|
“Mardin’i
tanımak için üç-beş gün değil, haftalar, aylar
yetmez. Burada her yapı ayrı bir dünyadır; bu
farklı dünyaların sırrını çözmek için Mardin’i
doya doya solumak gerekir,” demişti. İlerleyen
günlerde bu sözlerin doğruluğunu daha iyi kavradım.
1895 yılında Antakya Patriği İgnatios Benham
Banni tarafından Meryem Ana Kilisesi’ne bağlı
olarak yaptırılan patrikhanenin bulunduğu yapı,
aslına uygun restore edilmiş; günümüzde müze
olarak işlevini sürdürüyor. Müzede, MÖ 4000’den
günümüze değin gelmiş geçmiş uygarlıklardan,
Asur, Urartu, Helenistik dönem, Pers, Roma,
Bizans, Selçuklu, Artuklu ve Osmanlılardan kalma
keramikler, damga ve silindirik mühürler, sikkeler,
kandiller, figürinler, gözyaşı şişeleri, takılar
sergileniyor.
Mardin’in içinden geçen tek karayolu, kenti
‘U’ biçiminde dolaşır. Bu karayolu aynı zamanda
kentin ana caddesidir. Bu ana caddeden yan yollara,
sokaklara araçlarla çıkılamaz.
|