|
Yahya Kemal’in deyimiyle “sayfiyedeki payitaht”,
fethinden itibaren her geçen gün daha da güzelleşerek
sultanlardan reayaya herkesin dünyadaki cenneti
olmuştur. Ama bu cennetin mabetleri, tarihî
yarımadadakiler gibi göze çarpan yapılar olmamışlardır.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın anlatımıyla bunlar;
“Beyazıd, Süleymaniye, Sultanahmet gibi kendi
nizamını kabul ettiren bir saltanat değildi.
Bunlar şehrin mahremiyetinde adeta eriyip ona
karışmış hissini veren küçük camilerdir.” Zaman
içinde damla damla oluşmuş camileri minareleri
olmasa civarlarındaki evlerden ayırdetmeniz
neredeyse olanaksızdır.
Büyük çoğunluğu o yöreye Müslüman yerleşimini
başlatmak amacıyla kurulmuş onlarca cami, bugün
birkaçı hariç belleri bükülmüş, yaşlı ama bilge
dedeler gibi ilgi bekliyor. Üsküdar’dan Beykoz’a,
Kuruçeşme’den Sarıyer’e kadar olan turumuza
başlayalım isterseniz.
|