YÜKLENİYOR ...

























MISIR ÇARŞISI
2000 /ARALIK
Batı insanının zihninde Şark'ın en mahrem ve en manalı izlerini taşıdığı yer olarak bilinse de; Doğu'nun tüm mistisizmi, renkleri ve en önemlisi yaşam sırları Mısır Çarşısı'nda pazara çıkar. Yüzyıllarca derdine deva bulamayanların deva ısmarladığı ve umut bağladığı bir mekân olarak, çarşının zihinlerdeki işlevi hâlâ dipdiri durur.
Mısır Çarşısı, yapıldığı günden bugüne İstanbul'u ziyarete gelen yerli ya da yabancı turistlerin mutlaka uğradıkları mekânların başında gelir. Her ne kadar ilk bakışta klasik Osmanlı çarşılarından biriymiş gibi görünse de; gerek dükkânlarının durumu, gerekse yapısı itibariyle İstanbul, Edirne ve Bursa'daki diğer çarşılardan farklıdır. Mısır Çarşısı'nda önce eyvanlar sıralanır, sonra her eyvanın gerisinde onun iki katı büyüklüğünde odalar yer alırdı. Drog kaplarının sıralandığı ön dükkân satış için, bu dükkâna yapışık vaziyette bulunan arka bölüm ise depo ve imalathane olarak kullanılırdı.
Sayfa 1/6


























MISIR ÇARŞISI
2000 /ARALIK

Bugün daha elverişli hale getirmek için bu durum değiştirilmiştir. Eminönü Kapısı (ana kapı), Balıkpazarı Kapısı (Tahmis Kapısı), Ketenciler Kapısı (Tahtakale'ye çıkan kapı), Çiçekpazarı Kapısı, Yenicami Kapısı ve Bahçe Kapı (Haseki Kapısı) denilen, ikisi büyük, altı kapıdan oluşan Mısır Çarşısı, kendisinden öncekilerin aksine ahşaptan değil, taş ve tuğladan yapılmıştır. "L" biçimindeki kolların kesiştiği noktada bir dua kubbesi, bir de ezan okunan yer vardır.

İki büyük kolun uçlarındaki ana girişler, altı revaklı iki katlı yapı olarak biçimlendirilmiştir ki; bunlardan biri esnaf arasındaki uyuşmazlıklara, diğeri ise esnaf ile müşteri arasındaki anlaşmazlıklara bakan ticaret mahkemesiydi.III. Mehmed Dönemi'nde yapımına başlanan ve 1663'te Osmanlı padişahı IV. Mehmed'in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından Mimar Mustafa Ağa'ya bitirtilen Yeni Cami Külliyesi'ndeki Mısır Çarşısı, ilk dönemlerde "Yeni Çarşı" ve "Valide Çarşısı" olarak da anılırdı.

Sayfa 2/6


























MISIR ÇARŞISI
2000 /ARALIK
İstanbul'un klasik üslupta yapılan en güzel çarşılarından biri olan ve arasta düzeniyle "L" şeklinde inşa edilen Mısır Çarşısı, tarihi işlevini ise 18. yüzyılın başlarında kazanmıştır.
Çarşıda satılan drog ve baharatın Mısır yoluyla gelmesi, bir de Mısır'dan gelen gemilerin Mısır Çarşısı'nın önünde mal indirmesinden dolayı, önce halk diline sonra da resmi literatüre Mısır Çarşısı olarak girmiştir. İlk zamanlar çarşıda 49'u aktarlara, geri kalan kısmı ise pamukçu ve yorgancı esnafına tahsis edilen 100'e yakın dükkân yer alıyordu. 1870'li yıllarda İstanbul'da bulunan ünlü İtalyan gezgin Edmondo d'Amicis, Mısır Çarşısı'nı şu cümlelerle anlatmıştı: "Çarşıya girer girmez, insanın burnuna öyle keskin bir nebat kokusu çarpar ki, neredeyse gerisin geriye dönülür. Burası Hindistan, Suriye, Mısır ve Arabistan'dan gelip odalıkların ellerini, yüzlerini boyayan, evlere, hamamlara, ağızlara, sakallara ve yemeklere güzel kokular veren, yorgun paşalara kuvvet kazandıran, bedbaht zevceleri yatıştıran her türlü baharatın toplandığı Mısır Çarşısı'dır."
Sayfa 3/6
 


























MISIR ÇARŞISI
2000 /ARALIK
Osmanlı aktar (attar) geleneğinde Mısır Çarşısı'nın önemli bir yeri vardı. Aktarlar, Osmanlı halkının gözünde önemli kimselerdi. Usta-çırak yöntemi ile yetişen aktarlar, burada yalnızca şifa bitkileri satmaz, bir çeşit halk hekimliği de yapardı. Aktarlarda bulunan ve ancak dükkân sahibinin bilebileceği türlü türlü nebatlar, kurutulmuş çiçekler, şaplar, tohumlar, ağaç kabukları ve kökleri birer deva kaynağıydı.

Bir taraftan usulüne uygun olarak kurutulmuş adaçayı, biberiye, boruçiçeği, hatmi, kekik, kudretnarı, menekşe, oğulotu, reyhan, sater, ısırganotu, kenevirotu ve mahlebi satışa sunarken; diğer taraftan da binbir türlü derde deva olacak reçeteleri hazırlarlardı. Çeşit çeşit baharatlar ve şifalı otların yanında; evlere, iş yerlerine ve kişilere has güzel kokuları esans haline getirmek de aktarların işiydi.
Sayfa 4/6


























MISIR ÇARŞISI
2000 /ARALIK
Bugün yalnızca dokuz aktar dükkânının kaldığı, bir bölümü de aktardan çok baharatçı olan Mısır Çarşısı'nın yeni evsahipleri arasında kuyumcu, mobilyacı, kasap, kuruyemişçi, tuhafiyeci, sepetçi, parfümeri ve tatlıcılar bulunuyor. Özellikle de kuruyemişçilerin Mısır Çarşısı'nda önemli bir yeri var. Ünlü Antep fıstığı, badem, fındık, incir, kuru üzüm, kuru şeftali ve hindistancevizinin onlarca cins ve çeşidi dükkânların raflarını süslüyor.

Şarküterilerde ise rengârenk kavanozlarda binbir çeşit reçel; ayva, vişne, kayısı, çilek, incir... Birbirinden leziz peynirler; beyaz peynir, kaşar peyniri, dil peyniri, kaymak peyniri, tulum peyniri. Sucuk, salam, pastırma ve bal çeşitleri de unutulmamalı tabii. Unkapanı tarafındaki dış cephede bulunan balıkçılar da Mısır Çarşısı'nın daimi misafirlerinden.
Sayfa 5/6
 


























MISIR ÇARŞISI
2000 /ARALIK

Mısır Çarşısı'nın Eminönü yönündeki ana girişinin üst tarafında yer alan Pandeli Lokantası ise yüz yıllık geçmişi ile Türk mutfağından tatlar sunarken duvarlarına asılı kupürlerle de tarihe yolculuk yaptırıyor. Pandeli'nin hem İmparatorluk hem de Cumhuriyet dönemlerindeki en ünlü müdavimi ise Mustafa Kemal Atatürk'tü. Edebiyatımızın iki ünlü siması Yahya Kemal Beyatlı ile Ahmet Hamdi Tanpınar da Pandeli'yi sık ziyaret edenler arasındaydı.

Bugün evcil hayvan satıcıları ve özelikle de kuşçu esnafı, sığınacakları yer olarak yine tarihi Mısır Çarşısı'nı seçiyor. Çarşının Yeni Cami'ye bakan cephesine açtıkları küçük dükkânlarda hayatlarını sürdürüyorlar. Evcil hayvan dükkânlarının yanında bulunan çiçek ve fide satıcıları da çarşıya ayrı bir renk katıyor.

* Abdullah Kılıç, gazeteci.

Sayfa 6/6
 































Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı