YÜKLENİYOR ...

























ANADOLU'DAKİ İLK YEDİ KLİSE
2000 / ŞUBAT
Bugün üzerinde yaşadığımız ve Türkiye Cumhuriyeti olarak adlandırdığımız bu topraklar kültür, tarih ve doğa açısından akıllara sığmayacak derecede zengin bir çeşitliliği barındırıyor. 2000 yılına girdiğimiz şu günlerde tarihsel zenginliğimizin, rengârenk çeşitliliğin evrensel anlamda önem taşıyan bir bölümünü gözler önüne sermek istedim.

Hıristiyanların kutsal kitabı İncil’in ikinci bölümü Yeni Ahit olarak adlandırılır. Bu ikinci kitabın son bölümü de Küçük Asya Havarisi diye tanınan Havari Yuhanna’nın vahiylerini bildirir ve bu kısımda esas olarak dünyanın sonu, mahşer günü gibi kavramlardan söz edilir. İşte bu kitapta adı geçen ve kendilerine mesajlar yollanan yedi kilise, Hıristiyanlığın ilk kiliseleri olarak kabul görürler ve yedisi de Türkiye sınırları içindedir.

Kutsal Kitap’ın ikinci bölümünün son kısmı “Yuhanna’nın Apokalips”i diye tanınır ve bazı durumlarda bu “apokalips” sözcüğü mahşer gününe eşanlamlı olarak kullanılır.
Sayfa 1/6


























ANADOLU'DAKİ İLK YEDİ KLİSE
2000 / ŞUBAT

Bu kısımda kullanılan simgeler de ilginçtir. Yedi Kollu Şamdan aslında bir Musevî simgesi olmakla birlikte burada Küçük Asya’nın yedi kilisesini, yedi yıldız da bu kiliselerin meleklerini ya da daha somut bir ifadeyle kiliselerin rahiplerini belirtir. Hz. İsa, Havari Yuhanna’ya görünür ve bu yedi kiliseye iletilmek üzere “mesajlar” verir. Kutsal Kitap’ta yer alan önem sırasına göre bu yedi kilise, Efes (Selçuk), İzmir, Bergama, Thyateira (Akhisar), Sardes (Salihli), Philadelpheia (Alaşehir) ve Laodikeia (Goncalı)’da bulunmaktadır.

Burada kilise sözcüğü, bir “bina”dan ziyade bir “topluluk” anlamındadır. İlk dönemlerde Hıristiyanlar, çıkarları sarsılan Musevî ve çok tanrılı toplumların baskısı altındaydı. O günlerde ayinlerini yapmak için dağlarda, mezarlıklarda, katakomplarda gizli gizli toplanan yeni din taraftarlarının, Küçük Asya’nın en küçük kentinde bile adeta adres belirtir gibi belirli bir kilisede bir araya gelmeleri düşünülemezdi elbet.

Sayfa 2/6


























ANADOLU'DAKİ İLK YEDİ KLİSE
2000 / ŞUBAT
Özellikle “apokalips”in yazıldığı dönem, 95 yılına doğru, İmparator Domitianus’un en ağır işkence ve cezaları uyguladığı dönemdi. Buradaki kiliselerin sayısı da ilginçtir. İlk yedi kilise olması aslında bu “yedi” sayısının önemini yansıtan bir olgudur.

Bütün dinlerin ya da inanışların kutsal saydığı sayılar vardır; bir, üç, dört, yedi, dokuz, on iki, otuz üç, kırk gibi. Göklerin yedi kat olması, Yedi Uyurlar mağaraları, Mısır’daki piramitlerin kare ve üçgen şekillerinden oluşması, haftanın yedi gün sürmesi, Yedi Kollu Şamdan gibi inanışlar ve kavramlar bu yedi sayısının önemini hemen gözler önüne seriyor.
İmparatorluğun başkenti Roma ve yakın çevresi ilk Hıristiyanlara daha çok siyasal nedenlerle, Kudüs ve Kutsal Topraklar çevresi de ekonomik nedenlerle iyi gözle bakmamaktaydı. Buralarda yoğun bir baskı ve tehlike vardı. Oysa imparatorluğun Asya eyaleti, yani Küçük Asya bu her iki çevreden de uzakta, özel konum ve özel koşulların sağladığı göreceli bir rahatlık içindeydi.
Sayfa 3/6


























ANADOLU'DAKİ İLK YEDİ KLİSE
2000 / ŞUBAT

Bu zenginlik ortamında ezilenlerin çok olması, tüm dünyanın bütün dinlerinin kaynaşıp karşılıklı hoşgörü ya da vurdumduymazlıkla bir arada bulunması, siyasal ayrıcalıklar ve baskı merkezlerinden göreceli uzaklık bu yeni dinin aynı kara parçası üstünde, Küçük Asya’da, yani Anadolu’da daha bir kolaylıkla yayılmasında ve ilk kilise topluluklarının oluşmasında rol oynamıştı. Gelin, Kutsal Kitap’ta yer alan sıralamayı tersinden izleyerek bu kiliselerin sonuncusundan başlayıp Ege kıyılarına ulaşalım.

Yedinci kilise, MÖ 3. yüzyılda II. Antiokhos tarafından Laodikeia’da kurulmuştu. Bugün Denizli ilini Hierapolis/Pamukkale örenine bağlayan yoldan sola saparak da ulaşılan antik kent, Goncalı tren istasyonuna yakındır. Yakınındaki doğal su kaynaklarıyla Hierapolis’in bir termal tedavi merkezi ve Apollon tapınağıyla bir kehanet noktası olduğu dönemlerde, Laodikeia doğu ve güneyden gelen ticaret yollarının birleştiği konumda Ege kıyılarının en uzaktaki ticaret merkezi olarak önem kazanmıştı.

Sayfa 4/6


























ANADOLU'DAKİ İLK YEDİ KLİSE
2000 / ŞUBAT

Kentte önemli bir Musevi nüfusun yaşaması, politik merkezlerden uzak olması, çok farklı din ve inanışa sahip kozmopolit yapısı ilk Hıristiyanların etkin bir duruma gelmesine olanak tanımıştır. Altıncı kilise Bergama (Pergamon) Kralı II. Attalos tarafından kurulduğu kabul edilen Philadelpheia’dadır.

Bugün Alaşehir olarak tanınan bu antik kent, zamanında Küçük Asya’nın batı bölgeleri ile iç bölgeleri arasında bir geçiş kapısı olarak ticaret dünyasında önemli bir yer edinmişti. Beşinci kilisenin bulunduğu Sardes kenti Küçük Asya’nın en önemli antik yerleşim merkezlerindendir. Tarihte “modern” anlamda, altın ve gümüş karışımı olan elektron ilk para MÖ 6. yüzyılda bu kentte basılmıştır. Günümüzde Salihli ilçesi yakınlarında bulunan antik kentte ve anayolun her iki tarafında yer alan kalıntılar arasındaki “sinagog”un ve Artemis Tapınağı’nın (MÖ 3. yüzyıl) boyutları bu kentin önemi hakkında fikir verir.

Sayfa 5/6


























ANADOLU'DAKİ İLK YEDİ KLİSE
2000 / ŞUBAT

Dördüncü kilisenin bulunduğu Thyateira (Akhisar) yün ve deri işlemesi, boyacılığı ve bronz üretimiyle önem kazanmıştı.

 

 

 

 

* Tunca Varış, yazar - Fotoraf İzzet Keribar.

Sayfa 6/6
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı