|
İlkokul
günlerimde Yerli Malı Haftaları olurdu. Hani
o “Yerli malı Türk’ün malı, herkes onu kullanmalı”
sloganının hakim olduğu yıllar. O günlerin bu
basit, sade kutlaması bana çok güzel görünürdü.
Ortalığı panayır havası kaplardı. Herkes evinden
meyve, kuruyemiş, kurabiye, kek vs. yiyecekler
getirir ve bunlar bir masada toplanırdı. Böylece
öğle yemeği ziyafete dönüşürdü. Masanın şeref
konuğu ise muzdu. Fakat yerli muz, çikita değil.
Belki çikita muz kadar büyük ve gösterişli değildi.
Buna karşılık lezzeti, kokusuyla bambaşkaydı
ve tadına doyum olmuyordu. Antalya’nın Gazipaşa
İlçesi Koru Mahallesi’nde muz bahçelerini dolaşırken
bu eski günleri hatırlıyorum. Burada bahçeler
genelde deniz kıyısında, tepelerin yamaçları
teraslanarak kurulmuş. Sulama zor şartlarda
yapılıyor. Dereden borularla getirilen su sırayla
bahçelere veriliyor. Gelen su, ağaçların köklerinin
üstünden geçen delikli borulara aktarılıyor.
Bu şekilde israfın önüne geçilmeye çalışılıyor.
Su borularla getirilemiyorsa tankerlerle taşınıyor
veya kuyular açılıyor.
|