarında çaldığı zafer marşları bestelemişti.”

Sayfa 5/7
 


























ÖMER PAŞA'NIN ZEVCESİ
2000 / ŞUBAT

İda’nın Avrupa’da başka marşları da yayımlanmış, Cinq Marches Militaires pour Piano (Piyano için Beş Askeri Marş) Paris’te basılmıştır. The Illustrated London News 27 Mayıs 1854 tarihli sayısında onun başka bir marşını yayımlamıştır.

Ömer Paşa ile ilgili eserler sadece eşinin kendisi için yazmış olduğu marşlardan ibaret değildir; dönemin diğer Avrupalı dans müziği bestecilerinin de onun adını taşıyan eserler yazdıkları görülmektedir. Bunlar arasında Stephen Glover’ın Omar Pasha’s March, notası 1853 yılında New York’ta basılan Charles Wels’in yine aynı adı taşıyan Omar Pasha’s March, Henry William West’in The Omar Pacha Polka’sı ve Henry W Goodban’ın Omer Pacha Waltzes isimli vals albümü sayılabilir. Aynı zamanda bu eserlerin nota kapaklarında Ömer Paşa’yı ihtiva eden renkli gravürlere de yer verilmektedir. Bugün Ömer Paşa’nın besteci zevcesi hakkında bildiklerimiz bunlardan ibarettir. Maalesef bugüne kadar yapılan araştırmalarda kendisinin bir resmine dahi rastlamış değiliz.

Sayfa 6/7
 


























ÖMER PAŞA'NIN ZEVCESİ
2000 / ŞUBAT

Her ne kadar dönemin hafif müzik tarzında eserler vermiş olsa da, değil Türkiye, Avrupa’da dahi hanım bestecilerin olmadığı bir zamanda faaliyet göstermiş olan İda gerçekten de alanında bir ilk olmalıydı. Marşları eşi savaş meydanlarında çarpışırken çalınan bir hanım besteci olarak ise belki de dünya çapında bir öncülüğe sahipti. Onun bu enerjik, inatçı ve başına buyruk hayatından yola çıkarak, Avrupa’nın daha nice köşelerinde beste ve konserlerine rastlayacağımızdan şüphe yok.

 

 


* Dr. Emre Aracı, Cambridge Üniversitesi’nde müzikolog

Sayfa 7/7
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı