YÜKLENİYOR ...

























BEYOĞLU'NDA DÜNYANIN KİTABI
2000 / ŞUBAT

Dünyada olan biteni oturma odamızdaki en rahat koltuğa kurulup anında izleyebileli kimbilir kaç on yıl oldu! “Elektronik ortam”ların hayatımıza getirdiği kolaylıklar say say bitmez; bir telefon ve tuşlarla dünyanın her yerine ulaşabiliyor, istediğimiz müzeye girip, istediğimiz sanat galerisinden çıkabiliyoruz. Günlük gazeteleri de, kapıcının getirmesini beklemeden, bir sabah yürüyüşü yapıp bakkala gitmeden, yine bu elektronik ortamlar sayesinde okuyabiliyoruz. Bize, bankaya gitmeden para yatırmak, markete gitmeden alışverişi halletmek, kafede buluşmadan arkadaşlık yapmak, hatta kokusunu bile almadan aşk yaşamak gibi, öğrenmek istediğimiz her şeyi veren İnternet yakında iyice yaygınlaşacak. Bakkallar da, banka memurları da, bir insanla birlikte yaşamanın her türlü “sıkıntısı” da tarihten silinecek belki; dolayısıyla gazetelere, kitaplara da gerek kalmayacak. Hayır, hiç de öyle olmayacak. Çünkü hâlâ pek çok insan, aşkı nasıl dokunmadan yaşayamazsa, gazeteyi, kitabı da elinde tutmak isteyecek.

Sayfa 1/6


























BEYOĞLU'NDA DÜNYANIN KİTABI
2000 / ŞUBAT

Kitabı kütüphanede parmağıyla arayıp bulduktan, kapağını şöyle bir okşadıktan sonra almayı, okuyup bitirene kadar başucunda tutmayı, “saklamayı” tercih edecek. Ve o saklanan kitapların hep, yeniden alıcısı-satıcısı olacak. Tıpkı bugün olduğu gibi. Kasım ayı içinde 29. Kitap Müzayedesi’ni gerçekleştiren “Librairie de Péra”nın hikayesi, işte o saklanan kitapların ve onları seven insanların da hikayesi aynı zamanda; Türkiye’deki “eski ve nadir kitap piyasası”nın tarihçesi.

Sahaflar’ın tarihi yüzyıllar öncesine dayanıyor. 1600’lerde İstanbul’da Fransız Kralı’nın elçisi olarak gelen Antoine Galland, Kapalıçarşı’nın içindeki sahaflardan uzun uzun sözediyor. İstanbul yangınlarından birinde çarşının dışına taşınan ve bugünkü Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nı oluşturan bu esnaf, Müslüman İstanbul’un sahafları. Hıristiyan, Yahudi ve Levanten İstanbul’un sahaflar çarşısı ise Yüksekkaldırım. Karaköy’den İstiklal Caddesi’ne çıkan ünlü tarihi yokuş, o yıllarda kitapçılarla doluymuş.

Sayfa 2/6


























BEYOĞLU'NDA DÜNYANIN KİTABI
2000 / ŞUBAT
Yüzyılın başına kadar her türlü Avrupa dilinde kitaplar satılırmış orada. Librairie de Péra, Yüksekkaldırım sahaflarından günümüze kalan son örnek. Tünel’deki tarihi Galata Mevlevihanesi’nin (bugün Divan Edebiyatı Müzesi) hemen karşı çaprazında. Sondan bir önceki sahibi Talya Nomidis. Dükkan Madam Talya’ya ünlü bir Bizans arkeoloğu olan babası Miltiadis Nomidis’ten kalmış.

Şimdiki sahibi Uğur Güracar, yıllarca sabahtan akşama kadar gidip gelenle kitap sohbeti yaptığı dükkanı, 1984 yılında daha üniversite öğrencisiyken devralıyor; “kitapçı olarak işletmek” şartıyla ve içindeki üç bin kitapla birlikte. Bugün Librairie de Péra’nın portföyünde Türkçe’nin yanısıra Osmanlıca, Arapça, Farsça, İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Rumca, Ermenice, Sırpçagibi dillerde Türkiye ile ilgili 40 bin kitap, altı bin yerli, iki bin yabancı müşteri var. Dükkanın hayatında ise, kataloglama ve kütüphanecilik programları, teklif mektupları, network, blanket orders,
Sayfa 3/6


























BEYOĞLU'NDA DÜNYANIN KİTABI
2000 / ŞUBAT
uluslararası kütüphane veri tabanları, intranet, internet, web site, subscriptions, standing orders gibi kavramlar...
Eskiden lonca usulü, kapalı kapılar ardında yapılan bir meslekmiş sahaflık. 1950’li yıllarda toplumsal hayattaki değişim, büyük kütüphaneli bol odalı eski evlerin yıkılıp apartman dairesine çevrilmesine, eski eşya gibi kitapların da piyasaya dökülmesine neden olmuş. O zamanlar okkayla satılan eşya şimdi nasıl müzayedelerde milyarlarca liraya alıcı buluyorsa; artık kitaplar da aynı değeri görüyor.
Siyasal Bilgiler ve Elektronik Mühendisliği okumasına karşın 15 yıldır sahaflık yapan Uğur Güracar, hem Türkiye’nin en eski kitabevinin sahibi, hem de Türkiye’de Cumhuriyet döneminin ilk kitap müzayedesini yapan kişi.
Müşterileri artık yoldan geçen, oturup çay kahve içerek akşama dek kitap sohbeti yapan meraklılardan öte, dünyada ve Türkiye’de, Türkiye ve Yakındoğu ile ilgili araştırma yapan kişiler, kurumlar, üniversiteler, kütüphaneler.
Sayfa 4/6
 


























BEYOĞLU'NDA DÜNYANIN KİTABI
2000 / ŞUBAT
Eski ve nadir kitap satışının yanında “müzayede” yapmaya, 1985 yılında başlamış Librairie de Péra. Amaçlarının “Türkiye’de eskicilik ile bir tutulan bu ince işi bir meslek olarak kurmak” olduğunu söylüyor Güracar. Bugüne kadar beşbin kitabı meraklısına ulaştıran Librairie de Péra’nın “Antika ve Nadir Kitaplar, Yazmalar, Osmanlı Ciltleri, Gravürler, Haritalar, Resimler, Özgün Baskılar, İmzalı Kitap ve Belgeler” müzayedesinin 29.’su geçen ayın sonlarına doğru yine Pera Palas Oteli’nde yapıldı. Değerleri 10 milyonla 10 milyar arasında değişen bu kitapların ya da belgelerin en önemli yanı, çeşitli “özellikleri” nedeniyle “nadir” olmaları. Nedir bu özellikler? Güracar anlatıyor: “Malzemesine bakıyorsunuz, bilmem kaç yıl önce, X usta tarafından tabaklanmış; Z dağının keçisinin derisinden! Artık dünyada hiçbir matbaanın kullanmadığı bir hurufat kullanılmış. Bir daha kimsenin tekrarlayamayacağı bir ebru süslemeye sahip. Artık başka bir çağa ait bir kağıda basılmış. Tabii bir de zamanın yarattığı tahrifat. Hem malzemeyi, hem de malzemeyi üreten insanlarıyla o devir bitmiş.
Sayfa 5/6
 


























BEYOĞLU'NDA DÜNYANIN KİTABI
2000 / ŞUBAT

Bugün nasıl Grek heykeli yaptıramazsanız, bu kitabı da üretemezsiniz. İşte Antika Kitap!” Güracar, “İnternet üzerinden eski kitap satmak nasıl bir duygu” sorusunu cevaplıyor son olarak: “Biraz tuhaf gözükebilir ama sonuçta İnternet de insanların aradıkları kitabı bulabilecekleri bir araç sadece. Hem de çok güçlü bir araç. Değil sahaflarda bir yığın kitap içinde eşelenecek vakti, marketten alışveriş yapacak vakti bile olmayan günümüz insanının önüne, bir bilgisayar ve telefon hattı olan herhangi bir yerden, binlerce kitabı seriyorsunuz. Yazara, kitap adına, baskı yılına, yayınevine, konusuna göre aramalar yapabiliyor. Bence ne aradığını kesinlikle bilen bir kişi için bulunmaz bir nimet. Örneğin bizim de İnternet’te bir web sitemiz var ve şimdilik 25 bin eski kitabı içeriyor. Çok yakın bir gelecekte müzayede de dahil olmak üzere bütün branşlarımızı İnternet’e taşıyacağız. Ben de küçük dükkanımda sahaflık yapacağım!”

* Emel Armutçu, gazeteci.

Sayfa 6/6
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı