YÜKLENİYOR ...

























OSMANLI SARAYINDA BAYRAM
2000 / OCAK

Eski İstanbul’da, bayramların en görkemli yaşandığı mekan Topkapı Sarayı idi. Teşrifat-ı Kadime denilen saray protokolü gereği Ramazan içinde düzenlenen dinî törenlerin yanısıra bayramdan üç gün önce başlayıp bayram günleri boyunca süren saraya özgü şaşaalı kutlamalar yapılırdı.

Ramazan ayı ve izleyen üç günlük bayram, Osmanlı payitahtı İstanbul’u ve saray seremonisini renklendiren önemli bir süreçti. Daha Ramazana girmeden, padişahın dindarlık ve iyilikseverliğini vurgulamak amacıyla yoksullara sadakalar dağıtılır; bereketli, güvenli, dinsel doyumlu bir oruç ayı geçirilmesi için önlemler alınır; kente daha fazla zahire, meyve, sebze, canlı hayvan getirtilmesi sağlanır; büyük camilerin avlularına yemiş, şarküteri, baharat, şekerlemeden mum, fener, kandil çeşitlerine, kapamacı işi hazır giysilere, kumaş çeşitlerine, kitaplara, oyuncaklara kadar akla gelen her şeyin pazarlandığı “Ramazan sergileri” açılırdı.

Sayfa 1/8


























OSMANLI SARAYINDA BAYRAM
2000 / OCAK

Her aile kendi ekonomik düzeyine göre Ramazan ve bayram hazırlıklarını tamamlar; kutsal ayın teravih sonrası-sahur öncesi arasındaki saatler, Direklerarası’ndan Aksaray’a, Tepebaşı’ndan Beyoğlu’na uzanan iki ana eksende yoğunlaşan eğlencelere ayrılırdı. Bir ay boyunca İstanbul’u saran coşku, üç günlük bayramla doruğa ulaşır; bir Ramazan ve bayram daha belleklerde tatlı anılar, anekdotlar bırakır; olağan günlere dönülürdü.

Her aile kendi ekonomik düzeyine göre Ramazan ve bayram hazırlıklarını tamamlar; kutsal ayın teravih sonrası-sahur öncesi arasındaki saatler, Direklerarası’ndan Aksaray’a, Tepebaşı’ndan Beyoğlu’na uzanan iki ana eksende yoğunlaşan eğlencelere ayrılırdı. Bir ay boyunca İstanbul’u saran coşku, üç günlük bayramla doruğa ulaşır; bir Ramazan ve bayram daha belleklerde tatlı anılar, anekdotlar bırakır; olağan günlere dönülürdü.

Sayfa 2/8


























OSMANLI SARAYINDA BAYRAM
2000 / OCAK
Eski İstanbul, hatta İslam dünyası ölçeğinde, Ramazan ve bayramların en yoğun ve görkemli yaşandığı mekansa Saray-ı Amire (Topkapı Sarayı) idi. Teşrifat-ı kadime denilen saray protokolü gereği Ramazan içinde düzenlenen Hırka-i Saadet ziyareti, Baklava alayı, Kadir alayı gibi dinsel-geleneksel ikincil törenlerden ayrı olarak bayramdan üç gün önce başlayıp bayram günleri boyunca aksatılmayan bir dizi gelenek, saraya özgü törenler, kutlamalar sözkonusuydu. “Tehniyye-i iydiyye” (bayram kutlamaları) denilen bu program, arife muayedesi (arife bayramlaşması), muayede resm-i hümayunu (bayramlaşma töreni), alay-ı iyd (bayram alayı) olmak üzere üç aşamalıydı.

Arife muayedesi, Ramazanın 27. günü şeyhülislamın Paşakapısı’nda sadrazamı kutlamasıyla başlar; o gün ve ertesi gün boyunca vezirler, devlet ricali, Ocak ağaları sadrazamı ziyaret ederlerdi. Ramazanın son gününde ise sarayda arife divanı yapılırdı.
Sayfa 3/8


























OSMANLI SARAYINDA BAYRAM
2000 / OCAK
O gün öğle namazından sonra, divan çavuşları, tören giysili ve ellerinde uzun âsaları olduğu halde Divanhane’nin (Kubbealtı) önünde saf tutarlar;bunların arkasında padişahın, hazine değerinde rahtlarla donatılmış binek atları ve üniformalı Has Ahır saraçları sıralanır; ikindi namazından sonra Mehterhane’nin “nöbet” (marşlar) çalmaya başlamasıyla Divanhane’de sadrazam, divan üyelerinin; Arzodası önüne konulan sedef işli Arife tahtına oturan padişah da Birun ve Enderun halklarının (saray görevlileri), Ocak ağalarının kutlamalarını kabul ederler; bayram ihsanlarında bulunurlardı. Arife divanından sonra padişahın, silahdar ağanın hediye ettiği ata binerek Hasbahçe’de kısa bir gezinti yapıp bahçe köşklerinden birinde dinlenmesi, iç oğlanlarının müsabakalarını izlemesi gelenekti.

Padişah, bayram gecesini Hasoda’da geçiririrken gece yarısından sonra, Mehterhane nöbetler çalmaya başlar; önce sadrazam daha sonra kubbe vezirleri, divan üyeleri,
Sayfa 4/8
 


























OSMANLI SARAYINDA BAYRAM
2000 / OCAK
şeyhülislam ve ulema, Kubbealtı’na gelip sadrazamı kutlarlar; sabah namazını Ayasofya hatibinin imamlığında Divanhane’de kılarlar; namazdan sonra, sarayın tören kapısı olan Babüssaade önünde yapılacak muayede resm-i hümayunu için dışarı çıkıp revaklar altında protokol sırasına girerlerdi.

Diğer yandan, muayede (bayramlaşma) için İçhazine’den çıkartılan altın kaplamalı, mücevher işlemeli merasim tahtı, saray halıları, al serendazlarla (ipek yolluklar) bir tören salonu gibi donatılan “Saçak Altı”na konulurdu. Padişah ise Enderun avlusundaki Ağalar Camii’nde sabah namazını kılıp Enderun ağalarının kutlamalarını kabul ettikten sonra büyük bayramlaşma için, Babüssaade ağası ve Enderun ileri gelenleriyle dışarı çıkar; bu sırada “alkışçı” denen koro, “Aleyke Avnullah! Padişahım çok yaşa!” vb. alkış sözlerini yinelerler; Nakibüleşraf efendinin duası bitince yine alkışla padişah tahta oturur; Darüssaade ağası ve silahdar ağa arkasında yer alırlar; muayede resm-i hümayunu (padişahla bayramlaşma) başlardı.
Sayfa 5/8
 


























OSMANLI SARAYINDA BAYRAM
2000 / OCAK

Divanhane avlusunu kuşatan revakların altında ve önünde yerlerini almış bulunan protokole dahil kişilerin teşrifat kuralları gereği tahtın önüne gelip padişahı kutlamalarının sırası ve bir dizi kuralı vardı. Önce padişahın hocası, sonra sırasıyla Kırım hanzadeleri, kapıcıbaşılardan mir-i âleme değin saray görevlileri, sonra sadrazam ve vezirler, şeyhülislâm, kazaskerler, büyük müderrisler; yeniçeri ağası ve kapıkulu ocakları ağaları, tören düzenini bozucu en basit bir yanlışlığa yer vermeksizin teşrifatî efendinin (protokol müdürü) yönetiminde, konumlarına göre belirlenmiş “saçak öpme”, “etek öpme”, “musafaha” ve “yer öpme” tarzlarından biriyle kutlamada ve saygı sunuşunda bulunurlardı.
Bayramlaşmanın en ilginç sahnesi, vezir-i âzamın Kubbealtı önünden çavuşbaşıların eşliğinde hareketle kürkünün sağ yenini eliyle tutarak alana girmesi, üç adım ilerleyip diz çökerek yer öpmesi, bunu üçer adımda üç kez yinelemesi, tahta yaklaşınca ayağa kalkan padişahın önce sağ, sonra sol ayağını öpmesiydi.

Sayfa 6/8
 


























OSMANLI SARAYINDA BAYRAM
2000 / OCAK

Harem dairesine geçen padişah, annesi, hasekileri, çocukları ve harem kadınlarıyla bayramlaşır; bayram alayı için kıyafet değiştirirdi. Bu sırada, sarayın Alay Meydanı’nda da rikâb alayı ya da mevkib-i hümayun denilen, görkemli kortej hazırlanırdı. Mirahor ağa ile üzengi ağalarının Haremin Taht Kapısı önüne getirdikleri ata binen padişah, Babüsselâm’dan çıkıp kortej ortasında yerini alır; alkışlar ve dualarla bayram namazının kılınacağı camiye hareket ederdi. Bayram namazını caminin hünkâr mahfilinde kılan padişah, yine alayla saraya dönerdi. Kurban Bayramı’nda, Hasoda önünde padişah için 9 koç kurban edilmesi de âdetti. Bayram günlerini saray köşklerinde geçiren padişah ve ailesi için türlü eğlenceler; havalar güzelse Boğaziçi köylerine geziler düzenlenirdi.

Osmanlı Hanedanı’nın 19. yüzyıl ortalarına doğru Beşiktaş-Ortaköy saraylarına taşınmasından sonra, saray bayramlarına alafranga âdetlerin de eklendiği saptanıyor.

Sayfa 7/8
 


























OSMANLI SARAYINDA BAYRAM
2000 / OCAK

Bu son dönemde, resmi bayramlaşma töreni “Muayede Sofası” (salonu) denilen büyük kapalı mekanda yapılırken harem kadınları bu töreni kafesli galerilerden, bayram alayını ise kapalı saltanat arabalarından izleyebilmekteydiler. Muayededen sonra harem dairesine geçen padişah, Valide Sultan Sofası’nda, haremin kadın şefleri olan hazinedar usta ve yardımcıları tarafından karşılanır; müzisyen cariyelerden oluşan orkestra marşlar çalarken padişah da annesi, kızları, kadınefendileri, ikbâlleri ve cariyelerle bayramlaşır; hazinedar usta, futalarla getirilen altın ve gümüş paraları serperdi. Akşam, Muayede Sofası’nda hanedanın tüm bireylerinin davetli olduğu ve kadınlarının son moda tuvaletlerle katıldığı balo-kokteyl-konser karışımı bir suare verilir; izleyen gün ve gecelerde de sarayda orta oyunu, tiyatro, konser, köçek, çocuklar için hokkabaz, karagöz ve kukla gösterileri yapılırdı.

* Necdet Sakaoğlu, yazar.

Sayfa 8/8
 


























Bir önceki konu başlığı Bir sonraki konu başlığı